COVID-19 pandemisinin halk üzerinde çok ciddi olumsuz etkiler bıraktığı aşikardır. Her ne kadar yetkili resmi kamu kurum ve kuruluşlar, meslek örgütleri ve ilgili sivil toplum örgütleri doğru bilgi dağıtma konusunda yoğun mesai harcamış olsalar da COVID-19 konusunda bilinmeyenlerin fazla olması insanları çaresizliğe itmiş ve “alternatif” bilgi kaynaklarına yönelmişlerdir.
En kolay erişilebilir bilgi kaynakları arasında internet, sosyal medya ve diğer mecralar olduğu için, insanlar pandemiden sonra bir de COVID-19 infodemisi ile baş başa kalmışlardır. İnternette sunulan bilgiler, bazı sivil toplum örgütlerince kurulan teyit etme siteleri ile doğruluğu bakımından denetlense de ne yazık ki üretilen yalancı bilginin tamamını denetleme olanağı yoktur. Okurların internetteki bilgi konusundaki düşük okuryazarlıkları ise sıklıkla bilimi ve bilimin sunmuş olduğu verileri inkar etmeye neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda ise, bilim karşıtlığı ile düşük bilim okuryazarlığı arasındaki ilişki ile yanlış inançları şekillendiren ve sürdüren beyinsel mekanizmalarını açıklamanın mümkün olabileceği ileri sürülmektedir.