Şu evrene dikkatle bakarsak görürüz ki; madde asıl değildir, varlık alemi tamamen maddeye bağlı ve tabi değildir..
Madde,bir mana ile devam eder..
İşte o mana, hayattır, ruhtur.
Hem görülür ki madde bir hakikatın devamına hizmet eder.
O hakikat, hayattır.
O hakikatın esası da ruhtur.
Hem madde hâkim değil ki,bu evrendeki bütün güzellikler,mükemmellikler ondan istenilsin.
Belki mahkûmdur, bir esasın bir programın gösterdiği yollar ile hareket eder.
İşte o esas,o program; hayattır, ruhtur, şuurdur.
Hem madde öz değil, esas değil,değişmez değil ki, işler ve mükemmellik ona bina edilsin; belki yarılmağa, erimeğe, yırtılmağa,daima değişmeye maruz bir kabuktur ve köpüktür ve bir surettir.
Mikroskop ile görülebilen bir canlıya baksak görüyoruz ki çok keskin duyguları var..arkadaşının sesini duyar,yiyeceğini arar vs.
Veya gördüğümüz bir canlıyı,mikroskobik olarak gittikçe ilerlersek dokular,hücreler,atomlar,kuarklar...
Akıl almaz dehşetli olaylar ve her saniyenin milyonda birinde dahi çok mantıklı olarak her bir atom parçacıklarının mükemmel adım attığını görürüz..
Bu gösteriyor ki; maddenin küçülüp inceleştikçe hayat belirginleşiyor,Ruhun nuru kendini şiddetle göstermeye başlıyor..
Sanki madde inceleştikçe, bizim gordüğümüz maddi dünyadan uzaklaştıkça ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi ruh,hayat daha şiddetli kendini gösteriyor..
İşte nasıl bu gördüğümüz maddenin mikroskobik boyutlarında ilerledikçe ne kadar hayat ve şuur ve ruh kendini gosteriyor..
Öyle de bu evrenin madde perdesinin altında olan Gözle görünmeyen alem, Ruh ve şuur sahipleri ile doludur.
Evrendeki bu kadar mükemmellikler ve güzellikler sadece atom altı parçacık enerjileri ile izah edilmez..
Çünkü onlar bu kadar mükemmel işleyişi bilemez ve göremez ve anlayamaz..
Öyleyse bu görünen evrenin arkasında bu evreni görüp anlayan ve anlamlandıran ruh ve şuur sahibleri vardır .
Sanki bu gözle gördüğümüz bütün evren o ruhanilerin üstüne çekilmiş ince bir perde gibidir..