Puan Ver
2
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Wuhan'daki koronavirüs neden bu kadar çok yayıldı? SARS'ın yakın kuzeni olduğu söyleniyordu, neden ondan çok daha fazla bulaşıyor?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

SARS-CoV-2, meşhur SARS hastalığına neden olan SARS-CoV'un yakın bir kuzeni olsa da tıpatıp aynı virüs değil. Dolayısıyla temel karakteristikleri büyük oranda aynı olsa da belli başlı farklar beklemekteyiz. Bulaşıcılığı da bunlardan birisi.

Virüs, Ebola gibi virüslerin aksine vücut sıvıları yoluyla değil, solunum yoluyla, insandan insana bulaşıyor. Üstelik virüs, henüz "kuluçka" evresindeyken, yani bulaştığı kişilerde semptomlar belirmeden önce diğer insanlara da bulaşabildiğinden endişe ediliyor. Benzer şekilde, her hasta, hastalığı benzer şiddet ve semptomlarla geçirmiyor; dolayısıyla daha az şiddette geçirenler hastanelere başvurmayabilir ve hastalığın yayılmasına sebep olabilirler. Bunlar çok tehlikeli, çünkü karantina ve önlem ihtimalini neredeyse yok ediyor. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi (CDC), şu anda kuluçka öncesi bulaşmaya yönelik kanıt olmadığını ileri sürüyor.

Virüsün temel üreme sayısı (R0) olarak bilinen özelliğinin 1.4-2.5 arasında olduğu düşünülüyor; yani virüsün bulaştığı her bir kişi, kendisinden başka ortalamada 1.4 ila 2.5 kişiye (ya da kabaca 1-3 kişiye) bulaştırabiliyor. Bu sayı, MERS salgınında görülen 0.7 civarındaki temel üreme sayısından epey büyük. SARS için bu değer 2-5 arasıydı ve bu salgın sırasında 8000 insan hastalanmış ve en az 774 ölüm yaşanmıştı. Ayrıca SARS-CoV-2'nin zincir halinde 4 kişiye kadar bulaşabildiği hesaplanıyor.

Bu veriler önemli, çünkü bundan yola çıkarak salgının küresel bir krize dönüşüp dönüşmeyeceği, eğer dönüşecekse de bu şekilde bir salgına dönüşmesinin önüne geçmek için virüsün bulaşıcılığının ne kadar önlenmesi gerektiği tespit edilebiliyor. Bir virüsün küresel salgına dönüşebilmesi için R0 değerinin 1'den büyük olması gerekiyor. Bu nedenle MERS çok ciddi bir küresel salgına dönüşmemişti; ancak SARS dönüşmüştü. SARS-CoV-2'nin 1.4-2.5 düzeyindeki değeri, küresel salgın ihtimaline işaret ediyor - ki gidişat da o yönde. Buna ek olarak, an itibariyle eldeki veriler, virüs bulaşabilirliğinin en az %60'ı bloke edilmezse, salgının önüne geçemeyeceğimizi gösteriyor.

Hastalığın nasıl bulaştığı önemli, çünkü SARS ve MERS salgınlarında her hasta eşit derecede bulaştırıcı değildi; bazı hastalara süperbulaştırıcı adı verilmişti çünkü çok daha fazla insana, çok daha hızlı bir şekilde virüsü bulaştırabiliyorlardı. Eğer SARS-CoV-2 için de böyle bir durum varsa, bu kişilerin erken tespiti büyük önem arz edebilir.

Teşekkür Et (2)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
120
Başar Gürol
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et (2)
mesela zamanda oynama yapmak,tarihi değiştirmek,akışı ile oynamak yani zamanda ileri-geri gitmek yada zamanı dondurmak farklı bir boyut yaratabilir mi ya da bu olduğunda boyut nasıl etkilenebilir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

3 fiziksel boyutun üstünde, onları kapsayan 4. boyutun zaman olduğu düşünülmekte. Teknik olarak, mekanda nasıl hareket edebiliyorsak, zamanda da hareket edebiliyor olmamız gerekirdi boyutlar açısından. Ancak kütleye sahip olmanın sonucu olarak zaman akışına mahkumuz. Biliyoruz ki fizik kuralları zamanın akışından bağımsızdırlar. Aslında zamanın neden ileri doğru aktığını bilmiyoruz.

Zamanda yapılacak olası bir manipülasyon, sadece sonsuz olasılıklardan bir başkasını seçmek olabilir. Çünkü, zaman boyutu içinde yaparız değişikliği. Zaman boyutunu etkileyebilir, belki de sadece olasılıklar değişir. Nasıl mekanda hareket etmemizin fiziksel boyutlardaki etkisi sınırlı ise, zamanda hareketin zaman boyutuna etkisi de sınırlı olacaktır. Hareket hızının zamanın akış hızını değiştirdiğini biliyoruz. Eğer zamandaki yolculuğun kendi cinsinden hareketinin etkisini artırmanın bir yolu bulunabilirse, belki diğer boyutlara etkisi olabilir. Ancak bunu, bilgimizin olduğu boyutlardan modelleyerek teorik olarak ifade edebiliyoruz. Yoksa belki de bambaşkadır herşey bilmiyoruz.

Ancak, boyut içindeki etkileşimler, o boyuta mahkum varlık için yeni bir boyutun oluşmasını sağlayamazmış gibi duruyor elimizdeki bilgilere bakarak.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
55
Umutcan Memati
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
utangaçlık duygusunun bize ne faydası vardı ki günümüze kadar geldi
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Kaynak 1:

Bilim insanlarına göre utanmak evrimsel süreçte ortaya çıktı ve atalarımız için önemli bir işlevi vardı.

Küçük ve izole gruplar halinde yaşayan atalarımız sıklıkla doğanın tehlikeleriyle karşı karşıya kalıyorlardı. Böyle durumlarda grup arkadaşlarına muhtaçtılar ve kötü zamanları aşmak için bir arada olmaları gerekiyordu. Bu sebeple, diğerleri tarafından değersiz görülmek, hayatın tehlikeye girmesi demekti. Dolayısıyla nasıl davranacağını, davranışın getirisini (bir şeyi çalmak bana ne kazandıracak?) ve götürüsünü (bir şey çalarsam bana nasıl davranırlar?) değerlendirmek önemliydi. Araştırmacılar utanan insanların davranışlarının toplumca nasıl karşılanacağını değerlendirdiğini ve tüm toplumların evrimsel geçmişinin benzer olmasından dolayı utanmanın evrensel olduğunu öne sürüyorlar. Ekibin bulguları Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.

Hislerin İşlevi

“Aşevleri, polis merkezleri, hastaneler ve sigorta kurumlarının var olmadığı bir dünyada yaşayan atalarımızın, sergileyecekleri davranışların ileride kendilerine ne gibi sonuçlar doğuracağını iyi değerlendirmeleri gerekiyordu” diyor araştırmacının yürütücülerinden birisi olan, Montreal Üniversitesi’nden Dr. Daniel Sznycer ve ekliyor: “Utanma hissi diğerleri tarafından dışlanmamıza neden olabilecek davranışlardan kaçınmamıza yardımcı olan içsel bir sinyaldir.”

Araştırmanın yürütücüsü, UC Santa Barbara’dan antropoloji profesörü John Tooby ise şunları söylüyor: “Araştırmalara göre insanlar kişisel kazançları da, zaman ve besin kaybını tahmin edebildikleri kadar iyi tahmin edebiliyorlar. Biz ise utanan insanın, gerçekleştireceği eylemin çevresi tarafından olumsuz karşılanacağını aynı kesinlikle tahmin edip edemediğini test ediyoruz” diyor ve devam ediyor: “Asıl test ettiğimiz soru şu: Bir eylemin düşünüldüğünde sebep olduğu utangaçlık hissi, maddi çıkarlar ve kayıpların yanında, sosyal çıkarlar ve kayıplar arasındaki dengenin de sağlayıcısı mı?”

Evrensel İnsan Niteliği

Dr. Sznycer’a göre utanma da acı gibi bir savunma mekanizması, bizi toplumdan dışlanmaya karşı koruyor. Araştırmacılara göre sinir sistemi tarafından ortaya çıkarılan bu his, toplum içerisinde alacağımız en iyi kazanca göre hareket etmemize yardımcı oluyor. Argümanın en önemli noktası, sinir sistemine bağlı bu motivasyon sağlayıcısının temellerinin türümüzün biyolojisinde yatıyor olması. Bu konu hakkında Sznycer şöyle konuşuyor: “Eğer bu doğruysa, dünya üzerindeki diğer toplumlarda da utanma eylemine tanık olmalıydık, bu da bize utanmanın evrimsel bir temeli olduğunu düşündürecekti.”

Bu iddiayı test etmek amacıyla dört kıtadan 15 farklı küçük topluluktan veriler bir araya getirildi. Bu toplumlar birbirlerinden çok farklıydılar. Eğer utanma evrimselse, bu topluluklar arasında benzerlikler gösterecekti; eğer değilse, tarım devrimi gibi kültürel şekilde gerçekleşmişse bazı topluluklarda görülecek, bazılarında ise görülmeyecekti. Hatta antropologlar eğer kültürel evrim söz konusuysa toplumların bazılarının korku hissetme yönlü, bazılarının suçlu hissetme yönlü ve bazılarının utanma-onurlandırma eksenli bir sistem geliştirmiş olacağını iddia etmişti.

Ekip verileri test ettiğinde aradığını buldu. Sznycer inceledikleri verilerde toplulukların bireyleri değerlendirme şekilleri ve değerlendirilen bireyin utanma yoğunluklarının arasında yakınlık bulduklarını dile getiriyor. Araştırmacılar sonraki aşamada ise davranışın etik dışı olup olmamasının utanmaya etkisine baktılar. Sznycer bulguların, davranışın utanmaya sebep olması için etik dışı olmak zorunda olmadığını gösterdiğini söylüyor, “Kişi davranışının hatalı olmadığını bilse bile, toplum tarafından olumsuz değerlendirildiğinde utanıyor.”

Bahsedilmesi gereken bir nokta da, utanmanın sadece toplum içerisindeki bireylerin hareketi değerlendirmesine bağlı olmaması. Yani, farklı toplumlardan gelmiş bireylerin de ayıplaması utanmaya sebep olabiliyor. Bu da utanmanın ne kadar evrimsel ve evrensel olduğunu gösteriyor.

Kaynak 2:

genellikle kültürel, dini, cinsel ya da başka bir şekilde, normlarının dışına adım atan insanlara utanç duygusunu empoze eder. Bu durum mevcut halin sosyolojik bir boyutu olsa da, gerçek utanç duygusu içimizden gelir. En kötü biçimlerinde alaycı bir ses tonu bize; “Yeterince iyi değilsin. Sen kötü bir insansın. Başarısız oldun çünkü sen kusurlusun.” gibi telkinlerde bulunur.

Utanç, genellikle kabul edilen bir başarısızlığa verilen tepki olarak ortaya çıkar; örneğin, bir golü kaçırarak takımın maçı kaybetmesine sebep olmak, eşini aldatmak ya da söz verilen bir toplantıya geç kalmak. Suçluluğun aksine –birisinin eylemleri neticesinde kötü hissetmek ve diğerlerine zarar vermiş olmak– utanç duygusuna kapılan bir kişi bütün suçu kendisine atfetmek yerine; eylemler ile birey olma arasındaki farkı ayırt etmekte başarısız olur.

Suçluluk hisseden sağlıklı bir insan genellikle suçunu itiraf eder, özür diler ve yaptığının sorumluluğunu üstlenir, öte yandan utanç duyan birisinin ise geri çekilme olasılığı daha yüksektir. Ayıp bana-bana-bana hissi; mevcut durumun başkalarına olan etkisini göz önüne alma durumunu gölgede bırakır. Günden güne utanç duygusu hisseden insanların öz güveni düşer ve genellikle depresyon haline ve endişe gibi duygulara (hatta madde bağımlılığına) kapılma durumu giderek daha da yükselir. Daha korkunç hallerde ise; bu durum intihara bile sebep olabilir. James Madison University’den psikoloji profesörü Gregg Henriques şöyle diyor:

” ‘Ben’ açısından (ben tamamen bir aptalım, değersizim ya da çirkinim) öyküleme; birden çok psikopatoloji kalbini taşıyan aşırı utanç deneyimidir. Bunun depresyonun temelindeki duygulardan birisi olduğunu iddia ediyorum.”

Peki utanç duygusunun tamamen anti-sosyal ve zararlı bir rolü varsa, neden bu duygu ile evrimleştik?

Sinik ve ezik bir duruş olarak görülebilen utanç muhtemelen evrimsel bir işaret olabilir. Ev eşyasına zarar veren bir evcil köpeğin sahibi tarafından azarlandığındaki duruşunu anımsayın. Bir şempanze grubunun alanına giren ve yakalanan bir başka şempanzenin grubun baskın bireyi karşısında kambur pozisyonu alması gibi örnekler bu sinik duruşun örnekleridir. İhlalci için, boyun eğme davranışı; sıklıkla yanlış harekette bulunduğu için gelecek cezanın azalmasına dair sinyaller içerir. George Mason University ‘den psikoloji profesörü June Tangney bu durumu şöyle açıklıyor:

“Utanç; hakimiyeti kabul etmenin ilk yoluydu, bir nevi şu anlama geliyordu; ‘İhlal ettiğimin farkındayım ve gidişata saygılıyım.’ Dili geliştirmemizden önce, utanma hali; sosyal kontrol uygulamanın bir yoluydu ve hala bazı durumlarda kullanılıyor.”

Öte yandan, gerçek utanç; birçok uzmana göre tamamen insana özgü bir durum olarak kendisini başkalarından ayrı kavrayabilmeyi gerektirir. Özlüğün ve boyun eğmenin karışımı duygularla ilişkili psikolojik bir yüke sebep olur. Prof. Henriques:

“Eğer dilsiz bir hayvan iseniz, bu ezilme duyguları sizi baş eğme pozisyonu almaya götürür. Fakat insanlar konuşabilirler, bu da şu söylemleri ortaya çıkarır; ‘Ben değersizim, İyi değilim, Kötüyüm.’ “

15 ila 18 aylık çocuklar da utanç duyguları sergileyebilirler. Ve gelişim psikologları çocukların 2.5 yaş civarında tam teşekküllü bir utanç kapasitesiyle donandıklarına inanıyor. Öte yandan, muhtemelen türümüzün evrimsel sürecinde de geç ortaya çıkan suçluluk hissi ise çok daha geç yaşlarda ortaya çıkıyor. Tangney:

“Suçluluk daha karmaşıktır, çünkü suçluluk hissi; özlük ve davranış arasında bir ayrım yapmayı gerektirir. Bence, suçluluk bir tür modern utançtır” diyor.

Utanç; evrensel bir insan duygusu olarak görülüyor, fakat her insan aynı frekansta ya da yoğunlukta utanç duygusuna sahip değildir. Benzer biçimde, bazı kültürler diğerlerine kıyasla daha fazla utangaçtırlar. Japon, Koreli ve Amerikalı çocuklarla ilgili bir çalışmada, Tangney öncülüğündeki araştırma ekibi; utanç ölçümü yapılan bir testte Amerikalı çocukların daha düşük skor elde ettiklerini buna karşın Japon çocukların daha yüksek bir skor elde ettikleri bulgusuna ulaştı. Ancak, çocuklar için utanç sonuçları — örneğin; daha fazla sinir hissi– kültürler arasında hemen hemen aynı idi.

Peki utanç bir şeyi başarmakla ilişkilendirilebilir mi? Araştırmalar; utancın bazen davranışlarını değiştirmek isteyen insanları motive edebildiğini ortaya koyuyor, fakat şimdiye kadar insanların bu duygularla hareket ettiğine dair deliller yeterli düzeyde değil. Tangney:

” Deneyimler tarafından saldırı altında olan felç olmuş bozuk bir öze sahipsiniz. Bu koşullar altında, kişi; daha az proaktif olur ve ileri davranışlarında daha az etkili bir tutuma sahip olur” diyor.

Araştırmacı geçmişinin ilk 20 yılında, Tangney; utancın iyiyi geliştirebileceğine dair şüphe duyuyordu. Fakat, son yıllarda, utancın suçlular üzerindeki etkisini araştırıyor ve elde ettiği bulgular; ilk düşüncelerini tekrar değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Tangney öncülüğündeki araştırma ekibi; hapishanede bulunmuş ve serbest kalan 500 mahkûmu takip etti ve son derece utangaçlık duyanların bazılarının tekrar suç işlediği fakat diğerlerinin ise suç işlemedikleri bulgusuna ulaştı. Görünen o ki; bazı koşullar altında utanç; tekrar suç işlemeyi engelleyebilir. Fakat, hangi karmaşık faktörlerin mahkûmların utanç duygusunu etkilediğini belirlemek için daha fazla çalışma yapılması gerekiyor. Tangney; hangi koşullar altındaki utanç duygusunun yardımcı olabileceğini bilmemiz gerektiğini ve bunu henüz bilmediğimizi söylüyor.

Öte yandan omzunda bir suçun ağırlığını taşımayan birçoğumuz için bile; utanç tamamıyla kötü değildir. Prof. Henriques; küçük dozlarda da olsa, utanma duygusunun pratik bir amaca hizmet ettiğini; bizi kendi sınırlılıklarımızın farkında olmaya götürdüğünü söylüyor. Küçük düzeyde utangaçlık, bizi narsistik tavır geliştirmekten alıkoyabilir ve durumsal bir özeleştiri ile kendimizin özgün bir değerlendirmesini yapabilmemize olanak sunar.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Remzi Cem Kandemir
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bazı insanlar iki eline çubuk alıp suyun üzerinden geçtiklerinde çubuklarin yön değiştirdiğini veya dönme hareketi yaptığını iddia ediyorlar. Richard dawkin aklın düşmanları adlı programında bunun doğru olmadığını deneyle göstermişti. Suyla alakası olmasa da çubukların dönme hareketi yapmalarının sebebi nedir?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mengu Gulmen
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
ilk vakadan bu yana yaklaşık 2 ay geçmiş olması ve bu esnada "iyileşti" denerek eve gönderilen insanların %15 kadarının birkaç hafta sonra tekrar pozitif test sonuçları almış olması bu "%2 ölüm oranı" konusunda emin olmak için biraz erken olduğunu düşündürüyor.
Puan Ver
0
Puan Ver
70
Muaz Subaşı
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
İNSAN TOPLUMUNDA AİLE KAVRAMI VARDIR VE DOĞAN ÇOCUK EBEVEYNLERİYLE ÜREMEZ.BU AHLAKİ OLGU İNSANLARDA MI EVRİMLEŞTİ YOKSA ÖNCEKİ ŞEMPANZE TÜRLERİNDE DE VAR MIYDI?
Puan Ver
1
Puan Ver
350
Ender Şahin
Teşekkür Et (1)
Sonra Cevapla
Takip Et (1)
Donmuş solucanların tamamı binlerce yıl sonra hayatlarına kaldığı yerden devam ettikleri görüldü. Karbon metodu ile solucanların birinin 41.700 diğerinin ise 32.000 yaşında olduğu belirlendi.
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Roza Mercan Eskin
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bilimsel bir soru değil, formata uymuyor ama 12. sınıf öğrencisiyim ve sınava hazırlanıyorum. Fizik okumak istiyorum. Yazımı verimli bir şekilde geçirmek istiyorum. Acaba bu yazı en verimli nasıl geçirebileceğim hakkında tavsiyelerinizi alabilir miyim? Ya da fizik okuyan varsa keşke önceden yapsaydım dediğiniz şeyler var mı?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bence temel olarak fiziğin konularını ele alarak başlayabilirsin. Mesela neden klasik fizik yetmedi de modern fizik ortaya çıktı özel görelilik nedir genel görelilik nedir kuantum fiziğinin çıkış noktası nedir ve temel öğretileri nelerdir bunlar hakkında ya da atom altı parçacık fiziği hakkında araştırma yapabilirsin. Bunlar hakkında makaleler okuyabilirsin. Makale dediğim de gözünü korkutmasın biraz araştırmayla sadeleştirilmiş ve Türkçe makaleler bulabilirsin. Fiziğin en çok uğraştığı meselelerden biri olan ışığın yapısı hakkında araştırma yapabilirsin. Bir de bir dizi önerebilirim eminim ilgini çekecektir. Dizinin adı genius Albert Einstein'ın hayatını anlatıyor ve oldukça ufuk açıcı ve merak uyandırıcı bir dizi. İyi ki fizik okuyacağım dedirtebilir sana. Bir de kitapçılara gittiğinde bilim kategorisindeki kitapları biraz incelersen eminim fizikle alakalı ilgini çekebilecek bir sürü kitap bulabilirsin. Son olarak da şunu söylemek istiyorum kendine amaç edindiğin mesleğin ne kadar harika bir meslek olduğunu sakın unutma. Çünkü bu ilerleyen zamanlarda hatırlamaya çok ihtiyaç duyacağı bir şey olacak.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
Teşekkür Et (1)
Sonra Cevapla
Takip Et
Koronavirüsten korunmak için neler yapmak gerekiyor?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Hastalığın ve genel olarak koronavirüslerin henüz bir aşısı bulunmuyor. Şu anda paniğe kapılmayı gerektiren bir durum yok; çünkü tüm ülkeler tehlikenin farkında ve gerekli önlemler alınıyor gibi gözüküyor. Bir kulağınızın bu konudaki gelişmelerde olmasını önemle tavsiye ederim. O zamana dek, şu faydalı uygulamaları takip edebilirsiniz:

  • Elinizi en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkayın. Eğer bunlara erişiminiz yoksa, alkol-temelli bir dezenfektan kullanın.
  • Ellerinizi yıkamış olsanız bile ağzınıza, gözünüze, burnunuza dokunmaktan kaçının.
  • Pişmemiş etten uzak durun.
  • Hastaysanız, evden çıkmayın.
  • Ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatarak öksürün veya hapşırın. Sonrasında mendili çöpe atın.
  • Sıklıkla dokunduğunuz yüzeyleri dezenfekte edin.
  • Genel olarak hasta kişilerden uzak durun.
  • Wuhan bölgesini yakın dönemde ziyaret etmiş olabilecek kişilerden uzak durun.
  • Çin'e seyahat edecekseniz canlı hayvan marketlerinden uzak durmanızı ve salgın semptomlarına karşı uyanık olun.
Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
153
Görgen Yilmaz
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
dunu ve bugunuyle evrim teorisi adli bir kitap okuyorum. Kitapta sosyal darwinizm gibi evrimci psikolojinin de topluma zarar veren bir sey oldugunu soyluyor. Evrimci psikolojiden kastettigi ise insanin bazi davranislarinin evrimsel gecmisine baglanmasi. Kitap evrim agacinda da tavsiye edilen bir kitap.
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Emre Türköz
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Herhangi bir madde veya ilaç olmadan neden halüsinasyon görürüz?
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Alkın Işık
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Eğer ışık olmasaydı ışık hızı kavramı olmazdı ve bununla birlikte fotonların ve ışığı oluşturan maddelerin yok olması üzerine evrende nasıl sorunlar ortaya çıkardı?
Puan Ver
0
Puan Ver
683
Ahmet Akbulut
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Daha önce bir teori tamamen kanun olmuş mudur?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Hiçbir hipotez ispatlanınca teori, teori daha da ispatlanınca kanun olmaz. Önce etrafımızda kendini tekrar eden olaylar ve olgular, yani kanunlar tespit edilir. Bu kanunların birbirleriyle ilişkileri sorgulanarak hipotezler kurulur ve bu hipotezlerden doğrulananlar (veya tekrarlanan testleri her seferinde başarıyla geçenler) arasında bağlantılar kurularak bu kanunları izah eden açıklamalar geliştirilir, bunlar da teoriler olur. Bu teoriler zaman ve bilimin sınavına tutulur ve bu süreçte bu teoriler de evrimleşirler.

İlla bir hiyerarşi kurulacaksa, teoriler açıklama gücü, kapsam, içerik, test edilebilirlik gibi birçok açıdan kanunlardan üstündürler. Öyle ki, bazı kaynaklar kanunları, teorilerin "kısa ve dar bir özeti" olarak nitelerler. Ancak modern bilimde böyle bir hiyerarşiden söz etmeyiz; çünkü gerek yoktur.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Evrim ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Safa Öksüz
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et (1)
Merhaba. Erasmus + ile Polonya'da öğrenimime devam etmekteyim.Buradan ayrılmadan yurt dışında uygun bir yerde staj yapabileceğim yerler arıyorum.
Puan Ver
0
Puan Ver
1,640
Alim Karaçay
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et (1)
bu nasıl oluyor iş enerji değişimi ifade etmiyor mu w :=E(son)-E(ilk) değil mi nasıl iş hal fonksiyonu değilde enerji hal fonksiyonu hal fonksıiyonu kavramını " detaylı " bir şekilde açıklar mısınız belliki bir şeyleri anlamamışım
Tüm Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Önceleri, insanların gerçeği bulmalarını engellemek için bir sürü kitabı imha etmeniz gerekiyordu. Bugün ise gerçeği, bir Google aramasının 20. sayfasına yönlendirerek gizlemeniz yeterli oluyor.”
Lenny Pozner
Geri Bildirim Gönder