Aşk, toplumdan topluma ve kültürden kültüre farklılıklar gösterse de evrensel olarak beyin kimyasını benzer şekillerde etkilediği çeşitli araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur. Bireylerin duygu, düşünce ve davranış örüntülerini kültürel normlara göre değiştiren aşk, deneyimlendiği zaman bireysel farklılıklara göre değişkenlik göstermektedir. Aşka dair yapılan her tanımlama kendi içerisinde belirli öznellikler ve sınırlılıklar taşıdığı ve uzmanların da bunu kabul ettiği gerçeğini göz önüne alarak, henüz aşkın tanımlanması evresinde dahi bazı sıkıntılar olduğu söylenebilir.
Aşkı yaşamanın bazı örüntüler ile birlikte ortaya çıktığı, çeşitli etnografik ve psikolojik teoriler üzerinden anlaşılabilmektedir. Bunlar; en genel olarak, içtenlik, sevgi, hoşlanma, tutku, bağlılık, aidiyet, arzu, cinsellik, karşılıklılık gibi olumlu şekillerde tezahür edebilirken; nefret, yıkım, acı, hüsran, kaygı, yalnızlık, karşılıksızlık ve saplantı gibi olumsuz şekillerde de tezahür edilebilmektedir.