İçerikler - Sayfa 368
Hücre zarı, bir hücrenin sınırlarını ve çevresiyle temasının nasıl olacağını belirleyen hücre yapısıdır. Hücreler belirli miktarlarda maddeyi içine alır veya dışarı atarlar. Hücre zarı hücrenin sınırlarını belirlese de durgun bir kılıftan çok, akışkan ve dinamik bir yapıdadır. Hücre zarı, alyuvarlar ve akyuvarlar gibi belirli hücrelerin dar geçitlerden geçerken şekil değiştirebilmesini sağlamak için esnek bir yapıda olmalıdır. Hücre zarının daha farklı görevleri de vardır. Dahası, hücre zarının yüzeyindeki bazı yapılar hücrelerin birbirini tanımasını sağlar. Bu durum da insan gelişiminin erken dönemlerindeki doku ve organ oluşumunda ve de bağışıklık sisteminin "vücuda ait" ve "vücuda ait olmayan" ayrımını yapmasında oldukça önemli bir rol oynar.
Hücre zarı aynı zamanda hücreyle etkileşime giren belirli maddelerin hücreye bağlanma alanları olan reseptörleri de taşır. Her reseptör sadece belirli bir maddeye bağlanır. Hücrenin yüzey reseptörleri, örneğin hücre içindeki enzimlerin izlediği metabolik süreçlerde değişiklikler yaparak hücre içinde değişimlere sebep olurlar. Bu metabolik süreçler hücreye gereken enerjinin sağlanması, hücreye gereken belirli maddelerin sentezlenmesi veya hücresel atıklar ya da toksinlerin parçalanması için gerekli süreçler olabilir.
NSF'nin NOIRLab'inin bir programı olan Şili'deki Cerro Tololo Inter-American Gözlemevinde ABD Enerji Bakanlığı tarafından üretilen Karanlık Enerji Kamerasıyla yapılan alacakaranlık gözlemleri, gökbilimcilerin Güneş'in parıltısında saklanan 3 tane "Dünya'ya yakın asteroit"i (DYA) tespit etmelerini sağladı. Bu DYA'lar, Dünya'nın ve Venüs'ün yörüngelerinde gizlenen bulunması zor bir popülasyonun parçasıdır. Asteroitlerden biri, son sekiz yılda keşfedilen, Dünya için potansiyel olarak tehlikeli en büyük cisimdir.
Bulunan asteroitler; Dünya ve Venüs'ün yörüngelerinin iç kısmındaki bölgede, İç Güneş Sisteminde saklanıyordu. Bu bölge, gözlemler için zorlu olmasıyla biliniyor çünkü asteroit avcıları Güneş'in parıltısıyla başa çıkmak zorundalar. Ancak gökbilimciler, alacakaranlık esnasındaki kısa ama elverişli gözlem koşullarından yararlanarak normalde bulunması güç olan bir DYA üçlüsü buldular. Bunlardan biri, bir gün onu Dünya yörüngesine yerleştirebilecek bir yörüngeye sahip olan, 1,5 kilometre genişliğinde 2022 AP7 isimli bir asteroittir. 2021 LJ4 ve 2021 PH27 isimli diğer asteroitler, Dünya'nın yörüngesinin tam içinde güvenli bir şekilde kalan yörüngelere sahiptir.
Refsum hastalığı, yağ asitlerinin defektif peroksizomal alfa oksidasyonu sonucunda ortaya çıkan, nadir görülen otomozal resesif geçişli bir hastalıktır. Fitanik asit, et ve süt ürünleri başta olmak üzere hayvansal kaynaklarda bulunan bir yağ asitidir. Fitanik asit normal koşullarda peroksizomlarda alfa oksidasyon ile yıkılmaktadır. Genetik bozukluklar, peroksizomların işlevini bozar ve fitanik asitin yıkılmasına engel olarak aşırı birikimine neden olur. Hastalığın semptomları fitanik asitin birikiminden dolayı oluşmaktadır. Hastalığın klasik ve yetişkin tip olmak üzere iki formu bulunmaktadır.[1]
Refsum hastalığının semptomlarının başlangıcı 7 aydan 50 yaşa kadar değişebilmektedir. Asemptomatik olgulara dikkat edilmelidir. Retinitis pigmentosa, yani retina hastalıkları erken klinik bulgular arasında yer almaktadır. Hastaların yaklaşık %30'unda kısa metakarplar ve metatarslar bulunmaktadır. Kısa metatarslar çoğunlukla ayağın dördüncü parmağındadır.
Mekanizma Tasarımı (İng: "Mechanism Design"), bir oyundan optimal çıktının alınması için, oyunu kurgulayanların uygun mekanizmalar (kurallar, teşvikler, ödüller gibi) kullanmasını araştıran bir teoridir.
Temelde Oyun Teorisi'nin bir alt dalı olarak kabul edilmesi mümkün ise de, odaklandığı tarafın oyun kurucular olması sebebi ile, aşağıda da göreceğimiz gibi başlı başına bir disiplin olarak değerlendirmek daha doğrudur.
Mars'a çarpan iki göktaşını kaydeden NASA'nın InSight uzay aracının elde ettiği veriler, Mars yerkabuğunun yapısı hakkında yeni bilgiler sağlıyor. Daha önce araştırmacılar, dalgaları bir depremin dış merkezinden gezegenin iç kısmına doğru yayılan birçok deprem gözlemlemişlerdi. O zamandan beri, gezegenin yüzeyinde dolaşan dalgalar oluşturacak bir olay ile karşılaşmayı umuyorlardı.
24 Aralık 2021'de bekledikleri olay gerçekleşti. InSight'a yaklaşık 3500 kilometre uzaklıkta bir göktaşı Mars'a çarptı. Bu çarpma olayı, çapı 100 metreden fazla bir krater oluşturarak beklenilen yüzey dalgalarını yarattı. Araştırmacılar ayrıca, ikinci bir şok kaynağı olarak InSight'tan 7500 kilometrenin biraz altında bir mesafede bir göktaşı çarpması tespit ettiler. Köln Üniversitesi Jeoloji ve Meteoroloji Enstitüsünden Dr. Brigitte Knapmeyer-Endrun ve Sebastian Carrasco, bu iki olayın sağladığı verilerin değerlendirmesinde yer aldı. Sonuçlar Science dergisinde yayımlandı.
/old/content_media/e07e987ce822ce0c0b290a4081aedc73.jpg)
/old/content_media/70f0829487a3e184b1c10a426156cedc.jpg)
/old/content_media/7abf169c480bbbfc3a3b5d31d27a6d2d.jpg)
/old/content_media/948037e83a7c88cac9d01a3351bcf3bd.jpg)
/old/content_media/5c0efcf32f5953b92fe6339d8f68164f.jpg)