Komünizm ; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortaklığına dayanan sosyalizmden ayırt edilmesi gerekir. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir. Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir.
Komünizmin karşıt görüşlerine göre komünizm bir ütopyadır ve uygulanması neredeyse imkansızdır. Bunun sebebi ise herkesin eşit hale gelip tüm üretim mallarının ortak olmasıdır. Onlara göre, komünizmi yaşatmak için önceden de herkesin eşit koşullarda (neredeyse her anlamda) yaşaması gerekir. Herkes bu sistem gelmeden önce de eşit olması lazımdır ki bu sistem geldiğinde uygulanması zor veya “ütopik” bir ortam olmayacak ve halk, kolayca bu sisteme ayak uyduracaktır. Örnek olarak: 1917’de Ekim Devrimi’nden önce, ilk devlet rejimi olarak uygulanmadan önce, halk genel olarak devletin iş yapmadığını, işçi haklarının göz ardı edildiğini ve yoksulların düşünülmediğini düşünüyordu. Zaten devrimin amaçlarından biri de yoksulların lehine olacak şekilde toprakları ortak mülkiyet haline getirmekti.
Avantajları ;
1. Herkes aynı şansı elde eder.
2.Hemen hemen herkes çalışır katkı sağlar.
3. Hemen hemen herkes eğitimlidir.
4. Tarım ve üretime ağırlık verilir.
Eksileri ;
1. Bireysel haklar sınırlandırılmıştır.
2. Yetkisiz itiraz yoktur.
3.Kazanç sınırlıdır.
4.Tasarruf yapılmasına izin verilmez.
5.Üretkenlik ve verimlilik, işçiler için kâr amacı gütmeden elde etmek zordur.
6.Fiyat mekanizması olmadan arz ve talep arasındaki iç dengeleri sağlamak zordur.
Komünizmin en zayıf yönü herhalde ekonomik hesaplama problemidir. Komünist ütopyada para, dolayısıyla fiyat, dolayısıyla piyasa bulunmaz. Piyasa bulunmadığında ise arz ve talebi ölçmenin hiçbir yolu yoktur. Açıklayayım;
Fiyatları arz ve talep yasaları belirler. Eğer insanlar bir metaya daha fazla değer verirse bu metanın fiyatı artar. Örneğin domates. 1. yıl 5 TL olan domates, 2. yıl herhangi bir sebepten ötürü daha fazla talep edilirse 10 TL'ye çıkabilir. Aynı şekilde, domatese olan talep aynı kaldığı hâlde piyasada çok az domates olursa, domatesin fiyatı yine artar. Çünkü göreceli olarak talep arzın üzerine çıkmıştır.
Talep düştükçe veya arz yükseldikçe de fiyatlar düşer. Domatesi kimse istemezse, domates çok ucuz olur. Veya adım attığınız her yerde domates varsa, domatese daha az para vermek istersiniz.
Tüm bunlar yatırımcılar için sinyallerdir. Eğer domatesin fiyatı artıyorsa yatırımcılar yüksek kâr hevesi ile sektöre girecek, domates üretecek, ve arz eğrisini yukarı çekecektir. Üstte de söylediğim gibi, arzın yükselmesi fiyatları düşürür. Böylelikle piyasadaki yüksek fiyat aşağı doğru çekilir, her şey normale döner. Ve eğer domatesin fiyatı çok düşerse yatırımcılar kâr edemedikleri için domates üretmeyi bırakırlar, bu domatesin arzını azaltır ve fiyatları yukarı çeker; yine her şey normale döner.
Ancak burada yatırımcının tek etkisi fiyat değildir. Fark edeceğiniz üzere, yatırımcılar aslında fiyata değil, arza etki etmiştir. Arz az iken domates üretmiş, arz fazla iken domates üretmeyi kesmiştir. Bunun bizim için yararı kıtlığı ve israfı engellemede mükemmel bir araç olmasıdır. Domates fiyatı yükseliyorsa domatesin arzı azdır, domates üretilir ve kıtlık engellenir. Domates çok ucuz ise domatesin arzı fazladır, domates üretilmez ve israf engellenir. Yani fiyatlar sadece sinyaldir, bizim kaynakları verimli kullanmamızı, israf etmememizi ya da kıtlığa sebep olmamamızı sağlarlar.
Ayrıca yatırımcılar sürekli en yüksek fiyat olan sektöre yöneldikleri için, sürekli en fazla talebi karşılarlar. Yani iki ürünün fiyatı aynı anda artıyor ancak birincinin fiyatı ikinciye göre çok daha hızlı artıyorsa, yatırımcılar birinci ürüne daha fazla yatırım yapar. Böylelikle en acil ürünü üretmiş, en fazla talebi karşılamış olurlar.
Komünizme dönelim. Hatırlayacak olursanız komünizmde para yoktur, fiyat yoktur, piyasa yoktur. Bu durumda hangi ürünün daha fazla olduğunu ve hangi ürünün daha az olduğunu bilmenin bir yolu da yoktur. Hatta hangi ürünü hangi ara ürünlerden üretmeliyiz, hangi metotları ve hangi hammaddeleri kullanmalıyız, bunları da bilemeyiz. Bunların hepsi bazı yerlerde israfa ve bazı yerlerde kıtlığa sebebiyet verir. Ürettiğim ürünün fiyatının ne olduğunu bilmiyorsam arzını da bilemem, ve belki bu yüzden gereğinden çok fazla üretip israfa sebebiyet veririm.
1. Bireysel haklar sınırlandırılmıştır.
2. Yetkisiz itiraz yoktur.
3.Kazanç sınırlıdır.
4.Tasarruf yapılmasına izin verilmez.[1][2][3][4][5]
5.Üretkenlik ve verimlilik, işçiler için kâr amacı gütmeden elde etmek zordur.
6.Fiyat mekanizması olmadan arz ve talep arasındaki iç dengeleri sağlamak zordur.
Kazanç sınırlıdır önermesi geçersizdir çünkü komünist toplumda para olmaz kazançtan kastığı üretilen mallara erişimse bu erişimde bi kısıtlama yoktur
Tasarruf yapılmasına izin verilmez önermeside geçersizdir çünkü bireysel tasarruf yapmanı gerektirecek bi durum yoktur para yok
Üretkenlik ve verimlilik, işçiler için kâr amacı gütmeden elde etmek zordur önermeside geçersizdir çünkü her insan kendi için üretim yapacak piyasada olduğu gibi emeğin sömürülmesi söz konusu değildir herkes kendi için üretim yapacaktan kastığım kesinlikle kendi ürettiğini kullanır değil toplumun devamlılığı için üretmek zorunda olması bunu daha çokta açabilirim el emeği ve beyin emeği arasındaki farkla falanda şuanlık gerek yok
Bireysel haklar sınırlandırılmıştır önermeside yanlıştır çünkü toplumun kendisi bizzat adaleti sağlayacağı için haklarının sınırlandırılması söz konusu değildir fakat toplum otoritesi söz konusuysa her birey içinde bulunduğu toplumu göz önünde bulundurmak zorundadır ve de bunun bir çözümü yoktur çözümünüz varsa dinlemek isterim
Fiyat mekanizması olmadan arz ve talep arasındaki iç dengeleri sağlamak zordur önermesine cevabı aslında üretkenlik ve verimlilik yazısında cevap verdim ama tekrar söyleyeyim bilinçli halk arz ve talebi kendisi eşitlemeyi öğrenebilir bu yanlış anlaşılma insanın doğaya yabancılaşmasından kaynaklıdır
Yetkisiz itiraz yoktur. önermesinde demek istediğini anlamadım o yüzden boş geçicem
[1][2][3][4][5]