Kandaki lipitlerin taşınabilmesi, tamamen fosfolipitlerin amfifatik, yani bir ucu suyu seven diğer ucu sudan kaçan çift karakterli kimyasal yapısı sayesindedir. Kan plazması temelde sulu bir çözeltidir, bu yüzden trigliserit ve kolesterol gibi hidrofobik yağlar kanda tek başlarına yüzemez. Kendi hallerine bırakılsalar bir tüpte fazlarına ayrılan karışımlar gibi hızla bir araya toplanır ve dolaşımı tıkarlar. Fosfolipitler bu kaosu önlemek için lipoprotein adı verilen taşıyıcı paketlerin koruyucu dış kabuğunu inşa eder.
Burada gerçekleşen olay kusursuz bir moleküler kamuflaj taktiğidir. Hücre zarlarından alışık olduğumuz çift katmanlı düzenin aksine, fosfolipitler lipoproteinlerin yüzeyinde tek katmanlı bir kalkan kurar. Polar ve hidrofilik fosfat başları dışarıya, yani kanın sulu ortamına bakar. Suyu hiç sevmeyen hidrofobik yağ asidi kuyrukları ise merkeze doğru yönelir. Böylece dışı suyla son derece uyumlu, içi ise tamamen apolar moleküllere ayrılmış küresel bir mikro kapsül ortaya çıkar.
Suda çözünmeyen trigliseritler ve kolesterol esterleri bu kürenin merkezindeki güvenli hidrofobik cebe hapsedilir. Fosfolipit kabuk adeta doğal bir deterjan gibi davranarak bu ağır yağ kargosunu kandan izole eder. Kabuğa eklenen apolipoproteinler de yapıyı hem stabilize eder hem de paketin hangi hücreye teslim edileceğini belirleyen moleküler adres etiketleri olarak görev yapar. Kanda devasa miktarda yağın hiçbir yere yapışmadan akabilmesi, fosfolipitlerin kurduğu bu akıllı kabuk sayesindedir.
Kaynaklar
-
Kenneth R. Feingold. Introduction To Lipids And Lipoproteins. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
David L. Nelson, Michael M. Cox. Lehninger Principles Of Biochemistry. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı