İçerikler - Sayfa 315

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Elektrikli Araç Bataryaları Nasıl Çalışır? Özelliklerini Neler Etkiler?
MakaleElektrikli Araç Bataryaları Nasıl Çalışır? Özelliklerini Neler Etkiler?

İklim değişikliğiyle mücadele hedefinin bir parçası olarak giderek daha fazla kişi, benzinle çalışan alternatiflerine göre çok daha az karbondioksit emisyonuna neden olan elektrikli araçlar kullanıyor. Peki, bu elektrikli araçlarda bulunan bataryalar nasıl çalışıyor? Bir elektrikli aracın ne kadar mesafe katedebileceğini ve ne kadar süre dayanacağını hangi etmenler belirliyor?

Bataryalar, elektrot adı verilen iletken bir katının iki plakası arasında iyonları veya yüklü parçacıkları hareket ettirerek enerji depolar. Elektrot malzemelerinin kimyasal bileşimi; ne kadar enerji depolayabilecekleri, ne kadar süre çalışabilecekleri ve kullanım sürecinden sonra ne kadar hızlı şarj olacakları gibi özellikleri belirler.

39
Paylaş
Feed image
Makale

Japonya'dan bilim insanları; Dünya'dan kütle olarak 1,5 ila 3 kat büyük bir gezegenin, uzak Kuiper Kuşağı'nda dolanıyor olabileceğini ve bu olası gezegenin varlığının, Güneş'in etrafında dolanan bazı gök cisimlerinin tam olarak anlaşılamayan, tuhaf yörüngeler izlemesine açıklık getirebileceğini düşünüyorlar.

Japonya'daki Kindai Üniversitesi'nden gökbilimci Patryk Sofia Lykawka ve Japonya Ulusal Astronomi Gözlemevi'nden gökbilimci Takashi Ito, Güneş sistemindeki gök cisimlerinin kütleçekimsel etkileşimlerini canlandıran bir simülasyon yürüttüler. Bu araştırma ekibi, N-cisim simülasyonu adı verilen özel bir bilgisayar programı kullanarak 50 astronomik birimin ötesine, sınırları iyi tanımlanmamış bir bölge olan uzak Kuiper Kuşağı'na veya diğer adıyla Dağınık Disk'e odaklandılar. Araştırmacılar, simülasyon sonuçlarının Güneş sisteminin en dış kısmında henüz keşfedilmemiş bir gezegenin varlığına işaret ettiğini söylüyorlar. Araştırma ekibi, elde ettikleri bulguları 25 Ağustos 2023 tarihinde The Astronomical Journal üzerinden yayımlanan bir makalede açıkladılar.[1]

54
Paylaş
Feed image
Makale

Yirmi yedi yaşındaki Taquisha McKitty; Brampton, Ontario'da bulunan William Osler Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde sırt üstü uzanıyor. Gözleri kapalı olan genç kadının yüzünde huzurlu bir ifade bulunmakta. Yanağına bantlanmış plastik tüp, yattığı yatağın yanındaki vantilatörden gelen havayı ciğerlerine yönlendiriyor ve her nefeste göğsü yükselip alçalıyor. Çoğunlukla ebeveynler, kardeşler, teyzeler ve kuzenlerden oluşan ziyaretçiler için ayrılan sandalyeler; kalp atım ritmini neon yeşili renkte gösteren bilgisayar monitörünün altına yerleştirilmiş. Ara sıra Taquisha'nın ayak parmakları ve ayağı seğiriyor, bazen de bir tarafa dönerek özenle serilmiş çarşafı bozuyor. Onun bakımı ile görevlendirilmiş hemşireler, yoğun bakımda yatmakta olan tüm hastalar gibi uzun süreli fiziksel hareketsizliğin neden olduğu yatak yaralarını önlemek amacıyla Taquisha'yı da yatakta döndürüp yatağı yeniden düzenliyorlar.

Tarih Mart 2018; hastane yönetimi, Taquisha'yı tedavi eden doktorlar ve Ontairo Yüksek Mahkemesi'ne göre Taquisha öldü ve yaklaşık 6 aydır ölü. İki doktor, nörolojik fonksiyonların kalıcı olarak kaybedildiğini kesinleştirmek için ulusal olarak kabul edilen bağımsız yönergeleri uyguladı ve Taquisha adına bir ölüm belgesi hazırlandı.

74
Paylaş
Oppenheimer'ın Ölüm Kumarı: Nükleer Bir Silah, Atmosferin Tutuşmasına Neden Olabilir mi?
MakaleOppenheimer'ın Ölüm Kumarı: Nükleer Bir Silah, Atmosferin Tutuşmasına Neden Olabilir mi?

Albert Speer tarafından kaleme alınan "Üçüncü Reich'ın İçinde" adlı anı kitabında, Nazi Almanya'sının eski silahlanma bakanı, fizikçi Werner Heisenberg ve Adolf Hitler ile yaptığı bir görüşmeyi aktarıyor:

1942 yılına gelindiğinde, Almanya büyük ölçüde lojistik nedenlerden dolayı nükleer bomba geliştirmeye çalışmaktan vazgeçerken ABD, Manhattan Projesi ile nükleer silahlara sahip ilk ülke oldu. Peki bu bombaların tüm dünyayı ateşe verebileceği konusundaki endişe ne kadar gerçekti?

38
Paylaş
Feed image
Makale

Türdiriltimi (İng: "De-extinction") veya "diriltme biyolojisi", soyu tükenmiş türlere genetik olarak benzeyen canlı organizmaların yaratılması yoluyla bu türlerin bir nevi "diriltilmesi" sürecini ifade eder. Daha ayrıntılı olarak türdiriltimi, yapay seçilim yoluyla geri ıslah (İng: "back-breeding"), klonlama ve genom düzenlemesi gibi yöntemler kullanılarak bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesini ifade eder. Bu yazıda türdiriltiminin nasıl gerçekleştirildiğinden ziyade bu konuya yönelik etik tartışmalar ele alınmıştır.

Türdiriltiminin tarihçesi fazla eskiye uzanmamaktadır. Öyle ki tarihçesi 1920'li yıllarda Nazi Almanya'sında gerçekleştirilen çalışmalara dayanır.[1] Dolayısıyla bu kavramın etik yönleri de yeni yeni tartışılmaktadır. Fakat yine de bilim insanları ve filozoflar, türdiriltiminin mümkün olup olmadığı konusunda yoğun tartışmalar yürütmüşlerdir ve yürütmeye devam etmektedirler. Bu tartışmaların temel odak noktası, bir türün canlandırılmasının veya yeniden yaratılmasının sadece zor veya olasılıksız olup olmadığı değil; daha çok bunun fiziksel veya kavramsal olarak imkânsız olup olmadığıdır.

69
Paylaş