Aslında bakıldığında 48 kromozomlu atadan evrimleşmemizden daha karmaşık olanı hikayenin daha da öncesi. Her neyse, bu konuda çok fazla bilgi sahibi olmamamla birlikte biraz olan genetik bilgimle kendimce olabilecek ihtimalleri anlatacağım.
Down sendromu gibi kromozomal sayı anomalileri: Atalarımızda da illaki böyle anomaliler(mutasyon) görülmüş ve bunlar içerisinde başarılı olanlar yani üreme ve neslini devam ettirme şansı bulabilenler olduysa ve bu söz konusu mutasyon kendini nesiller boyu biriktirip doğal seçilimde kazanan taraf olmayı başarabildiyse bizim gibi 46 kromozomlu canlıların oluşmaması için bir sebep yok gibi.
Peki bu nasıl olmuş olabilir
1- Gamet oluşumu sırasında eşit dağılmama(fakat bunda gen kayıpları gözlenir, yani muhtemelen böyle olmadı)
2-Robertsonian tipi translokasyon (bunu biraz araştırmanzı tavsiye ederim ama kısaca iki kromozomun uç uca tutunması şeklinde özetleyebiliriz.)(bu ihtimal daha kuvvetli çünkü gen kaybı gözlenmez)
Bu olay kromozomların kaynaşmasına yol açan bir tür mutasyon (Robertsonian translokasyon)1 ile açıklanır.
Şempanzelerde bulunan 2A ve 2B adlı iki kromozom biz insanlarda kaynaşarak tek bir kromozom haline gelmiştir. Bu da insandaki “2. Kromozom”dur.
Nasıl evrimleştiği konusundaki ihtimallerin incelendiği konuyla ilgili Evrim Ağacı yazısına göz atmanızı tavsiye ederim.
Kromozom bazında olan mutasyonlar ile sayı artabilir veya azalabilir. Örneğin 48 kromozomlu atalardan 46 kromozomlu insan evrimleşti. Kromozom çoklanması ya da kromozom kaynaşması buna sebep olabilir.
Kromozom bazında olan mutasyonlar ile kromozom sayısı değişebiliyor. Örneğin insanda 46 kromozom varken atalarında 48 kromozom vardır. Robertson Tipi Yer Değiştirme Mutasyonu ile kaynaşma gerçekleşebilir veya Kromozom çoklanması denilen olayla artabilir.
Evrim Ağacı Facebook sayfasında Birtan Çiçekçi'nin bir yorumu şöyleydi:
"Hucre bolunmesi sirasinda homolog kromozomlar karsi karsiya gelir ve bu arada bazi parcalarini degis tokus ederler. Bunu su sekilde kafamizda canlandirabiliriz. Iki tane 13. kromozom karsi karsiya geliyor ve her ikisi de dizden asagisini birbirine veriyor. Bu islem sirasinda bir hata oldugunu dusunun; biri dizden asagisini verirken oburu kalcadan asagisini veriyor ve sonra mayoz bolunme ilerliyor. Bu durumda bir gametteki 13. kromozomun kalca diz arasi eksik olurken obur gamette o bolge duplike olacaktir.
Defektli kromozoma sahip gamet muhtemelen yasayamayacak; buna karsilik oteki gamet bir gen takiminin pespese gelen iki kopyasina sahip olacaktir.
Retina hucrelerinde rodopsin denilen proteinler uzerlerine belirli frekansta isik dustugunde fotonu sogurup bir dizi kimyasal reaksiyonu baslatan ve bunun sonucunda sinirde beyine giden uyariyi olusturan yani gorme dedigimiz isleme yol acan proteinlerdir.
Farzedelim ki duplike olan parcada rodopsin kodu da yaziliyor olsun. Ayni genden iki kopya oldugu icin bu kromozomlu gametten olusan canlinin bazi retina hucreleri birinci kopyayi, digerleri ikinci kopyayi kullaniyor olabilirler.
Buraya kadar bir sey yok. Ama bir de bu gen kopyalarindan birinde bir mutasyon oldugunu dusunelim. Bir kopya digerinden tek harfi, sonucta tek aminoasiti, ve bunun sonunda quaterner yapisi ilkinden biraz farkli bir opsin uretecektir. Bu protein yapisal farkliligi nedeniyle farkli frekanstaki fotonlar ile daha cok uyarilmaya uygun bir yapida olabilir.
Geldigimiz noktada canlinin retina hucrelerinin bazilari eskiden oldugu gibi belirli bir frekansa daha cok tepki verirken; birtakim retina hucreleri ise bambaska frekansa daha cok tepki vermektedir.
Beyin bunu daha o nesil icerisinde algilar. Artik o canli; atalarindan bir fazla kromatik hale gelmistir. Mono ise di; di ise tri. Bu hayatta kalmak icin belirgin bir avantaj olusturdugundan dogal secilir.
Yeni dunya-eski dunya maymunlari ayrimini takiben dikromazi den tri kromaziye gecisimiz bu sekilde oldugunu biliyoruz.
Aslinda A, B grubu gibi kan gruplarinin evrimi de benzer sekilde olmustur.
Evrim mekanizmalarina basit bir ornek. Ama komplike bir sonucu doguran. Onceden iki renkli olan bir türün, uc renkli goren bir ture donusme hikayesi."
48 Kromozomlu Atalardan 46 Kromozomlu İnsan Nasıl Evrimleşti?
Evrimsel biyolojinin gelişmesi ve interdisipliner olarak hemen her bilim dalında kullanılmaya başlanmasıyla birlikte artık kesin olarak biliyoruz ki insan da sıradan bir hayvan türüdür. Her canlı gibi, insan da diğer tüm canlılarla evrimsel bir geçmişi paylaşmaktadır.
Benzer şekilde kesin olarak bildiğimiz bir diğer nokta, insanın bu akıl almaz sayıdaki canlıların her biriyle akraba olduğu, ancak en yakın akrabasının Pan cinsi, yani şempanzeler ve bonobolar olduğudur. Ondan sonra sırasıyla goriller ve orangutanlar gelir.
Tüm yakın kuzenlerimizde (şempanzeler, bonobolar, goriller, orangutanlar) 24 çift ya da 48 adet kromozom bulunur. Biz insanlarda ise 23 çift, ya da 46 kromozom bulunmaktadır. Occam'ın Usturası çerçevesinde düşünecek olursak, şempanzeler ve diğer yakın kuzenlerimizle ortak atamızın da 48 kromozomlu olduğunu düşünmek mantıklıdır.
Bu durumda elimizde kritik bir soru bulunmaktadır: Eğer insanların ataları 48 kromozomlu idiyse, nasıl oldu da bu atalardan 46 kromozomlu torunlar evrimleşebildi? Nasıl oldu da bu 46 kromozomlu torunlar günümüzde baskın hale geldi ve artık hiç "48 kromozomlu insan"lara rastlanmamaktadır.''