İçerikler - Sayfa 286
Lavların bazı atıklarımızı yakabilecek kadar sıcak olduğu doğrudur. 2018'de Hawaii'nin Büyük Adası'ndaki Kilauea patladığında, lav akıntılarının sıcaklığı birçok kayayı eritebilecek olan 1100 Celsius derecenin üzerine çıkmıştı. Bu, Venüs gezegeninin yüzeyinden daha sıcak olmasının yanı sıra genellikle çöpleri 1000-1200 Co arasında yakarak yok eden atık yakma tesisleri kadar da sıcaktı.
Ancak bütün lavlar aynı sıcaklıkta değildir. Hawaii'deki patlamalar "basalt" adı verilen bir lav türü üretir. Basalt, Washington eyaletindeki St. Helens dağı gibi diğer volkanlarda patlayan daha kalın dasit lavından çok daha sıcak ve akışkan bir yapıya sahiptir. Örneğin, 2004-2008'deki St. Helens dağı patlaması, yüzey sıcaklığı yaklaşık 704 Co olan bir lav kubbesi üretmişti.
Hawthorne Etkisi, insanların bir deneye katılımcı olmaları durumunda daha iyi çalışmaya ve daha yüksek performans göstermeye yönelik sergilediği yatkınlığı ifade eder. Zira bir deney sırasında araştırmacıların bireylerin davranışlarını gözlemlemesi, bireylerin davranışlarını herhangi bir başka bağımsız değişkene kıyasla daha yüksek oranda değiştirmektedir.
Hawthorne Etkisi, başta endüstri ve kurumsal psikoloji alanları olmak üzeere birçok psikoloji ders kitabında ele alınmaktadır. Ancak güncel çalışmalarda etkinin temel aldığı bulguların abartıldığı da öne sürülmüştür.
Von Restorff Etkisi veya İzolasyon Etkisi olarak da bilinen von Restorff İzolasyon Etkisi, bir kimsenin çevresinde bulunan diğer nesnelerden bariz bir şekilde farklı bir nesneyi daha iyi hatırlamasına sebep olan bilişsel bir önyargıdır. Bu etkiye göre örneğin insanlara içinde yalnızca bir adet renkli fotoğraf bulunan, kalan tüm fotoğrafların ise siyah beyaz olduğu bir grup fotoğraf gösterilirse insanlar, renkli fotoğrafı daha iyi hatırlayacaktır. Zira renkli fotoğraf, diğerleri arasında göze batmaktadır.
Bu etki, birçok durumda önemli bir rol oynamaktadır ve anlaşılması önemlidir. Bu çerçevede makalemizde bu etkiye yönelik kimi bilgiler edinecek, bu etkiden nasıl faydalanabileceğinizi anlayacak ve çevrenizdeki insanların kullanması durumunda bu kullanımı nasıl ele alabileceğinizi göreceksiniz.
Günümüzde gerçekleşen habitat kayıpları biyoçeşitliliğin hızla azalmasına neden olmaktadır. Nesli tükenmekte olan türler; iklim değişikliği, avlanma, kirlilik ve habitat kaybı gibi birçok faktöre maruz kalarak dünya üzerindeki varlıklarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Özellikle de yaşanan habitat kayıpları birçok türün neslinin tükenme tehlikesi altına girmesinin başlıca nedenlerinden biridir. Bu durum, türlerin göç yollarını keserek ve nüfuslarını azaltarak onları olumsuz etkilemektedir. Bu sorunların ortaya çıkmasındaysa insan etkisi önemli bir yer tutmaktadır. Hızla artan nüfus ve talepler, doğal kaynakların aşırı kullanımına ve ekosistemlerde daha fazla baskıya neden olmaktadır.
Dolaysıyla nesli tükenmekte olan türleri ve habitat kayıplarını durdurmak için eyleme geçilmesi gerekmektedir. Koruma çabalarını, doğal yaşam alanlarının sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek ve nesli tükenmekte olan türleri korumak için stratejiler geliştirmek üzerine odaklanılmalıdır. Bu durum, koruma projelerine ve stratejilerine var olan ihtiyacı artırarak ekosistemlerdeki türlerin genetik çeşitliliği, doğal yaşam alanlarını ve ekosistem işlevselliğini koruma çabalarını içeren koruma biyolojisi (İng: "conservation biology") alanın doğmasını sağlamaktadır. Koruma biyolojisi kapsamında koruma projelerini gerçekleştiren bilim insanları, bazı durumlarda ekosistemleri ya da ekosistem birimlerini incelemek ve bunların tamamını korumaya yönelik tedbir almak yerine belirli bir ekosistem bütününü temsil eden temsilci türlere (İng: "representative species") odaklanmaktadır. Bu makalede koruma planlamaları, koruma planlamalarında kullanılan tür çeşitleri, koruma biyolojisi ve koruma biyolojisinin alt araştırma alanları gibi konular ele alınacaktır.
İç grup, bir bireyin millet, ırk, din, sosyoekonomik statü veya politik duruş gibi faktörler çerçevesinde kendini bir parçası olarak gördüğü sosyal gruplardır. Dış grup ise buna bağlı olarak bir bireyin kendini bir parçası olarak görmediği grupları ifade eder. Örneğin inançlı bir birey, inandığı dine inanan diğer insanları kendi iç grubunda; başka dinlere inanan kimseleri dış grubunda olarak görecektir.
İç grup ve dış grup kavramları ve dinamikleri; sosyal kimlik kavramı ve psikolojisi hayatımızı birçok bağlamda etkileyen unsurlardır. Bu nedenle anlaşılmaları son derece önemlidir.
/content/c70439ae-32ff-4591-96d8-85c20151771c.jpeg)
/content/0930bf36-9d3b-48d0-a797-ff2f64afbd5a.jpeg)
/content/d522ed59-d46c-4c52-9ebe-b7426464c554.jpeg)
/content/80939d07-1874-464f-b5e8-6d4e85ce508d.jpeg)
/content/746851a5-e6e0-4275-92bf-855a844c6463.jpeg)