Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Feed image

Aşk, toplumdan topluma ve kültürden kültüre farklılıklar gösterse de evrensel olarak beyin kimyasını benzer şekillerde etkilediği çeşitli araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur. Bireylerin duygu, düşünce ve davranış örüntülerini kültürel normlara göre değiştiren aşk, deneyimlendiği zaman bireysel farklılıklara göre değişkenlik göstermektedir. Aşka dair yapılan her tanımlama kendi içerisinde belirli öznellikler ve sınırlılıklar taşıdığı ve uzmanların da bunu kabul ettiği gerçeğini göz önüne alarak, henüz aşkın tanımlanması evresinde dahi bazı sıkıntılar olduğu söylenebilir.

Aşkı yaşamanın bazı örüntüler ile birlikte ortaya çıktığı, çeşitli etnografik ve psikolojik teoriler üzerinden anlaşılabilmektedir. Bunlar; en genel olarak, içtenlik, sevgi, hoşlanma, tutku, bağlılık, aidiyet, arzu, cinsellik, karşılıklılık gibi olumlu şekillerde tezahür edebilirken; nefret, yıkım, acı, hüsran, kaygı, yalnızlık, karşılıksızlık ve saplantı gibi olumsuz şekillerde de tezahür edilebilmektedir.

22
Paylaş
Otohemoraji Nedir? Tehdit Altındaki Canlıların Vücutlarından Fışkıran Kan, Onlara Nasıl Bir Fayda Sağlar?
Otohemoraji Nedir? Tehdit Altındaki Canlıların Vücutlarından Fışkıran Kan, Onlara Nasıl Bir Fayda Sağlar?

Otohemoraji (İng: ''autohaemorrhaging"), özetle, canlının vücudundan kasıtlı olarak kan veya hemolenf (eklembacaklılarda dolaşım sıvısı) sızdırma veya fışkırtması davranışıdır. Otohemoraji davranışı sırasında kan ya direkt olarak avcıya püskürtülür yada yılanlarda ve bazı böcek türlerinde gözlemlendiği gibi vücuttan yavaşça dışarıya sızar.

Otohemoraji davranışını sergileyen bazı böceklerin (örneğin Meloidae familyasından bazı türler) avcıların beslenme dürtülerini azalttığı belirtilen kantaridin adı verilen bir maddeyi rahatsız edildiklerinde dışarıya bir sıvı içerisinde kustukları bilinmektedir.[1] Bu yönüyle otohemoraji, aynı zamanda etkili bir kimyasal savunma mekanizmasıdır. Bazı böcek türlerinde ise dışarıya yalnızca hemolenf verilir. Bu durumda kimyasal savunmadan çok, hemolenfin fiziksel caydırıcılık özelliğinden yararlanılmaktadır. Bazı yılan türlerinin bu olay sırasında dışarıya çıkardıkları sıvı kandır ve avcı için toksik bir madde bulundurmamaktadır.[2][3] Özellikle avcıları için bu canlıların kanlarının kötü tadı caydırıcılığı sağlayan en önemli etkidir.

28
Paylaş
Kardiyovasküler Risk Açısından Vücut Kitle Endeksi, Doymuş Yağ Tüketiminden Daha Önemli!
Kardiyovasküler Risk Açısından Vücut Kitle Endeksi, Doymuş Yağ Tüketiminden Daha Önemli!

100.000'den fazla kişiyi kapsayan bir araştırmada, et yoluyla doymuş yağ tüketmek ile kalp hastalığına yakalanma arasında potansiyel bir bağlantı bulundu. Ön araştırma, ESC Kongresi 2021'de sunuldu. Oxford Üniversitesi, Nuffield Nüfus Sağlığı Departmanından araştırma yazarı Dr. Rebecca Kelly şöyle diyor:

Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm ve sakatlık nedenidir. Daha yüksek miktarlarda doymuş yağ yemek, yüksek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) veya "kötü" kolesterol ile bağlantılıdır. Bu da kardiyovasküler hastalık riskini artırır. Doymuş yağ bakımından zengin, özellikle et ve süt ürünleri gibi farklı gıda türlerinin kardiyovasküler hastalıklarla farklı ilişkilere sahip olabileceğine dair bazı kanıtlar var. Bu nedenle bu çalışma, çeşitli gıdalardan elde edilen doymuş yağın iskemik kalp hastalığı, felç ve toplam kardiyovasküler hastalık (kalp hastalığı ve felç birlikte) ile ilişkisini inceledi.

29
Paylaş
Henry Moseley: Çanakkale Savaşı'nda Genç Yaşta Ölen Fizik Dehası!
Henry Moseley: Çanakkale Savaşı'nda Genç Yaşta Ölen Fizik Dehası!

Henry Gwyn Jeffreys Moseley veya kısaca Henry Moseley, genç yaşta savaşırken öldüğü için çalışmaları yarım kalan, üstün yetenekli bir fizikçidir. 1913 yılında, kendi kurduğu bir düzeneği kullanarak, elementlerin özelliklerini belirleyen ana unsurun proton sayısı olduğunu göstermiştir. Bu keşfi, "atom numarası" denen temel özelliğin, o zamana kadar düşünüldüğü gibi bir elementin sadece periyodik cetveldeki yerinden çok daha fazlası olduğunu göstermiş ve adeta periyodik cetvele ilk defa anlam kazandırmıştır.[1] Bu sayede Moseley, hem fizik hem de kimya alanında dönüşüm yaratmıştır.

1914'te Oxford Üniversitesi'nde fizik bölümü başkanlığı yapması önerilen Moseley, aynı yıl 1. Dünya Savaşı başladığında İngiliz Ordusu'na gönüllü olarak katılmıştır. 1915'te, sadece 27 yaşındayken Gelibolu'da ölmüştür. Savaş dolayısıyla 1916 yılında verilecek olan Nobel Ödülleri iptal edilmiştir; ancak eğer Henry Moseley hayatta olsaydı ve eğer savaş şartları ödülleri iptal etmeseydi, bu ödüllerden birini alma ihtimalinin çok yüksek olduğu düşünülmektedir.

59
Paylaş
Klinefelter Sendromu: XXY Kromozomlu Erkekler
Klinefelter Sendromu: XXY Kromozomlu Erkekler

Klinefelter Sendromu, bir erkek çocuk X kromozomunun fazladan bir kopyasıyla doğduğunda ortaya çıkan genetik bir durumdur. Klinefelter Sendromu, erkekleri etkileyen genetik bir durumdur ve genellikle yetişkinliğe kadar teşhis edilemez.

Tipik olarak bir kişinin genetik kodu, iki X kromozomdan (genetik dişi) veya bir X ve bir Y kromozomundan (genetik erkek) oluşur. Döllenme sırasında annenin yumurtada bir X kromozomu ve babanın spermde bir kromozomu vardır. Yumurtada bir X bulunur. Sperm, X veya Y kromozomuna sahip olabilir. Tipik bir durumda, eğer bir X spermi bir X tutan bir yumurta ile karşılaşırsa, ortaya çıkan bebek dişi olacaktır (46, XX). Sperm yumurta ile karşılaştığında bir Y kromozomu taşıyorsa ortaya çıkan bebek erkek olacaktır (46,XY).

49
Paylaş