İçerikler - Sayfa 257

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Uçuş Güvenliği: Uçaktan Daha Güvenli Bir Ulaşım Aracı Var mı? Uçak Kazaları Belli Mevsimlerde Daha Sık mı Gerçekleşir?
MakaleUçuş Güvenliği: Uçaktan Daha Güvenli Bir Ulaşım Aracı Var mı? Uçak Kazaları Belli Mevsimlerde Daha Sık mı Gerçekleşir?

Uçakla seyahat etmek, kaygılarımız ve korkularımız ne derse desin, inanılmaz derecede güvenlidir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından yapılan açıklamaya göre, uçakla ulaşım havacılık tarihinin en güvenli ulaşım sistemine dönüşmüştür. Bu, istatistiksel olarak her on milyon döngü için (bir döngü, bir kalkışı ve bir inişi içerir) bir tane bile korkunç bir başarısızlık olmadığı anlamına gelir.

Bir uçakla seyahat etmenin bir otomobilde seyahat etmekten çok daha güvenli olması, sezgisel olarak doğru hissettirmeyebilir; ancak Amerika Birleşik Devletleri'nde, her 100 milyon araçta mil başına yaklaşık 1,13 ölüm meydana gelirken her 100 milyon uçak milinde sadece 0,035 ölüm meydana gelmektedir. Başka bir deyişle, Amerika'da bir araba kazasında ölme olasılığınız yaklaşık olarak 114'te bir iken, bir uçak kazasında ölme olasılığınız yaklaşık olarak 9.821'de birdir.[1][2]

13
Paylaş
Pelvik Dimorfizm: Kadınların Leğen Kemiği Erkeklere Göre Daha mı Geniş? Bu Durum Doğuma Olanak Sağlamak İçin mi Evrimleşti?
MakalePelvik Dimorfizm: Kadınların Leğen Kemiği Erkeklere Göre Daha mı Geniş? Bu Durum Doğuma Olanak Sağlamak İçin mi Evrimleşti?

Biyolojik cinsiyet ile ilgili anatomik farklılıklar pelviste, halk arasındaki adıyla leğen kemiğinde kolayca ayırt edilebilmektedir. Erkek ve dişi Homo sapiens pelvisleri arasındaki yapısal farklılıklar, dişi pelvisi ile karşılaştırıldığında daha belirgin ve iyi işaretlenmiş kas ekleri ile birlikte daha büyük eklem yüzeyleri olan erkek pelvisinin daha kalın iskeleti ile ilgilidir.

Daha belirgin farklılıklar ise, elbette dişi pelvisinin doğuma uygun şekilde evrimleşmesinden kaynaklanmaktadır. Peki gerçekten öyle mi?

22
Paylaş
"Yamyam Hücreler" Kanser Tedavisi Gelişimine İlham Verebilir!
Makale"Yamyam Hücreler" Kanser Tedavisi Gelişimine İlham Verebilir!

Canlı organizmalarda bazı hücreler, diğer hücreleri zalimce silip süpürür.[1] Bu "hücresel yamyamlık" yaygın, doğal bir süreçtir: Vücudunuzdaki beyaz kan hücreleri tam şu anda milyonlarca yaşlı kırmızı kan hücresini tüketiyor. ABD Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı'nda yayınlanan yeni araştırma, bu tür "yamyamlık" davranışlarını teşvik etmek için bir grup genin kullanılmasının yeni bir kanser immünoterapisi geliştirebileceğini öne sürüyor.[2]

Bu fikir, yeni makalenin kıdemli yazarı biyolog Denise J. Montell ve meslektaşlarının, hücrelerin sindirmeye çalıştıkları şeyleri sarmasına yardımcı olan Rac ailesindeki hiperaktif gen formlarının meyve sineği embriyolarında doku ölümüne neden olduğunu fark etmesiyle doğdu. Montell değiştirilen genlerin, hücrelerin "komşularını" tüketmesine neden olduğunu söylüyor. Bu genlerin RAC adında insanlara özgü versiyonları mevcut; Montell ise bunların, Santa Barbara'daki Kaliforniya Üniversitesi'nde çalışan yeni meslektaşı Meghan Morrissey'e kanser CAR-M immünoterapisi konusundaki çalışmalarında yardımcı olup olamayacaklarını merak etti.

25
Paylaş
Dünya'nın Kalp Atışları: Schumann Rezonansı Nedir? İnsanlar Üzerinde Ne Gibi Etkileri Olabilir?
MakaleDünya'nın Kalp Atışları: Schumann Rezonansı Nedir? İnsanlar Üzerinde Ne Gibi Etkileri Olabilir?

Daha önce hiç Dünya'nın iç sesini duyduğunu iddia eden birileriyle karşılaştınız mı? Büyük ihtimalle hayır, fakat Dünya üzerinde bu tarz bir şikayetle doktora danışan insanlar yok değil. Dünyanın birçok bölgesinde, özellikle Amerika ve Kanada'da diğer insanların duyamadığı, derinlerden gelen mırıltılar duyan ve bunun Dünya'nın iç sesi olduğunu söyleyen azımsanamayacak kadar kişi var. Bu vakaların birçoğu sahte olmasına veya önemsiz sebeplere dayanmasına rağmen bir grup insanın işaret ettiği sebep ortak: Schumann rezonansı. Peki, nedir bu Schumann rezonansı? Gelin bu doğa olayının tarihini ve nasıl oluştuğunu inceleyelim.

İsminden de belli olacağı üzere bu olgunun keşfi birçok yerde Alman fizikçi W. Otto Schumann'a atfedilir. Fakat bu fikrin temelleri Schumann'dan biraz daha eskiye dayanmaktadır.

27
Paylaş
Sindirim Nedir? Sindirim Sistemi Nasıl Çalışır?
MakaleSindirim Nedir? Sindirim Sistemi Nasıl Çalışır?

Sindirim, gıdaların mekanik ve enzimatik olarak parçalanarak, kan dolaşımınca emilebilecek maddelere dönüştürülmesi sürecidir. Gıda, emilmeden önce sindirilmesi gereken üç makro besin içerir: yağlar, karbonhidratlar ve proteinler. Sindirim süreci boyunca, bu makro besinler bağırsak epitelini geçebilecek ve vücutta kullanılmak üzere kan dolaşımına girebilecek moleküllere ayrılır.

Tüm canlı organizmalar hayatta kalmak için besin maddelerine ihtiyaç duyar. Bitkiler besin maddelerini köklerinden ve hücresel işlev için gerekli enerji moleküllerini fotosentez süreciyle elde edebilirken, hayvanlar besin maddelerini diğer organizmaları tüketerek elde ederler. Hücresel düzeyde, hayvan fonksiyonu için gerekli biyolojik moleküller amino asitler, lipid molekülleri, nükleotidler ve basit şekerlerdir. Ancak tüketilen gıdalar protein, yağ ve kompleks karbonhidratlardan oluşur. Hayvanların, bu makromolekülleri hücresel işlevlerini sürdürmek için gerekli olan basit moleküllere dönüştürmesi gerekir. İşte bu nedenle sindirim sisteminin işlevi, yediğiniz gıdaları parçalamak, besinlerini serbest bırakmak ve bu besinleri vücuda emmektir. İnce bağırsak, sindirimin çoğunun gerçekleştiği ve salınan besinlerin çoğunun kana veya lenflere emildiği sistemin ana aktörü olmasına rağmen, sindirim sistemi organlarının her biri bu sürece hayati bir katkıda bulunur.

35
Paylaş