Felsefe bir düşüncedir ve soyut şeylerle ilgilenir, şimdi dediğin gibi bilmiyoruz cevabı verilmesi gerekir, bir şeyin yokluğu da bir iddiadır, doğru, ancak burada ''yoktur'' demek yerine ''yok saymak'' daha mantıklıdır. Şu anda deniz kızlarına, hayaletler, şirinlere ve bir insanın aklına gelebilecek zibilyon tane varlığa ve fikre nasıl yaklaşırsın? Mesela hayaletler var mıdır? hayaletler var diye yaşar mısın? Hayaletleri yok sayarsın öyle değil mi? Tanrı için de aynısı geçerli evet varlığını bilemeyiz ancak bilmediğimiz bir konuda sonsuz farklı ihtimal vardır, hangisi gerçek? Bunu ancak bilim ile çözebiliriz, ve o ihtimallerden her birini, kanıtlamadıkça yok sayarız, olay budur, yoksa kimse ''Kesin yoktur'' diyemez, sadece varlığını kanıtlayana kadar yok sayarız.
Sorduğunuz soru, yüklü soru safsatası dediğimiz bir mantık safsatasına giriyor; çünkü "siz" diye kastettiğiniz ekip Evrim Ağacı ise, aslında söylemediğimiz bir şeyi söylediğimiz varsayımıyla sorunuzu sormuşsunuz. Dolayısıyla direkt sorunuza yanıt vermeye çalışacak olursak, her halükarda kendi pozisyonumuzu savunmak zorundaymışız ya da sorunuza gizlediğiniz varsayımı kabul ediyormuşuz gibi bir konuma düşeceğiz.
Bu tarz safsatalara verilecek en iyi cevap, sorunun varsaydığı "yükün" hatasını göstermekte:
"Oysa buna bilimsel olarak "bilmiyoruz" cevabı verilmesi gerekir."
Buradaki videomuzu izleyecek olursanız; tam da beklediğiniz cevabı verdiğimizi görürsünüz. Hatta boş hipotez ile ilgili yazımızda bunu çok detaylı olarak izah etmiştik.
Yani Tanrı sorusuna bilimde verdiğimiz "üst cevap" zaten kaçınılmaz olarak "Bilmiyoruz."; çünkü bilmiyoruz. İnananlar da dahil, siz de dahil, ben de dahil, kimse bilmiyor. Ancak varsayımsal tutum Tanrı'nın var olmadığı yönünde, çünkü boş hipotez kavramı bunu gerektiriyor. Ve bu kötü bir şey değil, iyi/istenen bir şey; aksi durumda bilim hataya düşmüş olurdu. Neden iyi bir şey olduğunu buradan okuyabilirsiniz.
'Siz' kim?
Ben yeri geldiğinde ateist olduğum için yorumun devamında bir şeyler yazmak istiyorum!
Teist birisi "Tanrının olduğunu biliyorum" veya "Tanrının olduğununa inanıyorum" der. 'olduğunu bilme' iddiasını epistemik olarak incelemiş ve araştırmış olan Teo Grünberg'in Epistemik Mantık Üzerine Bir Araştırma adlı kitabını öneririm.
Berat Mutluhan ve Taner Bey'in ateizm üzerine konuşmalarını öneririm.
"Bilim, tanrının olduğuna dair bir işarete ulaşmadığı için yoktur" söylemine bakalım:
Sormamız gereken bazı sorular; Tanrı tasviri nasıl yapılıyor, özellikleri nasıl bilinebiliyor? Ontolojik argümanları nelerdir? Bilim nedir? Bilim nasıl işler? Bilimin konuları nelerdir? Bilim ile alakalı olması için Tanrı hakkında tasvirler, ontolojik argümanlar ve Tanrıya atfedilen özellikler ne gibi iddialar içeriyor olması gerekir? Ateizm nasıl argüman geliştiriyor, neye göre geliştiriyor? Ateizm "Tanrı yok!" derken neyden bahsediyor?
Felsefe yaparken bilimsel gelişmeleri reddedemeyiz!
Bu soru-cevap opsiyonu soruya Evrim Ağacı'nın temsilcisi olsun olmasın pek çok kişinin yanıt verebilmesini sağlayan bir yapıya sahip. Bu nedenle soruyu soruş biçiminiz belli bir görüşün temsilciliğini varsaymamalı. Muhtemelen Evrim Ağacı'nın görüşünün soruda varsaydığınız görüş olduğunu düşünerek soru sordunuz ama Evrim Ağacı bünyesinde de sorunuzun örtülü iddiasını (Tanrı'nın yokluğu bilimsel olarak gösterilmiştir iddiasını) savunmayacak kişiler var. Dolayısıyla bu tür bir sorunun "ortaya" sorulması doğru değil.
Ben kendi adıma konuşayım. Bilim ve felsefe arasında geçişliliğin olduğunu düşünüyorum. Yani sorduğumuz sorular en azından bazen katı bir şekilde bilimsel ve felsefi olarak birbirinden ayrılamıyor. Bu durumda söz konusu soruların yanıtlanabilmeleri için bu iki alanın ikisine de başvurmamız gerekiyor.
Tanrı'nın varlığı sorusu temelde felsefi bir soru olsa da bilimsel verilerin de bu soru hakkında söyleyeceği şeyler var. Mesela canlıların şu özelliği ya da evrenin bu özelliği Tanrı'nın var olduğu inancını gerekçelendirmek için kullanılabilir derseniz hem sizin, hem de argümanı eleştirecek kişinin bu konulardaki araştırmalara ister istemez göz atması, mevcut bilimsel bilgi birikimimizin konu hakkında ne dediğini görmesi gerekir. Tanrı'nın varlığı/yokluğu konusu en azından bir derece evrenin nasıl bir yer olduğu ve nasıl işlediğiyle ilgili olduğundan dolayı bilimin ne dediği konuyla tamamen ilgisiz değil. Ama bilimin verilerini kullanarak Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu hakkında bir şeyler söylemeye çalışan her argüman felsefi bir argüman olmak ve felsefi akıl yürütme içermek zorunda. Yani "sadece bilimin sınırları dahilinde kalarak" Tanrı vardır ya da yoktur sonucuna ulaşan bir argüman sunmanız mümkün değil gibi görünüyor. Dolayısıyla "bilim Tanrı'nın yokluğunu kanıtladı" demiyorum. Ama bilimsel hipotezleri/teorileri öncülleri olarak kullanan felsefi argümanların ateizmi gerekçelendirmesi mümkün olabilir. Bunu söylemek "Bilim Tanrı yok diyor!" demekten daha farklı bir şey. Dahası sizin söylediğiniz şey bilimsel kanıt yokluğunun Tanrı'nın yokluğunu gerekçelendirdiğini düşündüğümüz idi. Burada söylediğim şey bilimsel kanıtın yokluğunun Tanrı'nın yokluğunu kanıtlaması değil, bizatihi bilimsel bulguların felsefi argümanlarda kullanılmak suretiyle ateizmi gerekçelendirmek için kullanılabileceği.
Bilimsel kanıtın yokluğunun ateizmi gerekçelendirebilir olup olmadığı sorusuna gelelim. Kanıt yokluğunun bir görüşü yanlışlayabilmesi kanıt bulmamızın beklendik olup olmamasına bağlıdır. Mesela ben buzdolabında süt şişesi arayıp bulamazsam kanıtın yokluğu süt şişelerinin yokluğunun bir kanıtı olabilir. Çünkü süt şişelerinin orada olması durumunda süt şişelerini görebilmeyi beklerdim. Ama buzdolabına çıplak gözle bakıp "Burada hiç mikroorganizma yok" deseydim kanıt yokluğu yokluk kanıtı olmazdı. Çünkü mikroorganizmaların orada olmaları durumunda çıplak gözle var oldukları yönünde kanıt bulabilmeyi beklemezdik.
Peki Tanrı varsa varlığı lehinde bilimsel kanıt olmasını beklemeli miyiz? Bu sorunun yanıtını şahsen bilmiyorum. Bilimsel kanıtla kastedilenin ne olduğuna göre de değişir verilecek yanıt. Tanrı'nın yıldızlara "Ben varım, İmza: Tanrı" yazması türü aşırı bariz bir bilimsel kanıtı beklememiz gerektiğini söylemek için pek bir nedenimiz yokmuş gibi geliyor bana. Ama Tanrı'nın, en azından teizmin Tanrı anlayışını varsayarsak, onu samimiyetle arayanların inanmalarını sağlayacak türden kanıtlar vermesini beklememiz gerekiyor diyen son derece saygın bir felsefi argüman var. J.L. Schellenberg'in savunduğu bu argüman İlahi Gizlilik Argümanı (Divine Hiddenness Argument) olarak bilinir. Bu argüman Tanrı'nın samimi şekilde onu arayanlara sunması gereken kanıtın bilimsel kanıt olması gerektiği kabulüne sahip değil. Sadece söz konusu "arayanlara" yeterli kanıt verilmesi yeterli görülüyor. Ben de bilimsel kanıtın şart olmadığını, dolayısıyla Tanrı varsa bu türden kanıt sunmasının yüksek bir ihtimale sahip olduğunu söyleyemeyeceğimizi, ama Tanrı'nın inanmak için bir miktar kanıtı sunması gerektiğini düşünüyorum. Kısacası: Tanrı'nın bilimsel kanıtı yok dolayısıyla Tanrı yok demiyorum. Ama tam bir kanıt yokluğu durumunun teizmin Tanrısı aleyhinde bir kanıt olacağını da düşünüyorum.
Merhabalar, yorumları şimdi gördüm desem umarım ayıp olmaz.
Sorunun soruş şekli epey yüklü gibi görünüyor, neden böyle bir soruyu, bir kozmoloji ve jeoloji sayfasında hiç görmüyorum diye düşünmüyor değilim. Evrim Ağacı'nda kimsenin "Tanrı bilimsel olarak yoktur! (?)" dediğini sanmıyorum. Bu, bazı yerleşik inanç kümelerimizin bir tezahürü gibi görünüyor.
Benim konuya dair ilk elden aklıma gelenler şunlar; ancak daha ayrıntılı bir tartışma yapılabilir buna dair;
Tanrı'nın varlığı meselesinin büyük oranda felsefi bir tartışma içinde olduğunu düşünsem de kesinkes bilimsel bir çalışmaya konu olmayacağı argümanlarını da göz ardı etmek zorunda olmadığımızı düşünüyorum. Yani evet bu konu bilimsel bir tartışma konusu da olabilir, ancak bunun nasıl mümkün olduğunu bize göstermesi gerekenler teistlerdir gibi görünüyor. Eğer Tanrı'nın varlığı bilimsel bir çalışma sahasının ucundan dahi geçemezse ya elimizdeki bilimsel pratik ve çalışma sahasına göz gezdirmemiz ya da söz konusu Tanrı iddiasını tekrar incelememiz gerekecektir. "Tanrı'nın varlığı kesinlikle bilimsel olarak kanıtlanmalıdır" demek istemiyorum, bilimsel olmayan felsefi yollarla da kanıtlama yolu tercih edilebilir; hatta en cazip olan yol budur. Benim sormak istediğim şey, eğer bir Tanrı varsa bilimsel olarak neden kanıtlanmasın, teistler bu soruya cevap vermelidir gibi duruyor. Biz ateistler "Tanrı yok çünkü bilimsel olarak ispatlanamıyor" demiyoruz, "eğer bu türden bir Tanrı varsa iddianızı bilimsel olarak desteklemek ile desteklememek arasındaki fark göz önüne alındığını, bilimsel bir argüman görmeyi de neden beklemeyelim?" diyoruz. Yani en azından tüm ateistler böyle demese bile ben diyorum. :)
Benim düşüncem eğer bir Tanrı varsa ve teistlerin iddia ettiği türden sıfatlara sahipse, bilimsel çalışma sahamızın tamamen dışında olmasını neden kabul etmemiz gerektiğidir?
Kozmolojik, biyolojik ve matematiksel bazı bulgular veya ipuçları bulmamız neden beklenmesin? Kimi teistler kozmolojik argümanlar ile buna benzer bir yol tutmuş gibi görünüyor. Eğer herhangi bir kozmolojik argüman türü Tanrı'nın varlığını fiziksel yasalar veya sabitlerden yola çıkarak kanıtlarsa, "bilim Tanrının varlığını kanıtlamıştır" diyeceğiz veya en azından bazı teistler böyle diyeceklerdir, ancak bu olmadığı sürece "bilim tanrının varlığını kanıtlamamıştır" demek ile "bilim tanrının varlığı ile ilgilenmez" demek arasındaki sınırı kim çiziyor diye sormak gerekir.
Diğer yandan inancın ontolojik olarak kanıtlarla şekillenmediği, eğer kanıtlar olsaydı zaten inanmanın anlamsız olacağı şeklinde geleneksel bir teist cevap var. Bir inancın epistemik statüsü eğer kanıtlar ile artıyorsa, bu statü artışını talep etmek epistemik bir sorumluluk bence. Eğer "daha değerli olan şey kanıt olmadan inanmaktır" denirse, bu bana daha değerliden ziyade daha riskli ve epistemik sorumluluğumuzu göz ardı eden bir durum olarak görünür.
merhabalar Kaan Coşgun
bilim herhangi bir dindeki tanrıyı reddetmiyor. bilimin amacı tanrıyla yada dinlerle alakalı bile değildir. bilimin amacı çevrende gerçekleşen olayları anlayabilmektir. çevrende gerçekleşen olayları anlayabilmen için illa tanrıyı reddetmene gerek yok. bilimle dinler kimi zaman anlaşamazlar diyelim. çünkü dine bilim olabildiğince her şeye karışır(ekonomiden tut hukuka, yaşam tarzından tut çevrendeki olayları açıklamaya her şeyle ilgilenirler demek istiyorum). ama bilim çıkıp direk bir inancı yada tanrıyı reddetmez. kutsal kitaplarda bu çevredeki olayları açıklayan yerlerin hatalı olduğunu, tanrının şu anlık herhangi bir kanıtının olmadığını bilim söyler ama bu bir tanrıya inanmamak için yeterli bir sebep midir bunu insan kendi düşünerek bulmalıdır.
sağlıklı günler dilerim :)