Evrim Ağacı
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Maddi destek istememizin nedeni çok basit: Evrim Ağacı bizim tek mesleğimiz ve tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine, sosyal medyada gördüğün makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette hiçbir sakınca yok. Kimin, hangi şartlarda yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki ana mesleklerimizi icra edersek (yani kendi mesleğimizde bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı ve onu ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra ayrıntılarını vereceğimiz gibi, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğin makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve çok zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Evrim Ağacı'ndan geçimimizi sağlayacak ve mesleklerimizi bırakmamızı en azından kısmen haklı çıkaracak kadar gelir elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp kendi mesleklerimize döneceğiz. Bunu istemiyoruz ve bu yüzden didiniyoruz.
Açıklamadaki yüzde doksan üç gibi internette gezen o aşırı steril istatistikleri bir kenara bırakırsak, işitebilen ancak doğuştan hiç konuşmamış birinin zihninde belirli bir şahsın ses kaydı dönmez. Bu kişi düşünürken genelde çevresinden duyduğu konuşmacıların ses özelliklerinden derlenen bir karmayı, nötr bir tınıyı ya da hiçbir akustik kimliği olmayan soyut bir dil akışını deneyimler. Sosyal medyadaki popüler testlerin iddia ettiği gibi iç ses, kafanın içinde 7/24 çalan berrak bir radyo kaydı değildir.
Tipik konuşan bireylerde iç ses, büyük oranda ses tellerini ve dili hareket ettiren motor mekanizmanın sessiz bir simülasyonudur. Beyin, kaslara gerçek bir komut göndermeden önce ortaya çıkacak sesin bir tahmin kopyasını üretir. Doğuştan konuşamayan ancak işitme duyusu tam olan birinde bu vokal motor prova repertuarı bulunmaz. Buna karşılık işitsel korteks ve dil algılama ağları sağlamdır. Zihin boşluk sevmediği için dili dış dünyada en sık duyduğu kaynaklardan, örneğin ebeveynlerin tonlamalarından, çevresindeki konuşmalardan veya dinlediği ses kalıplarından devşirir.
Klinik gerçeklikte iç ses sanıldığı gibi tek tip bir hoparlör gibi de çalışmaz. Zihnin içinde bitmek bilmeyen bir monolog döndürmek zaten yeterince yorucuyken, sosyal medyanın her zihinsel varyasyonu üç saniyelik videolarla yeni bir sendrom gibi paketleme hevesi kafa karıştırıyor. Konuşabilen insanların dahi önemli bir kısmı iç sesini bir ses tonu, cinsiyet ya da tını olmadan deneyimler. Düşünce çoğu zaman akustik bir yankıdan ziyade sessiz bir kelime akışı veya saf anlam olarak akar. Hiç konuşmamış bir birey için de durum böyledir. Zihin ya duyusal hafızasındaki seslerden birini ödünç alır ya da perde ve akustik derinlik barındırmayan, tamamen tınısız bir içsel diyalog yürütür.
/evrimagaci.org/public/images/dyn/4c5130225219679e0bc4873e45d0ba9a.png)
Harika bir tahmin, çok doğru yakalamışsınız! Serebellar atrofi, halk arasında beyincik olarak bildiğimiz ve Latincede küçük beyin anlamına gelen serebellum dokusunun hacim veya hücre kaybetmesi, yani küçülmesi demektir. Raporunuzdaki "serebellar folyolar atrofiye sekonder belirginleşmiştir" cümlesi de beyinciğinizin kıvrımlarının bu hacim kaybına bağlı olarak aralarının açıldığını ve MR görüntüsünde daha görünür hale geldiğini ifade eder.
Beyincik kelimesi sizi yanıltmasın, kendisi vücudumuzun adeta gizli süper kahramanıdır! Tüm beynimizin yalnızca yaklaşık yüzde onluk hacmini kaplamasına rağmen, beynimizdeki nöronların yarısından fazlası burada yaşar. Yürürken dengede kalmamızdan tutun da bir müzik aleti çalarken yaptığımız milisaniyelik hareket koordinasyonuna kadar her şey beyinciğin yönetimindedir. Beyinciğin yüzeyi düz değildir, akordeon gibi kat kat ya da sık yapraklı bir ağaç gibi kıvrımlarla doludur. İşte raporda geçen folyo kelimesi, tam olarak bu minik yaprak benzeri kıvrımları anlatır.
Tıpta sekonder kelimesi, bir duruma ikincil olarak ya da onun sonucunda gelişen anlamına gelir. Beyincik dokusunda bir miktar hacim kaybı yaşandığında, bu yaprakçıkların arasındaki boşlukları dolduran sıvı alanları genişler. Boşluklar genişleyince de folyolar MR kesitlerinde çok daha belirgin, ayrık ve gözle görülür hale gelir.
Burada bilinmesi gereken en kritik nokta şudur: Bu bulgu tek başına bir hastalık adı veya teşhis değildir, yalnızca radyolojik bir durum tespitidir. Beyincikteki bu tarz değişimler genetik etkenlerden vitamin eksikliklerine, bazı metabolik durumlardan yaş alma sürecinin doğal etkilerine kadar pek çok farklı nedenden kaynaklanabilir. Bu görüntünün sizin günlük dengeniz, hareketleriniz ve genel durumunuz açısından ne anlama geldiğini en doğru şekilde bir nöroloji uzmanı, fiziksel muayene bulgularınızla birleştirerek değerlendirecektir.
/studio/10c43c38-48ef-4c5c-958b-57816a7c54b8.jpg)
/evrimagaci.org/public/images/misc/feed-support-3.png)