İçerikler - Sayfa 662

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Bir Solucan Deliğinden Geçmek, Eğer Mikroskobik Bir Uzay Aracınız Varsa Mümkün Olabilir!
MakaleBir Solucan Deliğinden Geçmek, Eğer Mikroskobik Bir Uzay Aracınız Varsa Mümkün Olabilir!

Solucan delikleri, Genel Görelilik Teorisi'nin bir çıkarımıdır. Henüz Evren'de hiçbir solucan deliği keşfedilememiştir ve bazı fizikçiler böyle bir köprünün (ki solucan deliklerinin diğer adı Einstein-Rosen Köprüsü'dür) teorik olarak mümkün olduğundan bile şüphecidir. Teorik olarak mümkün olsaydı ve bir tanesi keşfedilebilseydi bile, bir solucan deliğini açık (stabil halde) tutmak veya açık tutmayı başarsak bile içinden geçmek teorik birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Ancak bunların hiçbiri, hipotetik bir solucan deliğinden geçebilmek için hangi şartların gerektiği konusunda bilim insanlarının araştırmalarını engellememektedir.

Bu konuda yapılan en yeni araştırmalardan biri de, temel parçacıkların kavisli uzay-zaman dokusunda nasıl davranabileceğini anlamaya çalışan Albert Einstein ve Nathan Rosen tarafından yapılan ve solucan deliklerinin temelini atan daha eski bir çalışmaya dayanıyor. Einstein ve Rosen, yaptıkları çalışmada, parçacık ve antiparçacık çiftlerini bir uzay-zaman tünelinin iki ucu olarak ele aldı. Einstein-Rosen Köprüsü olarak da bilinen solucan deliğinin, teoride, bir ucunda kara delik ve diğer bir ucunda ise anti-kara delik veya beyaz delik bulunmaktadır. Bu çalışma, hiçbir zaman tamamlanmayarak hipotetik bir boyutta kalmış olsa da, yine de diğer araştırmacılara uzayda olası bir kısayol olarak solucan deliklerini incelemeleri için ilham vermiştir.

77
Paylaş
Beynin Hangi Özellikleri İnsan Zekası ile İlişkili Olabilir? Arayış Sürüyor!
MakaleBeynin Hangi Özellikleri İnsan Zekası ile İlişkili Olabilir? Arayış Sürüyor!

Ana akım bilişsel psikoloji, uzun bir zaman önce, zekanın sağlam bir şekilde üniter bir psikometrik özellik ve neredeyse tamamen kalıtsal bir zihinsel özellik olduğunu ortaya koymuştur. Fakat Richard J. Haier, zeka üzerine sinirbilimsel çalışmaların öncülüğünü yaparak, ilk kez zekanın nöral niteliklerini ve eşleniklerini incelemek adına pozitron yayınlayıcı tomografi (PET) kullanınca araştırmacılar için tamamen yeni bir dünya açılmıştır. O halde beyinlerimizin yapı ve özellikleri, zekanın işleyişiyle nasıl bağlantılıdır? Öncelikle, ana akım bilişsel psikolojinin, psikometrik zekanın yapısı hakkında bilimsel titizlik ve isabetlilik bakımından en çok kabul gören modeli tespit etmek önemlidir.

Zekanın psikometrik yapısı hakkında en önde gelen teoriler arasında bulunan Çoklu Zeka Kuramları, ampirik veriler tarafından çok kısıtlı bir şekilde desteklenmesi dolayısıyla genellikle kötü bir şöhrete sahiptir. Öte yandan Spearman’ın Genel Zeka Kuramı, bir asrı aşkın bir süredir biriken literatürün neredeyse tamamı tarafından desteklenmektedir.[1] Bu nedenle bilişsel psikologlar için en yaygın kullanılan teorilerden birisi Genel Zeka Kuramı'dır. Bu teori, ileri sürüldüğünden beri gelişmekte ve dallanmaktadır. Örneğin 1963 yılında Raymond B. Cattell'in Genel Zeka Kuramı çerçevesinde zekayı "akıcı" ve "kristalize" şeklinde ikiye ayırması veya John Carroll'un Üç Katmanlı Genel Zeka Modeli gibi alt-modeller, Spearman'ın Genel Zeka Kuramı içinde en doğru modelin hangisi olduğu hakkında tartışmalar yaratmıştır.

47
Paylaş
Samanyolu Galaksisi İçinde 36 Aktif Uygarlık Olabilir! Neden Halen Onlarla İletişim Kuramadık?
MakaleSamanyolu Galaksisi İçinde 36 Aktif Uygarlık Olabilir! Neden Halen Onlarla İletişim Kuramadık?

İnsanlığın varlığı bile, aslında Evren'de teknolojik olarak ilerlemiş akıllı bir yaşamın mümkün olduğunun işaretidir; ancak, şimdiye kadar türümüz ve gezegenimiz haricindeki uygarlıklara yönelik arayışlarımızın tamamı sonuçsuz kaldı. Dünya, yaşama dair elimizdeki tek kanıt olduğu için, Evren'de yaşamın ne kadar yaygın veya nadir olduğunu bilmek zor. Yine de Dünya'nın ötesinde ortaya çıkan yaşam olasılığını tahmin etmeye yönelik olarak geliştirilen yeni bir yöntem, umudumuzu kaybetmememiz için bize bir neden veriyor.

İnsanların Evren'de yalnız olup olmadığı sorusu elbette tam olarak bilinmiyor. Ancak 1961 yılında gökbilimci Frank Drake, bu konudaki olasılıkları değerlendirmemizi sağlayan bir yöntem geliştirdi: Drake Denklemi olarak bilinen bu formülasyon, insanların akıllı Dünya dışı varlıklar bulup bulamayacağını belirleyen değişkenleri kullanır. Bu konuda detaylı bilgiyi, Drake Denklemi ile ilgili bu yazımızdan alabilirsiniz.

81
Paylaş
Tardigradların Genetik Hazinesi, COVID-19 Gibi Hastalıklara Karşı Bizi Koruyabilir mi?
MakaleTardigradların Genetik Hazinesi, COVID-19 Gibi Hastalıklara Karşı Bizi Koruyabilir mi?

Tardigradlar bilindiği üzere dünyanın en dayanıklı hayvanı unvanını elinde barındıran canlı grubudur. Bu unvanı 2007 senesinde gerçekleştirilen foton-m3 projesi bünyesinde yer alan TARDIS adlı misyonda elde etmiştir. TARDIS misyonu kapsamında düşük dünya yörüngesinde (yerden 160 km ila 2.000 km yükseklikte bulunan yörünge) konumlanan deney düzeneğinde, hiçbir filtre olmaksızın çıplak güneş ışığına dahi dayandıkları gözlemlenmiştir. Bu dayanıklılıkları ardından kelimenin tam anlamı ile "meşhur" olan tardigradların gün geçtikçe dayanıklılık mekanizmalarının aydınlatılması adına yapılan çalışmaların sayısı artmıştır.

Bu çalışmaların başında tardigradlarda ve pek çok canlı grubunda da gözlemlenen çevresel olumsuzlukları karşı koruma formu olarak karşımıza çıkan kriptobiyozun keşfi yatmaktadır. Tardigradlar sahip oldukları kriptobiyoz (gizli yaşam süreci) sayesinde çeşitli çevresel streslere karşı korunma göstermekle beraber, bazı tardigrad türleri kelimenin tam anlamıyla aşırıya kaçarak ökaryotik bir hücrenin sınırlarını zorlamaktadır. Zorlanan bu sınırlar öylesine uçtur ki dünya üzerinde rastlanmamış çevresel stres değerlerine dahi dayanıklılık gösterir.

36
Paylaş
Feed image
Makale

Son dönemde haberlerde veya internette bolca adını duymuş olabileceğiniz "NFT", yani "Non-Fungible Tokens" kavramını Türkçeye Gayrı-Misli Jetonlar olarak çevirebiliriz. "Misli ürünler", yerine yenisini koyabileceğiniz ürünlerdir. Örneğin mutfağınızda 1 kilogram un varsa, bu un tükendiğinde markete gidip, onunla eşdeğer olan ("değer" bakımından özünde farklı olmayan) 1 kilogram daha un alabilirsiniz. Ama evinizde (veya müzenizde) Van Gogh'un Yıldızlı Gece'si varsa, bunu çaldırmanız halinde yerine değer olarak onunla aynı bir çizimi koymanız imkânsızdır. O üründen Dünya'da 1 tane vardır. İşte yerine yenisi konulamayacak ürünlere "misli-olmayan" anlamında "gayrı-misli" ürünler denir. Elbette bu iki ucun arasında gri bir bölge de vardır: Örneğin Porsche 916'nız varsa, teknik olarak yerini doldurabilirsiniz; ancak Dünya'da bu arabadan, tekrar üretilmemek üzere, sadece 11 tane üretilmiştir ve dolayısıyla kaybınızın yerini doldurmak epey zor olacaktır. Sonuç olarak, dijital sanat eserlerinin kriptoparalarla alınıp satılmasına dayalı olan NFT kültürü, "gayrı-misli ürünler" ile ilgilenmektedir. Yani bunlardan 1 tanesine sahipseniz, oldukça eşsiz bir ürüne sahipsiniz demektir.

Tanımın ikinci kısmı olan "jetonları" anlayabilmek için, blockchain ("blokzincir") teknolojisine kısaca bir bakış atmamız gerekir. Ancak bu teknik tarafa geçmeden önce, NFT dendiğinde ne düşünmeniz gerektiğini ve internette duymuş olabileceğiniz "1 tweet 2.5 milyon dolara satıldı." veya "1 dijital resim 69.3 milyon dolara satıldı." gibi haberlere nasıl anlam verebileceğinize yönelik hızlı bir bilgi verelim. Eğer vaktiniz yoksa, 1 dakikada işin özetini aşağıdaki videodan alabilirsiniz:

47
Paylaş