İçerikler - Sayfa 187

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Dinozorları Yok Eden Asteroit, Karınca-Mantar Ortaklığını Şekillendirmiş Olabilir!
MakaleDinozorları Yok Eden Asteroit, Karınca-Mantar Ortaklığını Şekillendirmiş Olabilir!

Sadece birkaç milimetre boyundaki dünyanın en maharetli bahçıvanları arasında yer alan Amerika kıtasının yaprak kesici karıncaları (İng: "leafcutter ants"), yaprak parçalarını kesip yuvalarına taşır ve bu taze yeşillikleri özenle baktıkları mantarlara sunar. Bu mantarlara kolonilerindeki özel iklim kontrollü odalarda gözü gibi bakan karıncalar, tıpkı insanların saman yiyememesi gibi yaprak yiyemezler; sadece yapraklar üzerinde yetişen mantarları yiyebilirler.

Günümüzde yüzlerce karınca türünün yemek için mantar yetiştirdiği biliniyor. Karıncaların evrimine dair yapılan araştırmalar, bu uyumun on milyonlarca yıl öncesine dayandığını gösteriyor. Araştırmacılar, Science dergisinde yayınladıkları çalışmada mantarların soy ağacını da işin içine katarak tabloyu daha net hale getirmeyi başardı. Bu çalışmada, araştırmacılar karınca ve mantar ortaklığının kökenini belirlerken şaşırtıcı bir faktöre de dikkat çektiler: 66 milyon yıl önce dinozorları yok eden asteroit Bu devasa çarpışmanın, karıncalar ile mantarlar arasındaki simbiyotik ilişkinin evriminde kilit bir rol oynadığı düşünülüyor.

12
Paylaş
Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu Nedir? Nasıl Yayılır? Belirti ve Semptomları Nelerdir?
MakaleBatı Nil Virüsü Enfeksiyonu Nedir? Nasıl Yayılır? Belirti ve Semptomları Nelerdir?

Batı Nil Virüsü, sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaşan ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir virüstür. Virüs Flaviviridae ailesinin Flavivirus cinsinde yer alan bir RNA virüsüdür.[1][2] İlk kez 1937 yılında Uganda'nın Batı Nil bölgesinde tespit edilmiştir.[2][3] Batı Nil Virüsü adını doğrudan Nil Nehri'nden almamıştır. Virüsün ismi ilk kez 1937'de izole edildiği Uganda'nın Batı Nil bölgesinden gelmektedir.[4]

Virüsün yayılması genellikle enfekte kuşlardan sivrisineklere, oradan da insanlara bulaşma yoluyla gerçekleşir. En yaygın bulaşma yolu sivrisinek ısırıklarıdır.[3] Bunun yanı sıra nadir de olsa organ nakli, kan transfüzyonu, anne sütü yoluyla bulaşma vakaları da kaydedilmiştir.[3] Aynı zamanda transplasental (anneden bebeğe) Batı Nil Virüsü bulaşmasına dair bildirilen bir vaka vardır.[3] Virüsün insandan insana sıradan temas yoluyla bulaştığına dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.[3] Culex cinsi sivrisinekler, virüsün en yaygın taşıyıcılarıdır. Bu sivrisinekler, durgun su birikintilerinde ürerler ve genellikle gece saatlerinde daha aktiftirler. Culex sivrisinekleri yalnızca Batı Nil Virüsü'nü değil, diğer hastalıkları da taşıyabilir.[3]

15
Paylaş
Dodolar Üzerinde Gerçekleştirilen Türdiriltimi Çalışmaları Pembe Güvercinlerin Kurtarılmasını Sağlayabilir mi?
MakaleDodolar Üzerinde Gerçekleştirilen Türdiriltimi Çalışmaları Pembe Güvercinlerin Kurtarılmasını Sağlayabilir mi?

Biyolojik çeşitlilik kaybı, son yüzyıllarda hızla artan bir çevre sorunu haline gelmiş ve birçok türün neslinin tükenme tehdidiyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Özellikle adalara özgü türler; habitat kaybı, avcılık, istilacı türlerin varlığı ve iklim değişikliği gibi faktörler nedeniyle hızla azalmıştır. Mauritius Adası'na özgü pembe güvercin (Nesoenas mayeri), 1970'lerde ve 1990'larda bu tehditlerle karşı karşıya kalmış ve neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. Ancak Durrell Yaban Hayatı Koruma Vakfı ve Mauritius Yaban Hayatı Vakfı gibi kuruluşların yoğun koruma çabaları sayesinde pembe güvercinin popülasyonu kurtarılmış ve 2018 itibarıyla sayıları önemli ölçüde artmıştır.

Kurtarma çabaları sürerken pembe güvercin popülasyonlarının korunması için bir katkı da türdiriltimi çalışmalarından gelebilir. Türdiriltimi projeleri, özellikle son dönemde yalnızca nesli tükenmiş türlerinin neslini döndürmeyi değil, aynı zamanda soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan mevcut türleri koruma çalışmalarına da katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, Mauritius'a özgü dodo kuşunun türdiriltimi çabaları, adadaki diğer tehdit altındaki türler için, özellikle de pembe güvercin için umut verici sonuçlar doğurma potansiyelini taşımaktadır.

13
Paylaş
Evrim Ağacı
ÇevirenFizik3 dk.
Nobel Fizik Ödülü Alan Kadınların Sayısı Bir Elin Parmaklarını Geçmiyor! Peki Bu Kadınların Gelecek Nesillere Tavsiyeleri Neler?
MakaleNobel Fizik Ödülü Alan Kadınların Sayısı Bir Elin Parmaklarını Geçmiyor! Peki Bu Kadınların Gelecek Nesillere Tavsiyeleri Neler?

Fizik alanında Nobel Ödülü almış 225 kişiden sadece beşi kadındır! Bu sayı, kadınların insan popülasyonunundaki oranı olan %50'ye kıyasla çok azdır. Bilim kadınlarının önündeki engelleri teşhir eden birkaç çalışmaya ve onların temsilini artırmaya yönelik birçok çabaya rağmen fizik, erkek egemen bir alan olmaya devam ediyor. Dünya genelindeki fizikçilerin sadece beşte biri kadın ve bu oran 2010'dan bu yana değişmedi. Nobel Fizik Ödüllü beş kadından üçü ise son on yılda ödülü almaya hak kazandı. Sadece birkaç yıl içinde bu üç kadının Nobel Fizik Ödülü kazanan bilim insanları kadrosuna girmesini görmekse fizikçi kadınlar için oldukça heyecan verici.

Nobel Fizik Ödülü kazanma onuruna 21. yüzyılda ulaşan üç kadın fizikçi var: Donna Strickland (2018), Andrea Ghez (2020), ve Anne L'Huillier (2023). Waterloo Üniversitesinden fizikçi Strickland, lazerler ve gerilmiş darbe amplifikasyonu (İng: "chirped pulse amplification") olarak adlandırılan CPA yöntemi üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde Nobel Fizik Ödülü almaya hak kazandı. Kaliforniya Üniversitesinden astrofizikçi Ghez, özellikle Samanyolu'nun merkezine yakın olan yıldızları gözlemleyen çalışmaları sayesinde Nobel Fizik Ödülünü aldı. Lund Üniversitesinde fizikçi olan L'Huillier de lazerler üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde 2023 Nobel Fizik Ödülünü almaya hak kazandı.

38
Paylaş
Hedonik Adaptasyon ve Sonuçları: Kalıcı Mutluluk Mümkün mü?
MakaleHedonik Adaptasyon ve Sonuçları: Kalıcı Mutluluk Mümkün mü?

Masal sonlarında dendiği gibi, sonsuza dek mutlu mesut yaşamak mümkün mü? Bunu en çok sağlayabileceğini düşündüğümüz sıra dışı bir duruma bakalım: Piyangoda büyük ikramiyeyi kazandınız! Artık hiçbir sıkıntınızın kalmayacağını varsayabilirsiniz. Hayatınızın geri kalanında istediğinizi yer içer, istediğiniz yere gider, istediğiniz her şeyi alırdınız. Eh, bu durumda artık sürekli mutlu bir insan olurdunuz…

Bir de bu durumun duygusal olarak tam tersi bir şey düşünelim: Bir kaza sonucu bacaklarınız felç oluyor ve artık yürüyemeyeceğinizi öğrendiniz. Bu durumda, kalan hayatınızda sizi sürekli bir mutsuzluğun bekleyeceğini düşünebilirsiniz. Öyle ya, sadece bir hayatınız var ve dünyadaki sürenizin kalanında hayattan tat almanızı engelleyecek çok travmatik bir deneyim yaşadınız.

39
Paylaş