Kendi kokumuzu alamamamızın temel sebebi, koku sistemimizin sürekli maruz kaldığı uyaranları arka plan gürültüsü sayıp hızla filtrelemesidir. Koku adaptasyonu veya duyusal yorgunluk olarak adlandırılan bu süreçte sinir sistemi, değişmeyen kimyasal sinyallere tepki vermeyi keser.
Olayın temeli doğrudan hücre düzeyindeki desensitizasyon mekanizmasında yatar. Burnumuzdaki koku reseptör nöronları belirli uçucu moleküllerle bağlandığında hücre içinde bir sinyal yolağı tetiklenir ve kalsiyum kanalları açılır. Fakat aynı koku molekülü reseptöre aralıksız bağlanmaya devam ettiğinde, hücre içinde biriken kalsiyum kalmodulin üzerinden geri bildirim vererek sinyal zincirini baskılar. Reseptörler fosforillenip duyarsızlaşır ve hücre, aynı veriyi sonsuza kadar beyne taşıyacak kadar metabolik enerjisini çöpe atamayacağı için adeta reseptörün fişini çeker.
İş sadece periferik reseptörlerde de bitmez. Koku soğancığındaki inhibitör ara nöronlar ve koku korteksi de bu sabit uyarımı yukarı taşımayı reddeder. Evrimsel açıdan bu durum tam bir hayatta kalma filtresidir. Beyin aralıksız kendi teninin veya terinin kimyasal bileşimini analiz etmekle meşgul olsaydı, ortamdaki dumanı, yırtıcı bir hayvanı ya da çürümüş bir besini fark edemezdi. Sistem kaynaklarını korur, statik sinyalleri sessize alır ve yalnızca çevredeki yeni veya değişen kokuları ön plana çıkarır. Kendi kokunuzun yoğunluğunda ani bir sıçrama olmadıkça reseptörler sıfırlanmaz ve burnunuz bu kokuyu yok saymaya devam eder.
Kaynaklar
-
Frank Zufall, Trese Leinders-Zufall. The Cellular And Molecular Basis Of Odor Adaptation. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Pamela Dalton. Psychophysical And Behavioral Characteristics Of Olfactory Adaptation. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı