Kısa ve net cevapla başlayalım. Hayır, insan vücudunda 444 kemik veya 366 damar bulunması biyolojik ve anatomik olarak kesinlikle mümkün değildir. Karşımızdaki iddia anatomik bir gözlemin değil, büyük olasılıkla insan bedenini evrenle ve takvimle eşleştirmeye çalışan tasavvufi bir sembolizmin ürünüdür.
Önce kemik meselesine bakalım. Yetişkin bir insanın iskeletinde kabul edilen standart sayı 206 kemiktir. Yeni doğan bir bebekte bu sayı 270 civarındadır fakat gelişim sürecinde kafatası ve leğen kemiği gibi bölgelerdeki kemikleşme merkezleri birbiriyle kaynaşır. Bireysel varyasyonları, fazladan kaburgaları, eklem içlerindeki susam kemiklerini veya kafatası dikişleri arasına serpiştirilmiş minik sutur kemiklerini saysanız bile 444 gibi uçuk bir sayıya ulaşamazsınız. Eski metinlerdeki bu tarz sayılar kadavra diseksiyonuna dayanmaz. Bu sayıların neye dayandığı kesin değildir. Harflerin sayısal değeri (ebced) veya takvimle ilişki kurmak gibi yorumlar akla gelebilir, fakat bunlar tahminden öteye geçmez.
Damar sayısı ise biyolojik açıdan daha da fena bir kavram kargaşası. İnsan vücudunda 366 damar olduğunu söylemek anatomiyi temelden ıskalamaktır, çünkü dolaşım sisteminde damarlar bakkal hesabı tek tek sayılmaz. Bu sistem ağaç dalları gibi sürekli kollara ayrılan, kalpten çıkıp mikroskobik boyutlara inen kesintisiz bir ağdır. Sık aktarılan tahminlere göre vücudumuzda on milyarlarca kılcal damar bulunur ve bu damar ağının toplam uzunluğu kabaca 100 bin kilometreye ulaşır. Kaygusuz Abdal gibi mutasavvıfların eserlerinde geçen 366 sayısının da neye dayandığı kesin değildir. İnsanı küçük bir evren olarak gören eski tıp ve tasavvuf geleneğinde sembolik sayılar sık kullanılır.
Kaynaklar
-
Christopher Offord, et al.. Anatomy, Skeleton. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı