Modern felsefenin kurucusu olarak gösterilen, antik yunan filozoflarına nispeten çok yakın diyebileceğimiz bir tarihte(17.yy) yaşamış plan Rene Descartes bile bu hataya düşmüş ve bir bedenimizin olduğunu ayrıca bir de ruhumuzun olduğunu iddia etmiş ve felsefesini bu zeminde temellendirmiştir ki buna felsefede düalizm deniyor. Descartes ruhun varlığını kanıtlamaya girişriğinde bilimsellikten uzaklaşır ve bocalamaya başlar. Örneğin ruhun epifiz bezinde yer aldığını kanıtlamak için kadavra çalışmaları bile yapmıştır.
Gelin görün ki yine aynı yüzyılda yaşamış bir diğer rasyonilist filozof olan Baruch Spinoza konuyu bana göre çok net açıklamıştır ki onun felsefisinede Monizm deniyor. Spinozaya göre bizler bedenlerimizden ve düşüncelerimizden ibaretiz. Yani mistiklerin ya da inançlı insanların tıpkı bir hayalet-cin gibi tasavvur ettikleri bu ruh denen şey Spinozaya göre Zihindir. Spinoza icin ruh kavramı zihinden başka bir sey değildir. Zihin ise ona göre bedenimizin kendi fikridir. Bir tür farkındalık ve bilinç hali. Ruh hastalıkları diye bilinen bütün rahatsızlıklar zaten zihinsel hastalıklar olarakta bilinir. Ve bilindiği gibi zihin dediğimiz şey beynin aktivitelerinden oluşur, yani bedenimizle doğrudan bağlantılıdır hatta aynı şeydir. (beden-ruh birliği yani Monizm)
Bilim açısından "ruh" un aslında beynin bir fonksiyonu olduğu tanımı mantıklı ve tutarlı ancak bilimin herşeyi çözemediğini de biliyoruz. "West world" dizisinde, dolares adlı yapay zeka, diğer yapay zekaları uydu üzerinden erişilmez bir programa hapsediyordu ve robotlar orada kendisini "cennette" zannediyorlardı. Robotlar açısından da ruh aslında yoktu ama bir şekilde yazılımsal bir cennette sonsuza dek kalabilecekleri bir program hazırlanmıştı mimar tarafından. Evrenin de bu tür bir simülasyon olup olmadığını bilmediğimiz için ruh konusunda bilime %100 güvenemiyorum. Eğer evren sonuçta bir yazılımsa beynin fonksiyonu olan tüm programlar "paralel evren"e aktarılabilir. Yanlış anlaşılmasın dini inancı kuvvetli bir insan da değilim ama her olasılığa açık olmayı severim. Şİmdi ters açıdan bakalım Ruh, sadece beyin fonksiyonu ise o zaman beyninin yarısı olmadan hatta büyük bir kısmı olmadan bilişsel olarak çok da büyük zaaf göstermeyen insanların varlıklarını nasıl açıklayacağız? Herşeyi geçtim acı, tatlı, dokunma, his, hayal gibi şeyler elektrik akımının yorumlanmasından çok daha fazlası gibi geliyor bana. Belki de ölen kedime üzüldüğüm ve günün birinde ona kavuşacağım ümidiyle ruhun varlığına bahane bulmaya çalışmakla suçlayabilirsiniz beni ama üzüntü bir elektrik sinyalinden ibaretse evrimsel olarak neden böyle bir cehenneme ihtiyaç duyalım ki?
Şu evrene dikkatle bakarsak görürüz ki; madde asıl değildir, varlık alemi tamamen maddeye bağlı ve tabi değildir..
Madde,bir mana ile devam eder..
İşte o mana, hayattır, ruhtur.
Hem görülür ki madde bir hakikatın devamına hizmet eder.
O hakikat, hayattır.
O hakikatın esası da ruhtur.
Hem madde hâkim değil ki,bu evrendeki bütün güzellikler,mükemmellikler ondan istenilsin.
Belki mahkûmdur, bir esasın bir programın gösterdiği yollar ile hareket eder.
İşte o esas,o program; hayattır, ruhtur, şuurdur.
Hem madde öz değil, esas değil,değişmez değil ki, işler ve mükemmellik ona bina edilsin; belki yarılmağa, erimeğe, yırtılmağa,daima değişmeye maruz bir kabuktur ve köpüktür ve bir surettir.
Mikroskop ile görülebilen bir canlıya baksak görüyoruz ki çok keskin duyguları var..arkadaşının sesini duyar,yiyeceğini arar vs.
Veya gördüğümüz bir canlıyı,mikroskobik olarak gittikçe ilerlersek dokular,hücreler,atomlar,kuarklar...
Akıl almaz dehşetli olaylar ve her saniyenin milyonda birinde dahi çok mantıklı olarak her bir atom parçacıklarının mükemmel adım attığını görürüz..
Bu gösteriyor ki; maddenin küçülüp inceleştikçe hayat belirginleşiyor,Ruhun nuru kendini şiddetle göstermeye başlıyor..
Sanki madde inceleştikçe, bizim gordüğümüz maddi dünyadan uzaklaştıkça ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi ruh,hayat daha şiddetli kendini gösteriyor..
İşte nasıl bu gördüğümüz maddenin mikroskobik boyutlarında ilerledikçe ne kadar hayat ve şuur ve ruh kendini gosteriyor..
Öyle de bu evrenin madde perdesinin altında olan Gözle görünmeyen alem, Ruh ve şuur sahipleri ile doludur.
Evrendeki bu kadar mükemmellikler ve güzellikler sadece atom altı parçacık enerjileri ile izah edilmez..
Çünkü onlar bu kadar mükemmel işleyişi bilemez ve göremez ve anlayamaz..
Öyleyse bu görünen evrenin arkasında bu evreni görüp anlayan ve anlamlandıran ruh ve şuur sahibleri vardır .
Sanki bu gözle gördüğümüz bütün evren o ruhanilerin üstüne çekilmiş ince bir perde gibidir..
İnsanlar kadim bir gezegen üzerinde 40-45 yıl yaşayıp ölen aciz yaratıklar olduklarını gördüler, gördüler görmesine ama inkar ettiler. Yok olamayız, bu kadar basit olamaz dediler. İşte ruh fikri de, ölümden sonra yaşam fikri de buradan doğdu. Ama gerçekler inandıklarımız gibi değil. Ruh aslında bir safsatadır, mitolojidir. Belki mevcut mitolojiler yeryüzünden silinince ruh fikri de silinir, belki de gelecek mitolojilere aktarılır. Bilinç beyine bağlıdır, beyin ölünce bilinç de ölür. Fakat ruh diye iddia edilen şey beyinden ve vücuttan bağımsızdır, bu apaçık bir palavradır.
Eğer, evrimin var olduğunu ve kanıtlandığını kabul ediyorsak o halde insan denen varlığında herhangi bir canlıdan evrilip geliştiğini kabul etmek icap eder. Bu halde insan denen varlığın aklını diğer canlılardan daha iyi kullanması dışında ne gibi farkı kalır? Kısaca en akıllı canlı türü İNSAN'dır. Hepsi bu kadar, evet bunu bulduk başımız göğe ermiş oldu.
Erdem nedir? nasıldır? var mı, yok mu? İnsan da erdem yoksa veya gereksizse, olmayacaksa neden iyi davranışlar için çaba göstersin neden başta kendi türüne karşı iyilik, güzellik etmeyi görev edinsin? Misal, doğa da aslan, kaplana buyur kardeş sen çok aç kaldın bu avı da sen ye der mi? İnsan da bir hayvanat türünden geldiğine göre gayet orman kanunlarıyla hayatına bakamaz mı? Bunu hukuk kuralları dışında engelleyecek bir güç var mı? Canımızı sıkanı yok etmeyi engelleyen sadece beşeri cezai hukuk kuralları mı? Yoksa insan denen varlığın içinde vicdan denen bir kelime mi daha yetkindir? Ha yeri gelmişken vicdan hayvanda ne arar? Erdem yoksa vicdan nasıl olur?
Madem bizler çok akıllı, düşünen, bir varlık olarak memeliler sınıfındanız o zaman niye afetlerde, savaşlarda, kırımlarda toplu halde yardımlaşma barınma dünyayı güzel, iyi, bayındır hale getirmek vb. işlerine giriyoruz hangi ayı hangi kaplan dünyayı savaşlardan korumaya, eğitime, kültüre, bilime, sağlık ve alt yapı hizmetlerine vb. topluca fayda sağlıyor, sağlamak zorunluluğu hissediyor mu? Yahu ayı kardeş duyduk inin yıkılmış al şu benim somon avını sat savda kendine ev alacak veya yapacak şekilde kullan diyen başka bir ayı gördünüz mü?
Tüm bu soruları Ruh denen şeye atfediyorum ve son kertede şöyle diyorum;
Ruh'un varlığı, yokluğunu bilim çözemez ve bulamaz. Kimse bilemez biliyorum yok, biliyorum var diyen hatalıdır. Somut kanıt, deney, gözlem, sağlama ve tanık olmayan her şey kesinkes bilinmeyendir.
ruhun varlığına dair 3 önemli bilimsel kanıt şudur;
Ölüme yakın deneyimler. Ölüme yakın deneyimlere ilişkin doğrulanmış çalışmalar, bedensel ölümden sonra transfiziksel bilince dair önemli kanıtlayıcı kanıtlar sunmaktadır. Ölüme yakın deneyimler hakkında kapsamlı makalemiz olan “ ÖYD: Ölüme Yakın Deneyimlerin Kesin Kılavuzu ” nu okuyabilirsiniz .
İnsan zekası, yapay zeka ve hayvan zekasına karşı. İnsan zekasını yapay zekayla karşılaştırırken, insanların aşkın olanla bağlantılı olduğu ancak yapay zekanın bağlanmadığı dört yol vardır: beş aşkın arzu, öz-bilinç olgusu, trans-algoritmik matematiksel düşünme (Gödel teoreminde açıkça görülür) ve Sözdizimsel olarak anlamlı dil ve kavramsal fikirler için insanın kapasitesi. İnsan zekası ve yapay zeka hakkında daha fazla bilgi için burayı tıklayın .
Özgür irade ve orijinal günah. Özgür irade, transfiziksel ruhumuzdaki kapasitelerden (ve Tanrı'nın onun üzerindeki varlığından) doğar. Örneğin, özgür iradenin merkezinde, kendi iç dünyamızı yaratmamızı, aslında kendi ahlaki özümüzü yaratmamızı sağlayan öz-bilinç kapasitemiz vardır. Özgür irade ve orijinal günah hakkında daha fazla bilgi için burayı tıklayın .
Devamı: gercekkaynak.com da