Kısaca özetlemek gerekirse evet, klasik Marksist teoriye göre nihai komünizmin gerçekleşebilmesi için sürecin tüm dünyaya yayılması gerekir! Çünkü komünizm teorik olarak sınıfların, paranın ve en önemlisi devlet aygıtının ortadan kalktığı küresel bir aşamadır. Kapitalist bir dünya düzeninin ortasında tek bir ülkenin bu yapıya ulaşması kuramsal olarak imkansız kabul edilir.
Gelin bu mantığın arkasındaki mekanizmaya yakından bakalım Karl Marx ve Friedrich Engels, kapitalizmin zaten ulusal sınırları aşan devasa bir küresel pazar kurduğunu söylüyordu. Eğer bir ülke tek başına sosyalist bir devrim yaparsa, çevresi düşman piyasa ekonomileriyle sarılı kalır. Dışarıdan gelecek askeri tehditlere ve ekonomik baskılara direnmek zorunda kalan bir yönetim, devleti küçültmek şöyle dursun, savunma ve güvenlik mekanizmalarını devasa boyutlara ulaştırmak zorunda kalır! Nitekim Sovyetler Birliği tarihindeki o büyük kırılma tam olarak burada yaşandı. Lev Troçki devrimin ancak küresel ölçekte yayılırsa hayatta kalabileceğini savunan sürekli devrim tezini savunurken, Josef Stalin tek ülkede sosyalizm fikrini öne sürdü ve bu durum korkunç bir merkezi bürokrasi yarattı.
Peki devlet kontrolündeki bu ekonomi neden özel sektörün ve pazar dinamiklerinin gerisinde kaldı? İktisat biliminde buna ekonomik hesaplama problemi diyoruz Serbest piyasada milyonlarca insanın ihtiyacı, arzı ve talebi fiyat mekanizması aracılığıyla anlık sinyallere dönüşür. Bir toplumdaki trilyonlarca tüketim tercihini ve inovasyon ihtiyacını tek bir merkezi planlama komitesinin masa başında hesaplaması olanaksızdır. Fiyat sinyalleri olmayınca kaynaklar verimsiz dağıtıldı, teknolojik yenilikler halkın günlük ihtiyaçlarına inemedi ve raflarda meşhur Sovyet kıtlıkları baş gösterdi.
Son olarak Sovyetler Birliği ve faşizm benzetmesine değinelim. Siyaset biliminde SSCB hiçbir zaman nihai komünizme ulaştığını iddia etmedi, sadece oraya giden yolda bir işçi devleti olduklarını söyledi. Stalin dönemini faşizm olarak adlandırmak ise kavramsal olarak doğru değildir. Faşizm geleneksel sermaye sahipleriyle ve özel mülkiyetle el ele yürüyen aşırı milliyetçi bir ideolojiyken, Sovyet modeli özel mülkiyeti tamamen tasfiye eden totaliter bir devlet sosyalizmi kurdu. İkisi de insan haklarını ezen baskıcı sistemlerdi fakat mülkiyet ve ekonomi temelleri birbirinden taban tabana zıttı!
Kaynaklar
-
Karl Marx, Friedrich Engels. Komünist Manifesto. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Friedrich A. Hayek. The Use Of Knowledge In Society. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Sheila Fitzpatrick. The Russian Revolution. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı