Uzayda yaşam düşüncesi, hem sanatta hem de bilimde insanları sürekli olarak etkilemiştir. Bilimkurgu filmlerinde sıkça rastladığımız uzayda yaşam konseptleri, bize farklı gezegenlerdeki olasılıkları hayal ettirir. Ancak bu konsepti bilimsel olarak ele aldığımızda, karşımıza aşılması gereken birçok zorluk çıkmaktadır. Ay'da, Mars'ta ve daha uzak bölgelerde insan yerleşimlerini düşündüğümüzde; seyahat süreleri, yiyecek temini, radyasyon riski gibi faktörler biyolojimiz adına ciddi sorunlar teşkil etmektedir. Derin uzaydaki zorlu çevre koşulları bazı düşünürleri, insanları Güneş Sistemi'nin daha uzak bölgelerine götürürken, gen düzenleme teknolojisinin bu zorlukların üstesinden gelmek konusunda bir çözüm olabileceği yönünde düşündürmektedir.
Astronom Martin Rees ve Donald Goldsmith, Astronotların Sonu (İng: "The End of Astronauts") adlı kitaplarında; insansız uzay araçları ve robotların Güneş Sistemi'ni keşfetmenin, insan göndermenin getirdiği maliyet ve risklerden kaçınarak daha avantajlı olabileceğini savunmaktadırlar. Ancak Rees; gen düzenleme teknolojisinin, insanları gezegenlerarası bir tür haline getirmede yardımcı olabileceğini de belirtmektedir. Bu noktada, insanlı keşfin savunucusu olan Dr. Zubrin ile aralarında bir miktar anlaşma sağlanmıştır.