İçerikler - Sayfa 31
Ringo Starr biraz kenara çekilebilir. Afrika'daki vahşi şempanzelerin, ellerini ve ayaklarını kullanarak ağaçlar üzerinde ritim tuttukları gözlemlendi. Şempanzeler, bir ağacın tabanından dışarı doğru yayılan büyük payanda köklerine vurarak ormanın içinde bir kilometreden daha uzağa taşınabilen derin ve yankılı sesler çıkarıyorlar. Bu şekilde ritim tutmak, uzun mesafeli bir iletişim biçimidir. Uganda'daki şempanzelerde yapılan 2022 tarihli bir çalışma, şempanzelerin kendilerine özgü ritim tutma stilleri olduğunu ve bu stilleri gruptaki diğer bireylere nerede olduklarını bildirmek için kullandıklarını ortaya koydu.
Altı farklı şempanze popülasyonundaki 370'ten fazla ritim tutma modelini inceleyen yakın tarihli bir takip çalışması, şempanzelerin ritim tutma biçimlerinin konuma göre de değiştiğini gösterdi. Batı Afrika'daki şempanzeler, tıpkı bir tekno müzik parçasındaki bas vuruşları gibi eşit aralıklı vuruşlarla ritim tutma eğilimindedir; Doğu Afrika'dakiler ise vuruşlar arasında daha kısa ve daha uzun aralıkları dönüşümlü olarak kullanırlar. Bazı şempanzeler ritim tutarken araç kullanımına da başvururlar. Çoğunlukla şempanzelere özgü karakteristik çığlıklar olan yüksek sesli nefes nefese bağırmaların (İng: "pant-hoot") ardından, tok sesler çıkarmak için ağaç gövdelerine taş fırlatırlar.
Günümüzde işletmelerin, güçlü bir finansal performans sergilerken aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmeleri yönünde giderek artan ikili bir baskıyla karşı karşıya olduklarını biliyoruz. Murdoch Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve Business Strategy & Development dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmanın detaylarını incelediğimizde, çarpıcı bir bulguyla karşılaşıyoruz. Çalışma, agresif bir şekilde vergiden kaçınan şirketlerin aynı zamanda çevresel sorumluluklarını abartarak anlatma eylemi olan yeşil aklama (İng: "greenwashing") yapmaya daha yatkın olduğunu gösteriyor. Murdoch İşletme Okulundan araştırmanın başyazarı Dr. Augustine Donkor, ekonomik belirsizlik dönemlerinde şirketlerin maliyetleri kısmak ve sosyal imajlarını güçlendirmek için baskı hissedebileceklerini belirterek durumu şu sözlerle açıkladı:
Araştırmacılar, çalışma kapsamında COVID-19 pandemisinin neden olduğu ekonomik aksaklık dönemini de içerecek şekilde, 2019 ile 2022 yılları arasında Avustralya Menkul Kıymetler Borsası (ASX) listesinde yer alan 391 şirketi analiz ettiler. Araştırma ekibi; vergi, çevre, sosyal ve yönetişim verilerini kullanarak kurumların vergiden kaçınmaları ile yeşil aklama arasındaki ilişkiyi inceledi. Ayrıca, bir şirketin benimsediği iş stratejisinin bu ilişkiyi etkileyip etkilemediği de araştırıldı. Dr. Donkor, elde ettikleri bulguları şöyle özetledi:
Yeni bir havadan görüntüleme yaklaşımı, sığ kıyı sularında yatan patlamamış silahları güvenilir bir şekilde tespit edebiliyor. Bu silahlar, dünya çapında kamu güvenliği, deniz ekosistemleri ve altyapı için süregelen bir tehlike oluşturmaya devam ediyor.
Gelişmiş çok tayflı (İng: "multispectral") algılama teknolojilerini yapay zekâ ile birleştiren araştırmacılar, sualtı mühimmatlarını yüksek doğrulukla belirlemeyi başardılar. Bu başarı, mühimmatlar tortu, biyolojik birikinti veya enkaz tarafından kısmen gizlenmiş olsa bile sağlandı.
Dişi küçük kahverengi yarasalar (Lat: "myotis lucifugus") sonbaharda çiftleşirler. Ancak ilkbahara kadar yumurtalarını döllemez veya hamile kalmazlar. Bu durum, spermin dişi yarasaların vücudunda beklediği altı aylık bir boşluk olduğu anlamına gelir.
Bir dişi hayvanın çiftleştikten sonra spermi üreme sisteminde tutmasına sperm depolama (İng: "sperm storage") adı verilir. Bu süreç, spermin uzun süre boyunca canlı ve sağlıklı bir şekilde saklanmasını sağlar. Daha sonra bu spermler, ileri bir tarihte döllenme için kullanılır. Çeşitli böcekler, balıklar, kuşlar ve memeliler dahil olmak üzere pek çok hayvan bu yöntemi uygular. Dişi köpekler spermi yaklaşık bir hafta, dişi tavuklar ise yaklaşık bir ay boyunca saklayabilirler. Dişi batı elmas sırtlı çıngıraklı yılanları (Lat: "crotalus atrox") ise bu süreyi altı yıla kadar çıkarabilirler.
Restoration Ecology dergisinde yayımlanan araştırma, 2005 yılında terk edilen 2 hektarlık bir tarım arazisinde 2011 ile 2022 yılları arasındaki uzun vadeli bitki örtüsü değişikliklerini takip etti. İngiltere'nin Norfolk bölgesinde yer alan bu tarla, geçmişte ürün yetiştirmek için kullanılıyordu. Araştırmacılar, arazinin terk edilmesinin ardından yıllık geleneksel saman kesimi dışında hiçbir müdahalede bulunmadı ve tüm iyileşme sürecini doğaya bıraktı.
Çalışma, büyük ölçüde doğal yollarla sadece 10 ila 15 yıl içinde zengin bir bitki çeşitliliğine ulaşılabileceğini gösteriyor. Bu durum, ticari tohum stoklarının kullanımını destekleyen devlet destekli tarım arazisi koruma programlarındaki yaygın yaklaşımla büyük bir tezat oluşturuyor. Birleşik Krallık'taki yaban çiçeği çayırları birçok nadir bitkiye ev sahipliği yapıyor; polen taşıyan böcekler ve diğer yaban hayatı için kritik bir yaşam alanı sağlıyor. Ancak ne yazık ki bu eşsiz ekosistemlerin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana %90'dan fazla azaldığını biliyoruz.
/content/6b17b0a1-a42b-4884-809b-5f00c2d714ed.jpeg)
/content/53411f5f-331c-40e6-9b71-e5706644d8d2.jpeg)
/content/cb7a2f12-5894-45f0-93e7-89ae711a9982.jpeg)
/content/43b04c37-834d-4a4b-8661-4f9a57066a56.jpeg)
/content/ea60adda-2cb1-4684-8283-b38b05e4bd20.jpeg)