Şehirler, tarihsel süreçte, bugünkü anlamından daha farklı bir çağrışım uyandırıyordu. Günümüz toplumlarında köyler, genelde şehirlerin etrafına yayılmış vaziyettedir. Örneğin Türkiye coğrafyasından örnek verecek olursak, 17. yüzyılda köy, hatta "boş arazi" olan bölgeler, bugün "şehir" statüsüne kavuşmuştur. Şehirlerin sayısı da medeniyetin gelişmesiyle doğru orantılı olarak çoğalmıştır.
Şehir, özellikle Orta Çağ’da tarım-harici girişimlerin olduğu yer olarak görülüyordu. Örneğin Weber'e göre büyük şehir; ekonomisi tarıma değil, ticaret ve üretime bağlı olan yerleşim yeridir.[1] Gerçekten de tarihte gördüğümüz, büyük şehirlerin oluşmasına yol açan en önemli etkenin ticaret olduğudur. Eğer bir bölgede toplulukların yolları kesişiyor ve artık oradaki ticaret sürekli hale geliyorsa, bölgenin şehirleşmesi muhtemeldir.