İçerikler - Sayfa 135
Google X, ışığın gücünden yararlanarak uygun maliyetli, kablosuz ve yüksek hızlı internet sağlama çabasındaki en son gelişme olan Taara çipini tanıttı.[1] Bu tırnak boyutundaki çip, iki nokta arasında veri kodlu ışık demetlerini yönlendirmek için yazılım kontrollü ışık yayıcılar kullanıyor. Testlerde araştırmacılar, iki Taara çipiyle açık havada 1 kilometre mesafede saniyede 10 gigabit hızında veri iletmeyi başardı. Taara'nın genel müdürü Mahesh Krishnaswamy şu açıklamayı yapıyor:
Google'ın Ar-Ge birimi X'teki Taara ile geleneksel fiber optik kablolarla erişilmesi zor bölgelerde fibere yakın internet hızları sunabileceğini umuyorlar. Google'ın araştırma ve geliştirme kolu olan X'teki araştırmacılar, Taara'nın geleneksel fiber optik kablolarla erişilmesi zor bölgelere fiber benzeri internet hızları sunabileceğini umuyor. Bu kablolar çoğunlukla yerin derinliklerine gömülü olduğundan dağlar ve ormanlar gibi uzak bölgeler ya da zorlu araziler için pratik değildir. Ancak bu durum Taara için bir sorun teşkil etmiyor. Ayrıca Taara, 5G gibi radyo frekanslarıyla çakışmayan ışık frekansları kullandığından bant genişliği rekabetine de girmiyor. Taara Genel Müdürü Mahesh Krishnaswamy açıklamasında şunları söyledi:
Okyanus, gezegenimizin neredeyse dörtte üçünü kaplıyor. Ancak bilim insanları, denizlerimizde yaşayan canlıları henüz yüzeysel olarak keşfedebildiğimizi belirtiyor. Ancak yeni teknolojiler bu durumu değiştirmeye başladı. Bu teknolojiler sayesinde araştırmacılar; gizli petrol sızıntılarını ortaya çıkarıyor, yeni türlerin keşfini hızlandırıyor ve ışık kirliliğinin deniz yaşamını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.
Uydu görüntüleri sayesinde okyanustaki büyük petrol sızıntıları nispeten kolayca tespit edilebiliyor. Bir tanker çarptığında veya boru patladığında, bilim insanları nereye bakacaklarını biliyorlar.
Evrenimiz yıldız, gezegen, asteroit ve kuyruklu yıldız gibi gök cisimlerinden oluşur. Tüm bu gök cisimlerinin de belirli yapısal özellikleri vardır. Bu gök cisimleri de kendi aralarında organize olarak farklı yapılar oluşturabilirler. Yıldızlar kendi aralarında organize olarak daha büyük yapılar olan galaksileri meydana getirirler. Galaksimiz olan Samanyolu Galaksisinde 200 ila 400 milyar yıldız bulunur ve 100 bin ışık yılı çapında bir alanı kapsar. Galaksiler de kütleçekimi etkisiyle kendi aralarında organize olarak galaksi gruplarını, galaksi grupları ise bir araya gelerek galaksi kümelerini meydana getirirler. Tüm evrenimizde yaklaşık 25 milyar galaksi kümesi olduğu tahmin edilmektedir.[1]
Birbirlerine yakın galaksilerin kütleçekim etkisiyle organize olarak oluşturdukları yapılara galaksi grupları adı verilir. Galaksi grupları birkaç galaksiden oluşur ve bu galaksiler birbirleriyle etkileşimde bulunabilir hatta bazen birleşebilirler. En bilinen galaksi grubu bizim galaksimizin de içinde bulunduğu Yerel Gruptur. Yerel Grup ilk olarak Edwin Hubble tarafından, ilk mesafe belirlemeleri ve kırmızıya kayma ölçümleri sırasında tanınmıştır. Yerel Grup'un en önemli üyelerinden bir tanesi de bize en yakın galaksi olan M31 yani Andromeda Galaksisidir. Ayrıca M32 ve M110 olmak üzere iki uydu galaksisi vardır.
İspanya'nın Burgos şehrindeki Atapuerca arkeolojik alanlarında çalışan araştırma ekibi, Batı Avrupa'nın en eski insanını keşfetti.[1] Bu ekibin ilk başarısı da değil, daha önce iki kez daha bu yönde bir başarıya imza atan ekip, kendi rekorlarını üçüncü kez kırmış oldu.
Ekip, bu başarıyı ilk kez 1994 yılında Gran Dolina sitesinin TD6 katmanında Homo antecessor adını verdikleri yeni bir insan türünün kalıntılarını ortaya çıkararak elde etmişti. Yaklaşık 900.000 yıl öncesine tarihlenen bu fosiller, Batı Avrupa'daki ilk insan varlığının 500.000 yıldan daha eski olmadığına dair görüşü temelden sarsmıştı.[2]
Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi'ndeki araştırmacılar, belirli mevsimsel grip virüslerine daha önce maruz kalan bireylerin H5N1 kuş gribi virüsüne karşı çapraz reaktif bağışıklık geliştirdiğini ortaya koydu.[1] Çalışmada, 1968'den önce dolaşan mevsimsel grip virüsleriyle (H1N1/H2N2) karşılaşan yaşlı yetişkinlerin, H5N1'e bağlanan antikor düzeylerinin daha yüksek olduğu gözlendi. Nature Medicine dergisinde bugün paylaşılan bulgulara göre, genç yetişkinler ve çocuklar, kuşlar ve sığırlarda yayılan mevcut H5N1 suşuna tam uyumlu olmasa bile bu aşılardan önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Mikrobiyoloji Profesörü ve çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Scott Hensley, şunları aktarıyor:
H5N1 virüsleri yıllardır kuşlar arasında dolaşımdaydı, ancak 2.3.4.4b clade adı verilen yeni bir varyant yakın zamanda ortaya çıktı ve sığır popülasyonlarına yayıldı. Günümüzdeki H5N1 suşu, insan üst solunum yolu reseptörlerine etkin şekilde bağlanamıyor. Ancak memelilerdeki yaygın dolaşım, virüsün insan solunum yolu hücrelerini enfekte etmesini kolaylaştıracak ve bulaşıcılığını artıracak mutasyonlara yol açabilir. Böyle bir senaryoda, H5N1 insandan insana yayılma yetisi kazanabilir.
/content/0e99a692-082e-4f0c-9be7-670a5de44cbd.png)
/content/a6bfa19e-b109-4aab-9770-1487187e398d.jpeg)
/content/7a323802-1d5f-497d-9b20-b67fc0b673dc.jpeg)
/content/66bfd545-12f3-4fd8-b099-6d9724863094.jpeg)
/content/10224e7c-8d81-40e9-b826-93ba07558c69.png)