Bilek kalınlığı meselesini hemen netleştirelim, bu farkın temel sebebi tamamen kemik çatımız ve iskelet yapımız! Bilek bölgesinde hacim kazandıracak bir kas kütlesi bulunmaz, parmaklarımızı ve elimizi hareket ettiren kasların gövdeleri ön kolda yer alır. Bilekten ise sadece parmaklara uzanan kablo benzeri tendonlar geçer. Dolayısıyla bileğin kalınlığını neredeyse tamamen radius ve ulna kemiklerinin distal uçlarının genişliği, eklem yapısı ve üzerindeki az miktarda deri altı yağı belirler. Bu durum belirli bir ırkın etiketi kesinlikle değil, popülasyonların kendi içinde ve hatta aynı ailede bile devasa varyasyon gösteren poligenik bir genetik miras
İşin evrimsel ve genetik arka planı tam bir şölen Kemik kalınlığı ve iskelet çerçevesi tek bir genin açılıp kapanmasıyla değil, genomumuzun dört bir yanına dağılmış yüzlerce lokusun etkileşimiyle belirleniyor. Evrimsel biyolojide Allen Kuralı dediğimiz çok zarif bir adaptasyon var. Ekvatora yakın, sıcak ve kurak iklimlerde yaşayan popülasyonlar fazla vücut ısısını hızla dağıtmak için daha uzun ve ince uzuvlara evrilme eğilimi gösterirken, soğuk iklim popülasyonlarında ısıyı korumak için daha tıknaz ve kompakt kemik çatıları seçilebiliyor. Ancak güncel insan genetiği bize çok net bir gerçeği gösteriyor, türümüzdeki genetik çeşitliliğin yüzde 85 ila 90 gibi ezici bir kısmı popülasyonların kendi içinde bulunuyor. Yani belirli bir coğrafyaya veya etnisiteye bakıp genelleme yapmak imkansız, her popülasyonda hem çok ince hem de oldukça kalın bilekli bireyler görünüyor.
Peki işlevsel olarak bir fark yaratıyor mu derseniz, günlük yaşam aktivitelerinde veya ince motor becerilerde hiçbir dezavantaj ya da üstünlük yaratmıyor Piyano çalmak, klavyede yazmak veya hassas işler yapmak gibi ince motor hareketlerde bileğin ince ya da kalın olması performansı etkilemiyor. Fark yalnızca biyomekanik ve yüksek mekanik yükler söz konusu olduğunda ortaya çıkıyor. Kalın bilekler daha geniş kemik kesit alanına ve eklem yüzeyine sahip olduğu için ağır yükleri dağıtmada doğal bir avantaj sağlıyor. Hatta spor biliminde maksimum doğal kas kütlesi potansiyeli hesaplanırken bilek çevresinin ölçülmesi boşuna değil, iskelet temeli ne kadar genişse taşıyabileceği kas yükü de o kadar artıyor. Buna karşılık çok dar kemik kanalına veya kare şeklinde bilek oranına sahip bireylerde karpal tünel sendromu gibi sinir sıkışması riskleri biraz daha yüksek olabiliyor fakat bu da tek başına bir kader değil, doku elastikiyeti ve kullanım alışkanlıkları gibi birçok faktörle birlikte şekilleniyor.
Kaynaklar
-
Christopher B. Ruff. Morphological Adaptation To Climate In Modern And Fossil Hominids. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
C. Boz, et al.. The Wrist Ratio As An Indicator Of Carpal Tunnel Syndrome. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı