Kuantum Dolanıklık ile ışık hızından hızlı "süperlüminal" bilgi aktarabileceğine dair teorik yorumlar olsa da pratikte durum tam olarak istediğimiz gibi çalışmamaktadır. cos2(θ/2) denkleminden 0 derece ile yerleştirilen bir dedektörün ölçtüğü dolanık parçacığın diğer parçacık her ne kadar uzakta veya hangi durumda olursa olsun diğer parçacığa zıt spinli olarak ölçüleceğini biliyoruz. Bu durum iki parçacık arasında ki mesafe ışığın birim zamanda aldığı yoldan daha uzak olsa bile gerçekleşir ve bu durum ışık hızından hızlı bilgi aktarımı şeklinde de yorumlanabilir. Nitekim fiziksel anlamda bilginin hızınında evrensel hız sınırı olan ışık hızı ile sınırlı olduğunu biliyoruz. Bu iki bilgi arasında bulunan çelişki durumu aslında kuantum dolanıklık yoluyla aktarılabileceği düşünülen bilginin fiziksel anlamda bilgi olmamasından kaynaklanıyor. 2 zıt spinli dolanık elektronun birbirlerinden d=500.000 km uzaklıkta bulunduğunu düşünelim. Elektronlardan bir tanesinin spini incelenip süperpozisyon durumu bozulduğunda diğer elektronun spini hakkında t<1 saniye zaman içerisinde haberdar olabiliriz. Fakat durum bilgi aktarımına geldiğinde büyük bir sıkıntı ortaya çıkar. Elektronun spini için +1/2=1 ve -1/2=0 olduğu varsayılan bir kodlama dilinde mesaj gönderilmeye çalışıldığı varsayılsın. Bu durumda çıkan sıkıntı elektronların spininin deterministik olmaması yani tamamen rastgele veya olasılıksal bir biçimde belirmesidir. Karşı tarafa 0 kodunu göndermek için kendi tarafımızda ki elektronun spininin +1/2 olarak ayarlanması gerekmektedir fakat bu imkansızdır. Elektronun spinini tamamen olasılıksal bir biçimde belirir ve bu durum x1≠x2 durumunda x1 ile x2 noktaları arasında bilgi aktarımını uygulamada olanaksız hale getirir.
Maalesef bu, şu anlık mümkün değil. Neden mi? Çünkü dolanık elektronları istediğimiz olasılıklara nasıl çökerteceğimizi bilmiyoruz. Bu olay, tamamen rastgele meydana geliyor. Dolayısıyla, elektronları istediğimiz mesajları verecek şekilde yönetemiyoruz.
Teknik olarak elektronların spin değerlerini kullanılarak Mors alfabesi veya ikili sayı sistemi gibi yollarla mesaj iletmek mümkün. Ancak, elektronların istediğimiz mesajı oluşturacak şekildeki durumlara çökeceğini nereden biliyoruz? Örneğin, galaksinin bir ucundan diğer ucuna 1101 kodunu iletmek için dolanık elektronları kullanalım. Elektronların rastgeleliği yüzünden iletilecek mesaj 0100 da olabilir, 1010 da olabilir.
İşte bu yüzden dolanık elektronlar ile iletişim pek mümkün değil. Ancak bir gün bilim, bunun da bir yolunu bulabilir.
Ben elektronu bilgi olarak tanımlarım. Evren -1 0 ve +1 değerleri arasında çalışan bir sistemdir . Bilgisayarlarda isegözlemlenen bilgiyi yani 0 ve +1 işlevseldir. -1 kısmı karanlık yokluk negatif isimleri simgeler gözlemlenene kadar sadece olasılıktır. Bir paralel evrenler zinciri oluşturduğunuzu düşünün ve bu güne kadar hiç müdahale yapmadınız taaki Muharrem evlenmeye karar verip evet diyene kadar. Muharrem evet dedi diye yenge hanımın dırdırından bıktı gitti kendini köprüden aşağı attı. Ama muharrem ölmemeliydi gelecek nesil için iyi birşeyler yapacaktı ölmemesi için ne yaparız ? Diğer olasılıkla evreni devam ettiririz nikah memuruna evet demesini engelleriz. Durun! Bu nikah kıyılamaz diyen bir eski sevgili ve olasılıklar tamamen değişti kısaca dolanık parçacıklar mesafe tanımaksızın aynı anda her konumda ayna görüntüsü ile karşılıklı varlardır . Bilgi heryerdedir sadece gözlemciyi bekler bu evrende kırmızıyı geçmek kötü olaylara sebep oluyorsa başka bir evrende geçmesini engellemek bütün entropi İncirini değiştirecektir ve bu olay bize olasılıksız olma gücü yani tanrılığı verip tek bir gerçeklikte olasılıkları yönetme ve kusursuz olma yetisi verecektir birsey ya vardır ya yoktur -1 0 1 yapay zekanında temelidir. -1 ile 1 arası iletişim hızı sonsuzdur .
Bu konuda bazı çalışmalar yapılmış olsa da, şimdilik mümkün görünmüyor. Aslında, dolanık parçacıkların, toplam verisi üzerinden bilgi sahibi olabiliyoruz. Örneğin; iki dolanık foton parçacıklarının bir tanesinin kuantum durumu, ölçme ve gözlem yolu ile bilindiği taktirde, diğer hakkında da bilgi sahibi olabiliyoruz. Ancak burada, %50-50 gibi sürekli bir rastgele durumu söz konusu. Kontrol edemediğinin rastgele durumlar, bilgi iletmenizin önündeki en büyük engel.
Gelecek bize neyi gösterir, şimdiden kestirmek zor. Einstein'in öngörüsüne göre, bilgi de ışık hızından daha hızlı iletilemez varsayımına uymak durumundayız (en azından şimdilik). [1]
Dolanıklık kullanarak sonsuz hızda iletişim kurma fikri cazip olsa da, kuantum mekaniği yasaları bunu engeller. Kuantum dolanıklıkta, iki parçacığın durumları birbirine bağlıdır, yani birinin durumu ölçüldüğünde, diğerinin durumu anında belirlenir. Bu "anında" etkileşim, sanki parçacıklar arasındaki mesafeden bağımsızmış gibi görünür, bu yüzden insanlar bunu sonsuz hızda bilgi aktarımı olarak yorumlayabilir. Ancak bu fenomen iletişim amacıyla kullanılamaz. İşte nedeni:
1. Spinlerin değiştirilemezliği: Dolanık iki elektronun spinlerinden birini ölçtüğünüzde, diğerinin durumu anında belirlenir, ancak bu ölçüm pasif bir işlemdir. Elektronun spinini değiştirip diğeri üzerinde doğrudan bir etki yaratamazsınız. Kuantum dolanıklıkta, ölçümün sonucu rastgeledir; yani siz bir elektronun spinini ölçtüğünüzde, diğerinin spininin ne olduğunu ancak sonradan öğrenirsiniz. Bu, ölçülen spinleri manipüle ederek belirli bir bilgiyi kodlamayı ve iletmeyi imkânsız kılar.
2. Bilgi aktarımı yok: Dolanıklık sadece iki parçacığın ölçüm sonuçlarının ilişkili olduğunu garanti eder, ancak bu durumu kullanarak bir mesaj gönderemezsiniz. İki kişi (örneğin Alice ve Bob) birbirinden uzak bir mesafede dolanık parçacıkları paylaşsa bile, Alice’in yaptığı ölçüm anında Bob’a bir bilgi göndermez. Alice ve Bob, sonuçları karşılaştırmadan önce ne tür bir sonuç elde ettiklerini bilemezler, ve sonuçlar rastgele olduğu için bu karşılaştırma klasik iletişim yollarıyla yapılmak zorundadır (yani ışık hızından daha hızlı değil).
3. Özel Görelilik: Özel görelilik kuramı, hiçbir bilginin ışık hızından daha hızlı taşınamayacağını söyler. Kuantum dolanıklık bu yasayı ihlal etmez, çünkü dolanıklık sayesinde bir ölçüm sonucu diğerini etkiliyor gibi görünse de, bu bilgi aktarımı anlamına gelmez.
Sonuç olarak, dolanıklık bilgi iletimi için kullanılabilecek bir mekanizma değildir, çünkü parçacıkların spinlerini manipüle ederek anlamlı bir mesaj gönderemezsiniz.
kaynak:chatgpt[1]
Henüz kimsenin tahtına oturamadığı "ışık hızını aşma" mevzusunu sırf kuantum dolanıklıkla alt etmek mümkün olsaydı, Einstein herhalde o ünlü "tanrı zar atmaz" serzenişinin ardından bir de "lan... ama eğer atarsa, umarım ışıktan hızlı olur" diye eklerdi. Fakat görünen o ki doğa bu konuda fazlasıyla ketum davranıyor. Dolanık iki parçacık arasında (bırakın "merhaba" kelimesinin kodlanmasını) en basitinden bir "0" veya "1" bilgisini bile anlık ve kasıtlı şekilde iletemiyoruz. Evet ölçüm sonuçlarının korelasyonundan bahsediyoruz, ama koca Bell denklemlerini cebren alt üst etseniz de, korelasyonu iletişime tahvil etmenin bir yolunu bulamıyorsunuz.
1982'deki Alain Aspect deneylerinden bu yana, dolanıklığın gerçekten "spooky" (Einstein'ın tabiriyle "ürkütücü") olduğunu defalarca ispat ettik. Fakat "ürkütücü" olması, iletişim kanalları açtığı anlamına gelmiyor. Bu deneylerde fotonlar arasında mesafeler büyüdükçe dahi ölçüm sonuçları arasında istatistiksel bir bağ (korelasyon) görüldü; ancak mesaj gönderme aracı ortaya çıkmadı. Bell testlerini istediğiniz kadar tekrarlayın, yine de bir tarafın ölçüm sonucunu manipüle ederek öte tarafın ölçüm sonucunu önceden belirleyebilmek mümkün değil. Üstelik John Bell'in meşhur eşitsizliklerini çiğnemenizi sağlayan bu dolanıklık, sanki evrenin hayati bir emniyet kemeri gibi davranıp, "Buradan öteye gidemezsiniz" diyor...
Ayna iki parçaya bölünmüş olsun, biri Dünya'da, diğeri çok uzak bir gezegende dursun. Ayna parçaları birbirleriyle hâlâ "dolanık" olsun. Siz Dünya'daki ayna parçasına "merhaba" yazsanız bile, uzakta duran ayna parçasında aynı yazıyı doğrudan göremezsiniz. Elinizdeki ayna sadece karmaşık bir yansımayı korur; ölçüm yaptığınızda rastgele desenler belirir, ama bu desenlerin ortalamasını aldığınızda, "karşıda da benzer desenler oldu" diyerek bir korelasyon çıkartırsınız. Ne var ki istediğiniz gibi "Bugün hava çok güzel" yazısı belirmeyecektir. Geçmişte radyonun keşfedildiği zamanlar bile "ether" üzerinden ışıktan hızlı sinyaller göndermek gündeme gelmiş ancak Maxwell denklemlerinin seti her defasında bu rüyayı baltalamıştı. Şimdi de kuantumun büyüsü içinde benzer bir bariyer karşımızda duruyor: Ölçümün rastgeleliği ve no-communication theorem.[1]
Deneyler Bell eşitsizliklerini aşsa bile, süslü Hilbert uzaylarında dalga fonksiyonunu istediğimizce katlayıp çarpsak da, bilinçli ve yönlendirilmiş bir "merhaba" iletimi ışıktan hızlı gerçekleşemiyor. Doğa, evrensel hız sınırını ve sebep-sonuç ilişkisini (nedenselliği) ısrarla muhafaza ediyor. Belki bir gün daha da "tuhaf" bir kuram keşfederiz; ama şimdilik, kuantum mekaniğinin ipini nereye çeksek de "Daha hızlı gider miyiz?" sorusuna cevabımız net: Ne yazık ki hayır...