İnsanların kötü olma sebebi empati yapmamalarıdır. İnsanlar kendilerinde doğal olarak biyolojik kökeni olan empati özelliklerini çalıştırmayıp bunu bir nevi geri planda bırakarak veya buna duyarsızlaşarak kötü olabilirler. Empati derin bir biyolojik özellikle bizlerin bilinçdışına kadar uzanan şekilde bedenlerimizde olan bir özelliktir. Yapılan çalışmalar ayna nöronlar nedeniyle bunun böyle olduğunu göstermektedir. Bu nedenle örneğin birine zarar vermek öznel bir durum değil bütün insanlar için geçerli olacak şekilde kötü bir durumdur. Empatinin biyolojik mekanizması bulunması bu durumu ve bu değerlendirmeyi zorunlu olarak ortaya çıkarır. [1]
Bu nedenle bir insana zarar vermek (kötü olmak) insanın kendisine yapılmasını istemediği bir davranıştır. Yine bir insana iyilik yapmak da empati ile yani o kişinin içinde bulunduğu zor durumu düşünsel olarak algılamakla mümkündür. Bu durumda karşısındakine iyilik yapan insanin herhangi bir çıkar gözetmeden bu empatiyle karşısındakine yardım etmesi bencil bir davranış olarak görülemez. Kişinin karşısındakinin durumuna dair duyduğu vicdani rahatsızlığı empati yoluyla hissetmesi bir bencillik değil tam aksine ona çıkar gözetmeden yardım etmesi bir fedakarlığı gerektirir. Böyle bir duruma bencillik olarak algılamak veya tanımlamak zor durumdaki kişiyi gören ancak buna rağmen ona yardım etmeyen (çıkarlarından vazgeçmeyen zahmete girmeyen) kişi için kullanılabilr. Karşılıksız çıkar gözetmeden yardım eden kişi için bencillik tabirini kullanmak yanlış bir denklem kurulduğunu gösterir. Hiç yardım eli uzatmayan ve vicdanını (kendinde doğal olarak bulunan empati yeteneğini) örten kişi ile yardım edeni aynı kefeye koymayla sonuçlanan bu gibi niteleme hatalarının da ilginç olduğunu belirtmek gerek.
Öncelikle "kötü" tamamen öznel bir kavramdır. A kişisi için kötü olan bir olay, B kişisi için kötü olmayabilir. Dolayısıyla "İnsan neden kötüdür?" sorusunu cevaplamam için sizin "Kötü" denildiğinde aklınıza ne geldiğini bilmem gerekmekte. Fakat cevabı boş bırakmamak amacıyla yaygın olarak "Kötü" sayılan bencillik üzerinden açıklayalım. Bencil davranışlar özellikle insanın doğa konusundaki bencilliğinde ön plana çıkıyor. Daha rahat olanaklar isteyen insan, aletleriyle bu olanakları elde ederken içinde bulunduğu doğaya büyük zararlar veriyor. Günümüzde plastik birikmesinden kağıt israfına, harap olan ekolojik sistemlerden yok olan canlı türlerine kadar pek çok doğal sorunda insanın etkisi yadsınamaz. Peki neden daha fazlasını ister insan? Ve neden bencildir?
İnsan neden hep daha fazlasını ister?
Bu, doğada hayatta kalma olasılığımızı güçlendiren bir mekanizmadır. Pek çok canlıda bulunur. Bir canlı bir besin bulduğu zaman "Bu bana bu akşamlık yeter, dahasına gerek yok." diye bir düşünceye girmez. Bulduğu besinlerden arta kalanı çeşitli yollarla korumaya çalışır. Böylece yiyecek bulamadığı zaman açlıktan ölme ihtimali düşer. Benzer şekillerde bir canlı, diğer canlılara karşı güvenli bir bölgedeyse konumunu korumak ister ve mümkün olduğunca korunaklı olmaya çalışır. Diğer canlıların aksine biz insanlar, yaptığımız aletler ile bazı koşulları kendi elimize aldık ve bu bahsettiğim mekanizmalara uyarak gittikçe daha fazlasını istedik. Uzak mesafelere daha kolay ulaşmak için arabalar, doğada korktuğumuz diğer hayvanlara karşı binalar ve silahlar yaptık. İnsan yerine başka bir canlı böyle gelişmiş bir zekaya sahip olsaydı da muhtemelen aynı şekilde davranacaktı.
İnsan neden bencildir?
Bencillik toplumda sadece belirli insanlarda bulunan bir davranış zannedilse de aslında her davranışımız doğası gereği bencildir. Bir davranış sergiliyorsak bunun sonucunda bir ödül alırız, aksi takdirde bizi bu davranışı yapmaya itecek herhangi bir unsur olmayacaktır ve biz de bu davranışı yapmayız. "Bencil olmamak" denilince aklınıza ilk gelen şeyler yardım kampanyaları ve bağışlar olabilir, fakat en masum bağışta bile kişi kendini iyi hissetmek için bağış yapmaktadır. Eğer bir davranış, bu belirttiğim durumu yanlışlamak için özellikle yapılmıyorsa bencil bir amaç da barındırmalıdır. Sebebini tekrardan ifade etmek gerekirse, yaptığımız davranışlar pekiştirme yollu davranışlardır. Bir davranış bize yarar sağlıyorsa bu davranışı sürdürmek, zarar verirse bu davranıştan kaçınmak bizim için amaç haline gelir. Bu açıdan bakıldığında her davranış bencildir.
İnsanlar kötü değillerdir. İyi ve kötü davranışlar sergilerler ki bu davranışların hangilerinin iyi ve kötü olduğu da kişiye ve topluma göre değişir. Konu bencillik seviyesine indirgendiğinde bencil olmanın veya olmamanın türün devamlılığı açısından avantajları olabilir. Özellikle sosyal etkileşim içinde farklı roller üstlenerek gruplar halinde yaşayan canlı türlerinde bencilliğin belli ölçüde törpülenmesi grubun hayatta kalma olasılığını arttırarak evrimsel seçilim olasılığını arttırır. Örneğin bal arıları eşek arılarından kovanlarını savunurken vücut ısılarıyla onları sersemletmeye hatta öldürmeye çalışırlar fakat bu gerçekleşene kadar bile yüzlerce arı eşek arılarınca parçalanır.[1]
Bencilliğin genlerle sınırlı olmadığını da söyleyebiliriz zira farklı ekonomik modellarde veya farklı inanış biçimlerinde farklı özveri veya bencillik seviyelerine rastlandığı açıktır. Bu noktada her sistemin kendi davranışlarını yarattığı tezi savunulabilir. Kapitalist toplumlardaki başkalarının sorunlarına duyarsızlık buna örnek olabilir. Sosyalist toplumlarda ise bu durumun tam tersi gözlenebilmektedir.[1]