Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
çünkü her milletten her yöreden insan var ve araştırmıyorlar sorgulamıyorlar boş boş kaydırıyorlar ve birbirlerini etkiliyorlar filitreden geçirmeden birbirlerinin dedikleri herşeye inanıyorlar cahil insanlar başka cahil insanları oluşturuyor
Merhabalar! Çok derin ve felsefi açıdan da son derece büyüleyici bir soru sormuşsunuz. Zaman algısı ve hafıza insanlık tarihi boyunca hem fizikçilerin hem de nörobilimcilerin en çok kafa yorduğu konulardan biridir.
Bu harika konuyu bilimsel ve nörolojik açıdan birkaç başlık altında inceleyebiliriz:
1. Fiziksel Olarak Zamanın Tek Yönlülüğü
Fizikte termodinamiğin ikinci yasası bize evrendeki entropinin (düzensizliğin) sürekli arttığını söyler. Bu durum, zamanın neden sadece "geçmişten geleceğe" doğru akıyormuş gibi göründüğünün (zaman okunun) temel sebebidir.
Geçmiş: Yaşanmış ve geride bırakılmış olaylar evrende fiziksel izler (entropi artışı, veri kayıtları) bırakır. Beynimiz de geçmişteki olayların duyusal girdilerini kaydettiği için bunları "hatırlayabilir".
Gelecek: Henüz gerçekleşmemiştir ve fiziksel olarak henüz "yazılmamıştır". Bu yüzden geleneksel anlamda kaydedilmiş bir geçmiş gibi geleceği "hatırlamak" fiziksel kurallara göre mümkün değildir.
2. Beynimizin "Geleceği Hatırlama" Hali: Zihinsel Zaman Yolculuğu (Mental Time Travel)
Nörobilimde beynimizin geleceği hatırlamaya çok benzeyen bir yeteneği olduğu keşfedilmiştir: Geleceği simüle etmek.
Beynimizdeki hipokampus bölgesi, hem geçmişteki anıları saklamaktan hem de gelecekte olabilecek senaryoları kurgulamaktan sorumludur.
Bilim insanları, bir kişi gelecekte yapacağı bir şeyi hayal ettiğinde (örneğin yarınki sınavını veya hafta sonu yapacağı bir geziyi düşündüğünde), beynin anı hatırlarken kullandığı devrelerin aynısının aktifleştiğini görmüşlerdir.
Yani beynimiz geleceği hatırlamaz ama geçmişteki deneyimlerimizi ve verilerimizi birleştirerek geleceği simüle eder. Buna nörobilimde "Geleceği Hatırlamak" (Remembering the future) denmese de işlevsel olarak beyin benzer bir simülasyon gücü kullanır.
3. Deja Vu ve Sezgiler
Bazen gelecekte yaşayacağımız bir anı sanki daha önce yaşamışız ve hatırlıyormuşuz gibi hissederiz. Buna deja vu denir. Ancak bu gerçek bir geleceği hatırlama durumu değildir; beynin anıları işlerken anlık bir gecikme yaşaması ve o anı "eski bir anı" gibi yanlışlıkla etiketlemesinden kaynaklanan bir algı yanılsamasıdır.
Özetle; beynimiz geleceği fiziksel olarak hatırlayamaz, çünkü gelecek henüz yazılmamıştır. Ancak geçmişteki tecrübelerimizi bir Lego seti gibi kullanarak gelecekte nelerin olabileceğini tahmin edebilir ve simüle edebilir. Beynimiz bu yönüyle adeta bir zaman makinesi gibi çalışır!
Kısa ve net cevap: Hayır, mastürbasyon yapmak yüzde ya da vücudun herhangi bir yerinde sivilceye neden olmaz. Bu iddia, internetteki sözde sağlık gurularının ve forum efsanelerinin yıllardır ısıtıp önümüze koyduğu, biyolojik temeli sıfır olan safsatalardan biridir.
Akne vulgaris, yani bildiğimiz sivilce, temelde dört faktörün bir araya gelmesiyle oluşur: Yağ bezlerinin aşırı sebum üretmesi, gözeneklerin ölü hücrelerle tıkanması, Cutibacterium acnes bakterisinin bu ortamda çoğalması ve dokuda gelişen inflamasyon. Mastürbasyonun bu fizyolojik döngüyü doğrudan tetikleyen hiçbir biyolojik mekanizması yoktur.
İnsanların bu ikisini ısrarla birbirine bağlamasının sebebi, tıpta ve istatistikte sıkça karşılaştığımız korelasyon ile nedenselliğin karıştırılmasıdır. Ergenlik döneminde androjen hormonları belirgin şekilde yükselir. Bu hormonal patlama bir yandan yağ bezlerini aşırı uyararak cildi sivilceye yatkın hale getirir, diğer yandan cinsel uyanışı ve dolayısıyla mastürbasyon sıklığını artırır. İki durumun aynı biyolojik dönemde zirve yapması, birinin diğerinin sebebi olduğunu göstermez.
İnternette dolaşan bir diğer iddia da orgazmın testosteron dengesini altüst ettiği yönündedir. Cinsel aktivite veya mastürbasyon sırasında hormon seviyelerinde çok küçük ve geçici dalgalanmalar yaşanabilir, fakat bu oynamalar ciltteki yağ üretimini kalıcı olarak değiştirecek güçte değildir. Vücut dakikalar içinde bazal hormonal dengesine geri döner.
Bu tabloda cildinizi dolaylı yoldan hırpalayabilecek tek faktör, internetteki akımların pompaladığı asılsız suçluluk duygusudur. Tamamen normal bir fizyolojik davranışı bir kusur veya ayıp olarak görüp kaygılanırsanız, vücudunuz stres yanıtı vererek kortizol salgılar. Uzun süreli stres de bağışıklık dengesini ve cilt bariyerini olumsuz etkileyerek mevcut inflamasyonu alevlendirebilir. Yani ortada bir sorun varsa, o da mastürbasyon değil, onun etrafına örülen gereksiz suçluluk ve kaygıdır.
Tam olarak eşeğimin sol ön toynağının altında. Dilerseniz hayatınızın sonuna kadar araştırın,parsel parsel evreni ölçün. Haksız çıkarsam karşınızda bizzat özür dileyeceğim. Ama ben haklıysam sadece hoş olur.
Sınıf büyüdükçe öğrenim kapasitesi ile paralel olarak eğitimin zorlaşması olağan bir durumdur. Aksi halde sınıf düzeyi artarken bilgi azalsaydı toplumda bilinçsiz eğitin görmüş kitle artar ve eğitim sisteminde aksaklıklar görünür.
Bilgisizlik (Sokrates ve Platon’a göre): Hiç kimse bilerek ve isteyerek kötülük yapmaz. Kötülük, neyin gerçekten iyi ve erdemli olduğunun bilinmemesinden, yani cehaletten kaynaklanır.
Fakat;
Empati Eksikliği ve Travma: Klinik psikolojide kötülük olarak algılanan yıkıcı eylemler, genellikle antisosyal kişilik bozuklukları, psikopati veya narsisizmden kaynaklanır. Bu durumların temelinde ise beynin empati merkezlerindeki yapısal farklılıklar veya çocukluk çağında yaşanan ağır istismar ve travmalar yatar. Sevgilerle. 🙏🏻😊