14.000 yıl önce Doğu Akdeniz kıyılarında yaşayan bir topluluğun parçası olduğunuzu düşünün. Avcılık ve toplayıcılıkla hem kara hem de denizden besleniyor, küçük teknelerle uzak denizlere açılabiliyorsunuz. Ancak son yıllarda av hayvanları ve balık kaynaklarında ciddi bir azalma söz konusu. Bu durum sizi ve topluluğunuzu, yeni kaynaklar aramaya itiyor. Ufukta keşfettiğiniz bir ada yeni bir yaşam alanı ve besin kaynağı olarak dikkat çekiyor.
Kıbrıs Adası, son buzul çağının ardından büyük ormanlarla kaplı bir yerdi.[1] Ancak adaya ilk ayak basan insanlar burada daha önce hiç karşılaşmadıkları bir manzarayla karşılaştılar: Yaban domuzu büyüklüğünde cüce hipopotamlar (Phanourios minor) ve at boyutunda cüce filler (Palaeoloxodon cypriotes)! Bu hayvanların fazlalığı ve adanın sunduğu bolluk, insanların avcılık ve toplayıcılık faaliyetlerini buraya yönlendirmelerine neden oldu. Bu durum adadaki megafauna türlerinin, yani ekosistemde yaşayan büyük hayvan türlerinin hızlı bir şekilde azalmasına ve nihayetinde yok olmasına yol açtı.