Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Bilimdeki Son Gelişmeler
Akış
İçerikler
Parçacık
Kaya
Karbonhidrat
Vücut
Kimyasal Evrim
Yıldızlar
Müfredat
İstatistik
Evrimsel Psikoloji
Çiçek
Bir
Mısır
Teyit
Maskeler
Genom
Halüsinasyon
Diş Hekimi
Evrim Ağacı Duyurusu
Diş Hekimliği
Antikor
İnternet
Aminoasit
Sinek
Küresel Salgın
Sürdürülebilirlik
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
689.6K UP
22 Haziran
New Phytologist dergisinde yayımlanan yeni bir UC Riverside çalışması, yosunlar hakkındaki onlarca yıllık temel bir varsayımı sorguluyor: Bu bitkilerin mantar ortaklıkları olmadan yaşadığı düşünülüyordu. Araştırmacılar, Mojave ve Sonoran çöllerinden topladıkları yosunların dokularında mikoriza mantarı DNA'sı ve fiziksel yapılarına rastladı.
 
Bitkiler âleminin yüzde 85'inden fazlası, özellikle arbüsküler mikoriza mantarları (AMF) ile simbiyotik ilişki kurar. Bu mantarlar bitkilere topraktaki besinleri taşırken karşılığında fotosentezden elde edilen şekerlerden yararlanır. Yosunlar ise gerçek kök taşımadıklarından bu ilişkinin dışında tutuluyordu.
 
Doktora öğrencisi Kian Kelly, çöl yosunlarını laboratuvarda öğütüp mantar DNA'sı aradı. Sonuç şaşırtıcıydı: Yakın çevredeki toprak mikroflorasından belirgin biçimde farklı, yosun dokusuna özgü mantar toplulukları saptandı. Daha da ilgi çekici olan, daha sert iklimlerden gelen yosunların farklı mantar türleri barındırması; bu da belirli mantarların sıcak ve kuru koşullarla başa çıkmaya yardımcı olabileceğine işaret ediyor. Fungal yapıların yosun hücrelerinde boyama ve mikroskop ile görüntülenmesi de bu ilişkiyi fiziksel kanıtla pekiştirdi; görülen "arbüskül benzeri" dallanmış yapılar, diğer bitkilerin köklerindeki besin alışveriş noktalarına benziyor.
 
Ancak araştırmacılar temkinli: Yosun ve mantarın gerçekten kaynak alışverişinde bulunduğu henüz kanıtlanmadı; bu nedenle ilişki resmi bir simbiyoz olarak tanımlanamıyor. Bununla birlikte bulgular, yaklaşık 470 milyon yıl önce bitkilerin karaya çıkışında fungal ortaklıkların çok daha geniş kapsamlı bir rol oynamış olabileceğini ve yosunların bu tarihin görünmez bir parçası olduğunu düşündürüyor.

213 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.6K UP
22 Haziran
Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Heliconius cinsi tropik kelebeklerin neden akrabalarından çok daha uzun yaşadığını araştırıyor. Güney ve Orta Amerika yağmur ormanlarında yaşayan bu kelebekler arasındaki yaşam süresi farkı çarpıcı: Dione juno yetişkin olarak yalnızca 14 gün yaşarken Heliconius hewitsoni 348 güne kadar ulaşabiliyor.
 
Tufts Üniversitesi'nden Dr. Jessica Foley liderliğindeki ekip, 28 Heliconius türünü inceledi ve uzun ömrün iki ayrı kaynaktan beslendiğini ortaya koydu. Birinci etken: Heliconius türlerinin büyük çoğunluğu, diğer kelebeklerin aksine yetişkin dönemde de çiçek nektarına ek olarak polen tüketiyor. Polen, lipit ve amino asit içeriğiyle hem enerji depolama hem de bağışıklık güçlendirme işlevi görüyor; ayrıca dişilerin ömürleri boyunca sürekli yumurta üretmesine olanak tanıyor.
 
İkinci etken daha gizemli: Araştırmacılar, uzun yaşayan Heliconius türlerinin diyetlerinden pollen tamamen çıkarıldığında bile kısa ömürlü akrabalarından önemli ölçüde uzun yaşamaya devam ettiğini gözlemledi. Bu, söz konusu kelebeklerin henüz tam olarak anlaşılamamış, evrimsel olarak gelişmiş yaşlanma karşıtı mekanizmalara sahip olduğuna işaret ediyor.
 
Ekibin geliştirdiği "Pullinator" adlı kavrama gücü ölçüm cihazıyla yapılan testler, uzun yaşayan Heliconius hecale'nin yaşlandıkça neredeyse hiç fiziksel gerileme göstermediğini ortaya koydu. Araştırmacılar bu kelebeklerin aynı zamanda büyük beyin yapısı ve kalıcı uzun süreli belleğe sahip olduklarını belirtiyor; bunların hepsi insanlarda yaşlanma mekanizmalarını anlamak için değerli bir model olabileceğine işaret ediyor.

204 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.6K UP
20 Haziran
Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Dünya'nın nihai kaderiyle ilgili uzun süredir kabul gören kötümser senaryoyu sorguluyor: Güneş'in kızıl dev evresinde Dünya'yı yutacağı yönündeki yaygın varsayım, yeni hesaplamalara göre yanlış olabilir.
 
Bu olay yaklaşık 5 milyar yıl sonra gerçekleşecek; Güneş çekirdeğindeki hidrojeni tükettiğinde önce kızıl deve, ardından helyumu da tükendiğinde "AGB yıldızı" adı verilen dev bir yapıya dönüşecek. Belçika Leuven Üniversitesi'nden Mats Esseldeurs'un başını çektiği araştırmaya göre Dünya'nın kaderi iki zıt kuvvet arasındaki ince dengeye bağlı: Güneş büyüdükçe artan kütleçekimi gelgit etkileriyle Dünya'yı içine çekerken aynı zamanda yıldız rüzgârıyla kaybettiği kütle, gezegeni daha uzağa itiyor.
 
Önceki çalışmalar gelgit etkisinin baskın çıkacağını ve Dünya'nın yutulacağını öngörüyordu; ancak bu tahminler basitleştirilmiş gelgit dağılımı modellerine dayanıyordu. Fransa CEA Paris-Saclay'den Stéphane Mathis'in belirttiği gibi son 15 yılda geliştirilen modeller, gelgit kaynaklı enerji kaybının önceden tahmin edilenden daha düşük olduğunu gösteriyor. Ekip, Güneş'in "yaşlı kuzeni" sayılabilecek L2 Puppis yıldızını referans alarak kütle kaybını daha hassas hesapladı.
 
Yeni modellemeye göre Dünya ve Mars, Güneş'in yarıçapının ötesinde bir yörüngeye kaçarak yutulmaktan kurtulabilir. Ancak Merkür ve Venüs için aynı şans söz konusu değil; bu iki gezegen kaçınılmaz biçimde genişleyen Güneş'in alevleri içinde yok olacak. Süreç tamamlandığında Güneş, füzyon reaksiyonu yapamayan yoğun bir beyaz cüceye dönüşerek zamanla sönükleşip soğuyacak.

251 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.6K UP
20 Haziran
Science dergisinde 18 Haziran'da yayımlanan bir çalışma, 2011 Tohoku-Oki depreminin GPS verilerinde 15 yıldır çözülemeyen gizemli bir anomaliyi açıklığa kavuşturdu. Chicago Üniversitesi'nden jeofizikçi Sunyoung Park liderliğindeki ekip, depremden yaklaşık 16 dakika sonra, henüz büyük artçı şoklar gerçekleşmeden, Japonya genelindeki GPS istasyonlarının tamamen aynı anda doğuya doğru kaydığını tespit etti. Bu kayma hiçbir bilinen artçı sarsıntıyla örtüşmüyordu.
 
Caltech'ten Hiroo Kanamori ve Strazburg Üniversitesi'nden Luis Rivera ile birlikte çalışan Park, önce denizaltı heyelanı ve yavaş fay kayması gibi alternatifleri eledi; bunlar verideki bölgesel olmayan, ülke çapındaki eş zamanlı kaymayı açıklayamıyordu. Ekip sonunda, depremden yayılan enerjinin Dünya'nın derinliklerine inip sıvı metal alaşımından oluşan dış çekirdeğe çarparak yansıdığı ve yüzeye geri döndüğü sonucuna ulaştı. Bu enerji, Japonya çevresindeki iki büyük tektonik plaka sınırında ek bir kaymayı tetikledi. Yaklaşık 5.800 kilometrelik bu gidiş-dönüş yolculuğu, toplam 15 dakika sürdü.
 
Bu olay, 3.000 kilometreyi aşan alanıyla kayıtlara geçmiş en geniş sismik olay unvanını taşıyor ve yaklaşık 7,5 büyüklüğünde bir depreme eşdeğer enerji açığa çıkardı. Ayrıca birden fazla büyük tektonik plaka sınırını (Pasifik-Okhotsk ve Filipin Denizi-Avrasya) aynı anda etkileyen ilk kayıtlı olay olma özelliği taşıyor.
 
Park, bu bulgunun deprem tehlikesi anlayışımıza tamamen yeni bir boyut eklediğini vurguluyor: "Büyük depremler, ana sarsıntı bittikten çok sonra bile fayları etkileyebiliyor." Sismik sensörlerin genellikle yüzeydeki kısa, yüksek frekanslı sinyalleri aramak üzere tasarlanmış olması ve 9,0 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan yoğun gürültü, bu sinyalin yıllarca fark edilmemesine yol açmıştı.

200 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.6K UP
19 Haziran
NASA'nın yörüngesi hızla alçalan Neil Gehrels Swift Gözlemevi'ni kurtarma çabası önemli bir aşamaya ulaştı. 12 Haziran'da Virginia'daki Wallops Uçuş Tesisi'nde mühendisler, Northrop Grumman'ın Pegasus XL roketini şirketin değiştirilmiş L-1011 uçağı Stargazer'a bağladı. Roketin içinde, Katalyst Space'in geliştirdiği robotik servis aracı LINK bulunuyor.
 
Düşük Dünya yörüngesindeki tüm uzay araçları atmosferik sürtünme nedeniyle yörünge kaybediyor; bu etkiyi telafi edecek itme sistemi olmayan araçlar zamanla alçalıyor. Güneş'teki son aktivite artışı, Swift'in yörünge kaybını beklenenden çok daha hızlı hale getirdi. Katalyst, LINK'in zamanında ulaşabilmesi için Pegasus XL'i en uygun fırlatma seçeneği olarak belirledi.
 
LINK, bu ay içinde Güney Pasifik'teki Kwajalein Atolü'nden fırlatılacak. Aracın görevi, gamma ışını patlamaları ve evrenin en güçlü patlamalarını inceleyen Swift'in yörüngesine kenetlenerek onu yeniden yükseltmek.
 
Bu görev, NASA'nın daha önce açıkladığı gibi, maliyetler düşürülebilirse Hubble Uzay Teleskobu için de benzer bir yörünge yükseltme stratejisinin önünü açabilecek bir model niteliği taşıyor.

203 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
385.2K UP
Aktaran 2 Haziran 2025 2 dk.

Amerika'nın tropik bölgelerinde yaşayan yarasalar, kızamık gibi hastalıklara yol açan morbillivirüs adlı RNA virüsleri taşıyor. Ancak bu virüslerin diğer memeli türlerine yayılmasında yarasaların rolü hâlâ net değil. Charité - Universitätsmedizin Berlin ve Alman Enfeksiyon Araştırmaları Merkezi öncülüğündeki uluslararası bir araştırma ekibi, Nature Microbiology dergisinde yayınladıkları makalede Brezilya ve Kosta Rika'daki yarasa ve maymunlarda morbillivirüslerin yayılımını inceledi.[1] Çalışma sonucunda yeni virüs türleri ve virüslerin yarasalardan diğer memeli türlerine geçtiğini keşfeden ekip, bu konak değişimlerinin olası tehlikelerine karşın virüsleri daha yakından izlemenin gerekliliğine dikkat çekiyor.

Morbillivirüslerin neden olduğu hastalıklar arasında en bilinen örnekleri arasında insanlarda kızamık, sığırlarda sığır vebası ve etoburlarda köpek gençlik hastalığı sayılabilir. Sığır vebası başarıyla yok edilmiş olsa da diğer morbillivirüsler hem insan sağlığı hem de çiftlik hayvanları için önemli bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Çeşitli memeli türleri arasındaki geniş dağılımlarına rağmen, ana konakçıları, coğrafi dağılımları ve yeni türlere sıçrama potansiyelleri hakkındaki bilgiler oldukça sınırlı.

20
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 2 Haziran 2025 2 dk.

Kuzey Kutbu'nda bahar gelince milyonlarca kuş yavrularını büyütmek için bir araya geliyor. Bu dönemde her yerde yavru kuşların cıvıltıları duyulur ve tüylerle kaplı minik yavruları her yerde görebilirsiniz. Bu durum, 73 milyon yıl önce de aynıydı. Bu hafta Science dergisinin kapağında yer alan bir makale, kuşların kutup bölgelerinde yuva yapmasına dair bilinen en eski örneği belgeliyor.[1] Makalenin baş yazarı ve Princeton Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan Lauren Wilson, şöyle anlatıyor.

Wilson, bu makalenin Alaska Fairbanks Üniversitesi’ndeki yüksek lisans tez çalışması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor. Alaska'daki bir kazı alanından toplanan düzinelerce minik fosilleşmiş kemik ve dişi inceleyen Wilson ve ekibi, dinozorların da bu topraklarda dolaştığı dönemde Kuzey Kutbu'nda üreyen farklı kuş türlerini tespit etti. Bunlar arasında dalgıç kuşlar, martı ve ördek ve kaz gibi kuşlara benzeyen birkaç kuş türü vardı. Makalenin yazarlarından Alaska Üniversitesi Kuzey Müzesi direktörü ve Wilson'ın yüksek lisans tez danışmanı Pat Druckenmiller, çalışmayı şöyle özetliyor:

27
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Deha Kaykı
Deha Kaykı
198.7K UP
Aktaran 28 Mayıs 2025 2 dk.

ArXiv'de ön baskı olarak yayımlanan yeni bir çalışma, karanlık maddenin evrenin ilk yıldızlarında yalnızca kütle çekimsel değil, kimyasal evrimsel süreçlerde de etkili olabileceğini öne sürüyor. Lina Yıldız ve Deha Kaykı tarafından, GTIIT’te (Guangdong Technion – İsrail Teknoloji Enstitüsü) görev yapan fizikçi Prof. Dr. Marcelo F. Ciappina danışmanlığında yürütülen bu çalışma; yıldız içi termodinamik yapılar ve nükleer tepkimelerin karanlık madde kaynaklı enerji enjeksiyonu ve istatistiksel dağılım değişimleri ile nasıl dönüştürülebileceğini kapsamlı bir model üzerinden ele alıyor. Bu yaklaşım, karbon ve nitrojen gibi biyojenik elementlerin üretiminde artışa, oksijen sentezinde ise azalmaya yol açan bir nükleosentez senaryosunu simüle ederek özellikle karbon açısından zengin ve metal bakımından yoksul (CEMP) yıldızların gözlemsel spektrumlarıyla yüksek uyum gösteriyor.

Araştırma, klasik yıldız evrimi modellerinin açıklamakta yetersiz kaldığı CEMP-no yıldızlarının anomalik C/O oranlarını karanlık madde etkisi ile açıklamayı hedef almaktadır. Bu bağlamda, karanlık maddenin yalnızca kütleçekimsel etkilerle değil, aynı zamanda termodinamik yapılar üzerindeki etkileriyle de erken yıldızlarda nükleer tepkime dengelerini değiştirebileceği varsayımı öne çıkarılmıştır. Özellikle zayıf etkileşimli kütleli parçacıkların yıldız çekirdeklerinde termalleşerek çift yok oluş süreçleri aracılığıyla ısı enjekte edebileceği fikri, çalışmanın hesaplamalı temelini oluşturmaktadır.

35
0 Yorum
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
385.2K UP
Aktaran 22 Mayıs 2025 1 dk.

Öğrencileri yapay zekanın yön verdiği bir dünyaya hazırlamak, üniversiteden çok önce başlıyor. South Florida Üniversitesi (USF), Tampa Bay bölgesi ve ülke genelindeki sınıflara yapay zekayı entegre etmek için okul öncesinden 12. sınıfa kadar olan eğitimcilerle işbirliği yaparak gelecek nesillerin temel becerileri erken yaşta geliştirmelerini sağlıyor.

USF Eğitim Fakültesi’nden Profesör Zafer Ünal, öğretmenler için 1.000’den fazla ücretsiz yapay zekâ aracı içeren çevrimiçi bir platform olan TeacherServer’ı geliştirdi. 2024’te hayata geçirilen platformun kullanıcı sayısı kısa sürede patladı. Bugün yaklaşık 1,25 milyon öğretmen, ders planlama, sınav hazırlama, sunum oluşturma gibi işlerde bu araçlardan faydalanıyor. Ünal şöyle diyor:

24
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melih Ataç
Melih Ataç
29.5K UP
Aktaran 20 Mayıs 2025 2 dk.

Journal of Vertebrate Paleontology dergisinde yeni yayımlanan bir makale, ankilozorların Kuzey Amerika'da Orta Kretase'de varlığını doğruluyor.

Ankylosauria kladı, otçul, kuş kalçalı (ornithischian), kaplumbağalara benzer kemikli osteodermler şeklinde zırha sahip dinozorları içeren bir gruptur. İlk olarak Orta Jura'da, Kuzey Afrika'da ortaya çıkmışlardır. İsimleri Latince "kavisli kertenkele" anlamına gelir. Bir topuza benzeyen kuyrukları, ankilozorları karakterize ettiği düşünülen oldukça özel yapılardır.

27
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bir kültürü yok etmek için kitapları yakmaya gerek yoktur. İnsanları kitap okumaktan caydırın, yeter."
Ray Bradbury
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)