Hayvanların doğal afetlerden depremi önceden sezmeleri konusu sıklıkla bildiriliyor. Özellikle yılan, kırkayak, tarla faresi gibi toprak altında yaşayan hayvanların depremden 3 hafta kadar önce yuvalarını terk ettiği gözlenmiş.
Çiftlik hayvanları ile ilgili de güncel bir çalışma var. Alman Max Planck Enstitüsü'nden bir grup araştırmacı sıklıkla depremlerin yaşandığı Italya'da bir çiftlikte yaklaşık 6 ay süreyle sensörler taktıkları çiftlik hayvanlarını (6 inek, 5 koyun, 2 köpek, tavuk, hindi ve tavşan) hareketlerini izlemişler. Bu süre zarfında da 2 büyük ve birçok küçük deprem gerçekleşmiş. Sorunuz olan tavuklarla ilgili bilgilere ulaşılamamış çünkü bu dönem içerisinde kesilip yenmişler. Fakat büyük baş hayvanlarda çalışma tamamlanmış. Hayvanların özellikle ahırda, kapalı alandayken ve diğer sürü bireyleriyle birlikteyken magnitüdü 4.0 üzerinde olan 9 depremden 8'inde depremden önce değişik hareketler gösterdiği gözlenmiş. Ama açık alandayken, yalnızken anlamlı tepki göstermemişler.
Çalışmanın daha çok hayvanı kapsayan daha geniş alanlara yayılması planlanıyor. Sismograflar için de bir ipucu olabileceği düşünülüyor. Çalışmayı linkte bulabilirsiniz.
Ayrıca Evrim Ağacı'nın linkteki makalesi de ilginizi çekebilir. Evrim Ağacı makalesinden alıntı:
"Balıklar, kuşlar ve diğer hayvanlar elektrik alanındaki ve manyetik alandaki değişimleri tespit edebilir, yer kabuğunda biriken gerilimler de yerel alanları etkileyebilir, fakat manyetik değişimler olması durumunda bu etki çok güçsüz kalır.
Yılanlar ve bazı böcekler, kızılötesi görüş yetenekleriyle termal değişimleri tespit edebilir. Fizikçi Friedemann T. Freund 1993’te, gerilim altındaki kayaların kızılötesi radyasyon yaydığını kanıtlamıştır, bu kızılötesi anomaliler 7,9 büyüklüğündeki Bhuj (Hindistan) depreminden önce NASA Terra uydusu tarafından da kaydedilmiştir. Belki yılanlar, tellürik hareketler nedeniyle kayalara uygulanan gerilim birikimini "görebiliyordur".
Son yıllardaki bu gözlemlere dayanarak bir "Elektrik Alan Hipotezi" (İng: "Electrical Field Hypothesis") bile önerildi. Bu fikrin ilk versiyonunda, biriken tektonik gerilimler kuvars gibi minerallerin yol açtığı piezoelektrik etkiler nedeniyle kayaların içinde elektrik yükü akımına neden olur. Bununla birlikte Andrew Alden’in (bu tür elektrik alanlarından kaynaklandığı düşünülen) "Deprem Işıkları" (İng: "Earthquake Lights") üzerine bir tartışmada belirttiği gibi, üretilen voltaj yok sayılabilir."
Kastettiğiniz şey doğal afet gerçekleşmeden önce ise: Bu konuda "Evet" diyebilmek için yeteri kadar çalışma bulunmuyor. Ve büyük bir ihtimal ile de böyle bir şey söz konusu değil.
Fakat doğal afet olayı gerçekleşirken hayvanlar insanlara kıyasla daha önceden hissedebiliyorlar. Bunun ise mantıklı açıklamaları bulunuyor. Bilim insanları bu konuda, sadece mevcut duyularını çok verimli bir şekilde kullandıklarını düşünüyorlar. Bu noktada en kritik duyu olarak işitme ele alınıyor. İnsanlar 20 hertz ile 20.000 kilohertz arasındaki sesleri duyar. Bu aralığın dışındaki herhangi bir ses bizim için esasen algılanamaz. Bununla birlikte, köpekler, filler, yarasalar ve geyikler gibi bazı hayvanlar, işitme söz konusu olduğunda bu aralığın sınırlarını aşar.
Bu yüzden dışarıdan bakan biri, hayvanın doğal afet gerçekleşmeden önce tepki verdiğini sanabilir. Fakat buradaki durum, doğal afeti bize kıyasla daha hızlı hissetmesidir.
Önceden "hissetme' ile önceden 'algılama' aynı şeydir. Hissetme de bir şekilde algılamaya bağlıdır. Kelimelere fazla takılmaz isek bunlar aynı şeydir veya çoğu durumda aynı şeyi kast ederler. Bir köpek eğer yerin altındaki fay hareketlerine dair titreşimleri (örneğin ses titreşimlerini) algılıyorsa zaten depremi önceden hissediyor demektir. Yani en azından bize nispeten daha önce depremi algılamaya başlar ve deprem olduğunu böylece daha önce hissetmiş (algılamış) olur. His derken bazı kişiler herhalde illa ki sebep sonuç ilişkileri olmadan birşeyin gerçekleşmesi gibi metafizik bir süreç bekliyorlar. 'Yeterince gelişmiş bir teknoloji sihirden ayırt edilemez' diyen Arthur C. Clarke'nin sözünde esasen vurgulamaya çalıştığı gibi neden sonuç ilişkileri içinde bir şeyin açıklamasini bilmek ile bilmemek arasında ciddi farklar vardır. Yani bize metafizik gibi görülen veya sanılan bazı durumlarda neden sonuç ilişkileri içinde süreçler olabilir. Ancak buna dair yeterli bilgimiz olmadığı için biz o şeyi metafizik gibi algılıyor olabiliriz. Anca bu o şeyin gerçekten metafizik olduğu anlamına gelmeyebilir. Neden sonuç sürecinin nasıl olduğu bilinmeyen durum veya olgular insanlara metafizik gibi gelebilir. Örneğin bundan 100 yıl önce elinizde bir cep telefonu olsa insanları sihir yaptığınıza inandirabilirdiniz. Bugün ise biz sihir olduğunu cep telefonun nasıl yapıldığını (neden sonuç sürecini) bildigimiz için düşünmüyoruz. Dolayısıyla bir seyin neden sonuç sürecini bilmek bizlerdeki metafizik düşüncesini kaldırır. Örneğin kişisel olarak altıncı his deneyimi yaşayın insanlar (yani bir olayin önceden gerçeklesecegini hisseden veya olay gerceklesirken uzakta olsa da o anda buna dair içinde bir his oluşan bu şekilde kişisel deneyim yaşayan insanlar. insanlardan tek bir olay veya duruma dair de olsa bu deneyimi gerçekten yaşayan insanlar vardır. ) Bu deneyimi yaşayan insanlarda bu algı belki de neden sonuç ilişkisi içinde oluşuyor ama biz bunun nedenlerini bilmiyor olabiliriz. Yani bu sürecin nasıl gerçekleştiğini biliyor olsak bizde bunlara dair metafizik düşüncesi ortadan kalkacaktır demektir. Bu noktaya dikkat etmek gerekir düşünürken. Metafiziğin anlamı fizik ötesi veya fizik üstü olarak kullanılır. Fizik içinde (yani neden sonuç ilişkileri içinde) olan olayları bizim yanlış şekilde veya süreci bilmediğimiz için metafizik olarak nitelememiz o şeyin gerçekten metafizik olduğu anlamına gelmez. Felsefi anlamda bu noktayı iyi anlamak gerekir.
sorunuzu cevaplamktan çok başka bir noktaya dikkat çekmek istedim.
Hayvanlar sadece içgüdüsel önsezileri ile değil, diğer duyu yetenekleri ile de insanlara göre avantajlara sahiptirler. ... Hayvanların depreme karşı önceden tepki verdikleri pek çok insan tarafından gözlemlenmiştir. Ancak bu algılama yeteneğinin hangi mekanizmanın ürünü olduğu kesin olarak açıklana bilmiş değil.
/old/qna_media/4ec2fb7671782eed843622133ac8d2af.jpg)