- Foton
Işığın parçacığı; teleskopların uzaktaki gök cisimlerinden bilgi toplamak için kullandığı temel haberci.
- Ötegezegen
Güneş Sistemi dışındaki yıldızların etrafında dolanan gezegen.
- Kütleçekim dalgaları
Karadelik çarpışmaları gibi olaylarda uzay-zaman dokusunun kendisinde yayılan çalkalanmalar.
- Uzay-zaman
Uzayın üç boyutu ile zamanın birleşiminden oluşan, kütleçekim dalgalarıyla çalkalanabilen doku.
- İnterferometre
Kütleçekim dalgalarını tespit etmek için kullanılan dev sensörler.
- Nötrino
Kütlesi neredeyse sıfır, elektrik yükü sıfır olan ve maddeyle çok nadir etkileşen temel parçacık.
- Hayalet parçacık
Maddenin içinden hiçbir şey olmamış gibi geçebildikleri için nötrinolara verilen lakap.
- Zayıf nükleer kuvvet
Nötrinoların maddeyle neredeyse yalnızca üzerinden etkileştiği temel kuvvet.
- Süpernova
Bazı yıldızların ömürlerinin sonundaki devasa patlama; büyük miktarda nötrino kaynağı.
- Işık yılı
Işığın bir yılda kat ettiği, yaklaşık 9,5 trilyon kilometrelik mesafe.
- IceCube Nötrino Gözlemevi
Antarktika'da 1 kilometreküplük buz kütlesini nötrino teleskobuna dönüştüren gözlemevi.
- Fotoçoğaltıcı tüp
Çok zayıf ışığı algılayıp güçlendiren, IceCube'da buza yerleştirilen ışık sensörü.
- Astrofiziksel nötrino
Süper kütleli karadeliklerin yığılma diskleri veya çöken yıldızlar gibi derin uzay kaynaklarından gelen yüksek enerjili nötrino.
- Süper kütleli kara delik
Galaksi merkezlerinde bulunan, kütlesi çok büyük kara delik.
- Yığılma diski
Kara deliklerin etrafında dönen ve yüksek enerjili parçacıklar yayan madde diski.
- Müon
Nötrinonun bir atom çekirdeğiyle etkileşmesi sonucu oluşan yüklü ikincil parçacık.
- Sonik patlama
Ses hızını aşan bir cismin, örneğin savaş uçağının oluşturduğu şok dalgası.
- Çerenkov ışıması
Yüklü bir parçacık, bulunduğu ortamdaki ışık hızından hızlı hareket ettiğinde yayılan mavi ışık.
- Atmosferik nötrino
Dünya atmosferinde oluşan ve astrofiziksel nötrinolardan ayırt edilmesi gereken nötrino.
- Blazar
Samanyolu'ndan çok uzaktaki, yüksek enerjili nötrino kaynağı olabilen aktif galaksi türü.
- Aktif galaksi çekirdeği
Merkezindeki süper kütleli kara delik nedeniyle yoğun enerji ve parçacık yayan galaksi merkezi.
- Nöron
Elektrik sinyalleriyle bilgi ileten sinir hücresi; insan beyninde yaklaşık 86 milyar tane bulunur.
- Sinaptik bağlantı
Nöronların birbirine bilgi aktardığı bağlantı noktası.
- Elektrot
Beyne dışarıdan sokularak elektrik akımıyla nöronları uyarmak için kullanılan iletken.
- Optogenetik
Genetik olarak ışığa duyarlı hâle getirilen belirli nöronların ışıkla açılıp kapatılmasını sağlayan yöntem.
- Chlamydomonas reinhardtii
Göz lekesi sayesinde güneş ışığına doğru yüzebilen tek hücreli mikroskobik yeşil alg.
- Göz lekesi
Tek hücreli alglerin ışığı algılayıp ona doğru yüzmesini sağlayan ilkel ışık algılayıcı yapı.
- Kanalrodopsin
Mavi ışık düştüğünde şekli değişen ve bir iyon kanalı açan, alglerde keşfedilen protein ailesi.
- İyon kanalı
Hücre zarında açılarak iyonların hücre içine veya dışına geçmesini sağlayan protein deliği.
- Hücre zarı
Hücreyi çevreleyen ve iyon kanalları gibi proteinleri taşıyan zar.
- Genetik mühendisliği
Genlerin kesilip başka organizmalara aktarılması gibi yöntemlerle genetik malzemenin değiştirilmesi.
- Viral vektör
Çoğalma yeteneği durdurulmuş, hedef hücrelere gen taşımak için kullanılan zararsız virüs.
- Dopamin
Bazı nöronların ürettiği sinir ileticisi; optogenetik deneylerde hedef hücre grubu örneği olarak verilir.
- Fiber optik kablo
Lazer ışığını beynin hedef bölgesine iletmek için kafatasına yerleştirilen ince kablo.
- Nöronun ateşlenmesi
İyonların hücreye girmesiyle nöronun elektrik sinyali üretmesi.
- Parkinson
Optogenetiğin anlaşılmasına ve tedavisine katkı sağlayabileceği nörodejeneratif bir sinir hastalığı.
- Epilepsi
Beyindeki anormal elektrik aktivitesiyle ortaya çıkan, optogenetikle anlaşılabilecek bir sinirsel hastalık.
- Depresyon
Optogenetiğin kökenlerini anlamaya yardımcı olabileceği bir ruhsal ve sinirsel hastalık.
- Retina
Gözdeki ışığa duyarlı hücre tabakası; bir çalışmada hücreleri optogenetikle ışığa duyarlı hâle getirildi.
- Asimetrik organik sentez
Tepkimeleri yönlendirerek molekülün yalnızca istenen enantiyomerini üretme yöntemi.
- Lineer olmayan etki
Başlangıçtaki küçük bir enantiyomer farkının tepkime sonunda orantısız biçimde büyümesi.
- Otokataliz
Bir molekülün kendi sentezlenme sürecini kendi kendine hızlandırması.
- Katalizör
Bir kimyasal tepkimeyi hızlandıran madde.
- Soai tepkimesi
Kenso Soai'nin keşfettiği, otokataliz gösteren çinko bazlı organik reaksiyon.
- Kiralite (ellilik)
Bir molekülün ayna görüntüsüyle üst üste çakıştırılamaması özelliği.
- Enantiyomer
Birbirinin ayna görüntüsü olan ama üst üste çakışmayan, sağ elli ve sol elli olarak adlandırılan iki molekül versiyonu.
- Sağ elli / sol elli molekül
Bir kiral molekülün uzaydaki birbirine ters iki üç boyutlu oryantasyonu.
- Homokiralite
Yaşamın kullandığı moleküllerin tek bir ellilikte olması; aminoasitlerin sol elli, DNA şekerlerinin sağ elli olması gibi.
- Aminoasit
Proteinlerin yapı taşı; canlılarda neredeyse tamamı sol elli.
- Enzim
Vücuttaki kimyasal tepkimeleri yürüten, aminoasitlerden oluşan protein.
- DNA çift sarmalı
Omurgasındaki şeker molekülleri istisnasız sağ elli olan genetik malzeme yapısı.
- Termodinamik dalgalanma
Ortamda rastgele oluşan ve enantiyomer oranında küçük bir dengesizlik yaratabilen değişim.
- Dairesel polarize ışık
Tepkime üzerine düşerek bir enantiyomeri hafifçe kayırabilen ışık türü.
- Rasemik karışım
İki enantiyomerin %50-%50 oranında bulunduğu karışım.
- Thalidomide
1950'lerde hamile kadınlara bulantı için verilen, S enantiyomeri bebeklerde uzuv bozukluklarına yol açan ilaç.
- R ve S enantiyomerleri
Bir kiral molekülün iki ayna görüntüsü biçiminin standart adlandırması.
- Etken madde
Bir ilaçta biyolojik etkiyi gösteren kimyasal; asimetrik sentezle istenen ellilikte üretilebilir.