Astronomlar, NASA'nın TESS (Transiting Exoplanet Survey Satellite) teleskobunun verilerine dayanan bir çalışma sonucu, çok yüksek hızda dönen yıldızlardaki titreşim modellerini elde etmeyi başardılar. Bilim insanları, bu keşifle, yıldızları ayrıntılı inceleme becerileri açısından da devrim yaratacak sonuçlar elde etti. Sydney Üniversitesi profesörlerinden Timm Bedding şöyle diyor:
Yıldızın içindeki ses dalgalarının değişimlerine göre parlaklık, yıldızın bazı kısımlarında artarken, bazı kısımlarında azalır. Örneğin, yıldızın tamamı genişleyip daralırken, çok kısa bir sürede diğer yarımküreler parlaklığını arttırır ve uyumsuz bir şekilde azalır. Aslında tek bir yıldız, astronomlara yaşını, bileşimini ve iç yapısını anlatan titreşim modelleri sergiler. Gökbilimcilerin gözlemlediği tam ışık varyasyonları yıldızın dönüş ekseninin bize doğru olan açısına bağlıdır. Delta Scuti yıldızları ise o kadar hızlı dönerler ki, ovaller şeklinde düzleşirler, bu da gelen sinyalleri karıştırır ve deşifre edilmesini zorlaştırır.
Karl Raimund Popper, 28 Temmuz 1902’de Viyana’da Yahudilikten Lutheryenliğe geçen bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1918-1928 yılları arasında Viyana Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Üniversite öğrenimi sırasında matematik, fizik ve felsefe okudu. 1928’de Viyana Üniversitesi’nden doktorasını aldı. Naziler’in Avusturya’yı işgalinden önce, 1937 yılında Yeni Zelanda’ya göçtü. Burada, Centerbury University College’de doçent oldu ve 1945 yılı sonuna dek felsefe dersleri verdi. 1945’te İngiliz vatandaşlığına geçti. 1946’da İngiltere’ye giderek, London School of Economics and Political Science’ta mantık ve bilimsel yöntem profesörü olarak çalıştı. Aldığı onlarla ödülün yanı sıra 1965’te Kraliçe II. Elizabeth tarafından "Sir" unvanıyla onurlandırıldı. 1994 yılında 92 yaşındayken İngiltere’de vefat eden Popper’ın külleri Avusturya’da defnedilmiştir.
Karl Popper, kimi bilim insanlarına göre yaşamış en büyük bilim felsefecisidir. 1960 Nobel Tıp ödülü sahibi Sir Peter Medawar, Karl Popper için, "hiçbir bilim felsefecisiyle karşılaştıralamayacak kadar büyük" demiştir. 1963 Nobel Tıp ödülü sahibi Sir John Eccles, kendi bilimsel yaşantısını Popper’a borçlu olduğunu beyan etmiştir. Eccles aydınlara Popper’ın bilim felsefesini yaşamlarının temeli haline getirmelerini öğütlemiştir. Başarılı matematikçi Sir Hermann Bondi, "Bilim bilimsel yöntemden, bilimsel yöntem de Popper’ın dediklerinden ibarettir." yorumunda bulunmuştur.[2]
Sedef hastalığı (Psoriasis); çoğunlukla dizler, dirsekler, gövde ve kafa derisinde beyaz veya gümüşi pullarla kaplı kalın, pembe veya kırmızı cilt lekelerine neden olan bir çeşit deri hastalığıdır. Psoriasis sedefi-beyaz renkte, kuru veya yağlı keratin lameller (skuam) ile karakterize kronik seyirli bir hastalık olmasından dolayı halk arasında "Sedef Hastalığı" olarak bilinmektedir.
Sedef hastalığının kesin bir tedavisi yoktur ancak hastalık yönetimi ile semptomların azalmasına yardım edilebilir. Psoriasis, bulaşıcı değildir. Bağışıklık sisteminde yaşanan soruna neyin sebep olduğu belli olmamakla birlikte, bu hastalığa cildin normal oranlardan daha hızlı yenilenmesine neden olan bir bağışıklık sistemi sorununun yol açtığı düşünülmektedir.
Mars, Güneş Sistemi içerisindeki 4. gezegendir. Ayrıca gökyüzünde çıplak gözle gözlemlenebilen sayılı gezegenlerden biridir. Mars, Güneş Sistemi içerisinde bulunan ilk 3 gezegen gibi, kayalık bir gezegendir. Mars, gezegenimize en yakın noktada olduğu konumda 56 milyon kilometre ve bize en uzak olduğu konumda ise yaklaşık 400 milyon kilometredir.
Teorik olarak gezegenlerin birbirlerine en yakın konuma gelebilmesi Mars'ın Güneş'e en yakın olduğu zaman (günberi) veya Güneş'e en uzak olduğu zamandadır (günöte). Ancak bu durum daha önce kayıtlı tarihler içerisinde hiç denk gelmedi. Bu noktalarda hesaplanan mesafe yaklaşık olarak 54,6 milyon kilometredir.
Uzmanlar tarafından akıl sağlığını korumak ve/veya iyileştirmek için verilen başlıca tavsiyelerden birisi fiziksel egzersiz yapmaktır. Bu egzersiz, bireyin kendi zevk ve ihtiyaçlarına göre değişecektir. Hafif tempolu bir yürüyüş yapmak da olabilir, bir takım sporu yapmak da...
Dünya çapında yaygın olarak görülen psikolojik rahatsızlıklardan birisi "anksiyete bozukluğu"dur. Anksiyete bozukluklarının yaklaşık olarak dünya nüfusunun %10'unda görüldüğü ortaya konmuştur. Bu oran, kadınlarda, erkeklere nazaran iki kat daha fazladır. Ve egzersiz yapmak, anksiyete bozukluklarında uygulanan ümit verici bir tedavi yöntemidir. Ancak egzersiz dozunun, yoğunluğunun veya fiziksel uygunluk seviyesinin anksiyete bozuklukları geliştirme üzerindeki etkisi hakkında çok az bilgiye sahibiz.
/old/content_media/9a884b38bd14be7f90f7e56bde69b8ad.jpg)
/old/content_media/c5aeacb2ac6b8474908fb993883196b5.jpg)
/old/content_media/7cdc6366a95d2ca0832459ad4146dc0e.jpg)
/old/content_media/89a97fddeb93c956f048e500202fc52a.jpg)
/old/content_media/a75dd3d09628d83c01bd3746af0a6219.jpg)