Hepimiz bir şeyleri adlandırmayı severiz, hele ki verdiğimiz isimler "bilimsel" ise. İnsanların Dunning-Kruger Etkisi olarak adlandırmayı sevdiği olgunun çeşitliliğine bir bakın: Diğer insanların bildiklerini abarttığı fikri, birinin agresif bir şekilde hatalı olduğu bir an ya da kısaca aptal insanların aptal olduklarının farkında olmadıkları inancı... Bu durumlara bir ad vermek için hepsine yapıştırdığımız etiket, Dunning-Kruger etkisi denilen olgudan başkası değil.
Bilimin bir olayı incelemiş ve ona bir isim vermiş olduğu fikri bize iyi hissettirir. Fakat bazen, o bilimsel hikayelerin köklerine indiğimizde anlatımlarının büyük ölçüde çarpıtılmış olduklarını keşfedebiliriz. Örneğin, modern plasebo araştırmalarının yaratılış efsanesi olan Dr. Henry Beecher'ın İkinci Dünya Savaşı'nda askerleri tedavi ederken morfininin bitmesi ve tuzlu su çözeltisiyle doğaçlama yapması araştırıldığında bugün bildiğimiz hikâye paramparça olur. Çünkü "hikâyeyi" destekleyebilecek birincil bir kaynak yoktur.