İçerikler - Sayfa 736

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Temas İnhibisyonu Nedir? Hücrelerin Birbirine Olan Temasını Azaltması Ne İşe Yarar ve Bu Sürecin Kanserdeki Rolü Nedir?
MakaleTemas İnhibisyonu Nedir? Hücrelerin Birbirine Olan Temasını Azaltması Ne İşe Yarar ve Bu Sürecin Kanserdeki Rolü Nedir?

Temas inhibisyonu, hücrelerin bir hücre kalınlığında (tek tabakalı) bir tabaka halinde büyümesini sürdüren düzenleyici bir mekanizmadır. 1980'lerden bu yana devam eden araştırmalar, iki boyutlu kültürde çoğaltılan yoğun hücre popülasyonları tarafından oluşturulan hücre-hücre temaslarının, daha fazla hücrenin çoğalmasını baskılayarak birleşik, tekli hücre katmanları oluşturduğunu göstermiştir.

Bir hücre bol miktarda alt tabaka alanına sahipse, hızla çoğalır ve serbestçe hareket eder. Bu işlem, hücreler tüm alt tabakayı işgal edene kadar devam eder. Bu noktada normal hücreler çoğalmayı durduracaktır. Önemli olarak, bu tür "temas inhibisyonu", kültürdeki çeşitli kanser hücrelerinde mevcut değildir; bu da temas inhibisyonunun, normal doku homeostazını sağlamak için in vivo çalışan bir mekanizmanın in vitro bir ifadesi olduğunu düşündürmektedir. Yakın zamana kadar, bu büyüme kontrolü tarzının mekanik temeli belirsiz kaldı. Ancak şimdilerde, temas inhibisyonu mekanizmaları ortaya çıkmaya başlamıştır.

17
Paylaş
"Gavur İcadı": Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Geçiş Döneminde, Dünya'daki Bilim ve Teknoloji Ne Durumdaydı, Nasıl Gelişti?
Makale"Gavur İcadı": Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Geçiş Döneminde, Dünya'daki Bilim ve Teknoloji Ne Durumdaydı, Nasıl Gelişti?

Bir anlığına durup düşünün: Yaşadığınız kısacık ömür içerisinde bilim ve teknoloji ne kadar gelişti? 1980'lerde doğan birinin günümüzdeki yetişkinlik hayatına erişene dek IBM tarafından üretilen bilgisayarlar, Apple'ın Macintosh cihazları, dijital cep telefonları, dijital yanıtlama makinaları, web üzerinden televizyon izleyebilmemizi sağlayan teknolojiler, "segway" isimli ulaşım araçları, akıllı telefonlar, flash bellekler, Skype gibi görüntülü iletişim teknolojileri, Google gibi arama motorları, Google Maps gibi dijital haritalar, insan genomundaki 3.2 milyar baz çiftini tek tek tespit etmemizi sağlayan gen dizileme teknolojileri, YouTube gibi dijital video koleksiyonları, grafen gibi eşsiz özelliklere sahip malzemeler, Bluetooth iletişim cihazları, Facebook gibi sosyal medya teknolojileri, Curiosity gibi Mars araçları, Tesla gibi elektrikle çalışan ve hatta sürücüsüz giden arabalar, atom altı dünyasını aydınlatan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi cihazlar, yapay kalpler, 3 boyutlu yazıcılar, Amazon Kindle gibi dijital okuma araçları, kök hücre teknolojileri, SpaceX tarafından üretilen Falcon roketleri gibi tekrar kullanılabilir roket teknolojileri ve CRISPR gibi gen düzenleme teknolojileri girdi. Sadece 40 yıl içerisinde tüm bunlar ve burada sayamayacağımız kadar fazla gelişme yaşandı!

Böylesine büyük teknolojik atılımların, ülke politikalarına ve kamu yönetimine ne kadar köklü bir şekilde etki ettiği aşikardır. Bir sosyal medya aracının kısıtlanması, diğer ülkelerin yeni teknolojiler sayesinde öne geçmesi, yeni bilimsel atılımlar dolayısıyla bizim erişemediğimiz sağlık teknolojileriyle başkalarının ömürlerini uzatması son derece rahatsız edici, hatta kimi durumda kabul edilemez olabilir. Bu nedenle, iyi liderlerin ülkelerini bilim ve teknoloji alanında modern medeniyetlerle aynı seviyede tutabilecek politikalar takip etmesi büyük öneme sahiptir.

101
Paylaş
Epistemologlar, Komplo Teorilerini Görmezden Gelmemeli, Onlarla Mücadele Etmeli!
MakaleEpistemologlar, Komplo Teorilerini Görmezden Gelmemeli, Onlarla Mücadele Etmeli!

Komplo teorilerine inanan insanların sayısı giderek artıyor. Veya en azından, komplo teorilerinin toplumsal ilişkileri ve kurumları domine etme gücü yükseliyor gibi görünüyor. Komplo teorilerine inanmıyor olabilirsiniz; ancak o, hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde sesini yükseltmeye başladı. Ve diğer yandan o, demokratik değerler ve kurumlara zarar vermekle kalmıyor, bizzat bilginin doğasına dair önümüzdeki manzarayı daha da bulanıklaştırıyor. Peki ne yapmalıyız?

Bu yazıda öncelikle komplo teorilerinin doğasına dair bir dizi tespit sunacağız. Daha sonra ise epistemolojik olarak ne yapabileceğimiz üzerinde duracağız.

29
Paylaş
WhatsApp Zaten 2016'dan Beri Verilerinizi Facebook ile Paylaşıyordu! Alternatifleriniz Neler?
MakaleWhatsApp Zaten 2016'dan Beri Verilerinizi Facebook ile Paylaşıyordu! Alternatifleriniz Neler?

Sacha Baron Cohen'in "gelmiş geçmiş en büyük propaganda makinası" olarak tanımladığı Facebook, WhatsApp isimli mesajlaşma uygulamasını 2014 yılında satın aldı. Ve o zamandan beri kullanıcılar, bu iki araç arasında ne düzeyde bir veri akışı olduğu konusunda karanlıktaydılar. Ancak Ocak 2021'in başı, bu konuda akılda hiçbir soru işareti bırakmayacak biçimde cevabı verdi: WhatsApp, bazı istisna durumlar haricinde, bütün verileri Facebook (ve dolayısıyla Instagram) ile paylaşabilecek! Bu, kitlesel bir öfkeye neden oldu ve Türkiye'de Telegram uygulamasının 1 numaraya yükselmesine, Elon Musk'ın Signal uygulamasını önermesine neden oldu.

Ancak bu kitlesel öfkeyle ilgili ufak bir sorun var: WhatsApp'ın bu kararı, yeni bir uygulama değil. WhatsApp, 2016 yılından beri zaten verilerinizin neredeyse tamamını "Facebook Evreni" ile paylaşıyordu! 8 Şubat 2021'den itibaren Kullanıcı Sözleşmesi'nin değişeceği gerçeği ve bu sözleşmeyi kabul etmek zorunda olmanız (aksi takdirde WhatsApp'ı kullanamamanız), bunu sadece daha resmî bir temele oturtuyor. Yeni sözleşme, belli verilerinizin Facebook ile paylaşılmasını reddetme hakkınızı elinizden alıyor. Örneğin, güncel sözleşmede bulunan aşağıdaki cümle, yeni sözleşmede artık yok:

64
Paylaş
Durağan Kütle ve Göreli Kütle: Özel Görelilikte Kütle Kavramı Nasıl Tanımlanır?
MakaleDurağan Kütle ve Göreli Kütle: Özel Görelilikte Kütle Kavramı Nasıl Tanımlanır?

Newton fiziğinde kütleyi nasıl ele aldığımızdan daha önce bahsetmiştik. Newton fiziği, her ne kadar günlük hayatımızda işimize yarasa da ışık hızına yaklaştıkça yanlış tahminlerde bulunmaktadır. Bu tarz durumlarda, Newton fiziğinin çok daha genel bir hali olan özel görelilik teorisini kullanmamız gerekir.

Özel görelilik teorisi, 1905 yılında Einstein tarafından ortaya atıldığında uzay ve zaman anlayışımız üzerinde devrimsel bir değişim yarattı. Uzay ve zaman dediğimiz kavramların, sezgilerimizin bize söylediğinin aksine, değişmeyen mutlak şeyler olarak değil; ama farklı hızlardaki gözlemciler tarafından farklı ölçülen kavramlar olduğu ortaya çıktı. Dahası görelilik, sadece uzay ve zaman hakkındaki sezgilerimizin değil, ama aynı zamanda kütle hakkındaki sezgilerimizin de yanlış olduğunu bize gösterdi.

111
Paylaş