Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Sultan Alparslan'ın Doğu Roma imparatoruna konuk muamelesi yapması yalnızca merhametinden değil, siyasi zekâsından da kaynaklanıyordu. Çünkü bir hükümdarı aşağılamak yerine ona saygılı davranmak, Alparslan'ın gücünü ve özgüvenini gösterirdi. Ayrıca barış yapmak ve gelecekteki savaşları önlemek açısından da avantaj sağlayabilirdi. Yani bence asıl mesele, düşmanını yenmenin yanında ona nasıl davranacağını da bilecek kadar güçlü olmaktı.
Savaş sonrası alınan fidye ve her yıl düzenli alınan vergiler bu konunun belki de baş sebebidir. Ayrıca bu savaş sonrası yaşanacak olan taht kavgaları ve otoriteb sıkıntısını yönetme isteği de olabilir. Ayrıca Türk misafirperverliği diye bir olgu da söz konusu.
Kısa cevap: Hayır, ekzotermik olması ürünlerin her zaman "daha kararlı" olduğu anlamına gelmez. Ekzotermik, yalnızca entalpinin düştüğünü (ΔH < 0) söyler. Bir tepkimenin kendiliğinden yürüyüp yürümediğine ve dengede hangi tarafın ağır bastığına ise Gibbs serbest enerjisi karar verir. İşte sıcaklık da burada devreye giriyor.
Kararlılığı ölçen büyüklük şu: ΔG = ΔH − TΔS. ΔG negatifse ürünler, aynı koşullardaki girenlerden termodinamik olarak daha kararlıdır. Yani "kararlı" derken aslında serbest enerjisi düşük olanı kastediyoruz, entalpisi düşük olanı değil.
Şimdi iki terime bakalım:
Sonuç olarak ekzotermik ama entropisi azalan bir tepkimede (örneğin birkaç molekülün birleşip tek molekül oluşturması) durum sıcaklığa göre değişir:
Yani sorunuzdaki ifade "ekzotermik tepkimede düşük sıcaklıkta ürünler daha kararlıdır" şeklindeyse, bu her ekzotermik tepkime için değil, ΔS < 0 olanlar için geçerli bir sonuçtur. Eşik sıcaklık kabaca T = ΔH/ΔS noktasıdır, bu noktada ΔG = 0 olur ve denge her iki yöne de eşit eğilimlidir.
Bir de tersini düşünün: ekzotermik ve entropisi artan (ΔS > 0) bir tepkimede iki terim de aynı yöne çalışır, ΔG her sıcaklıkta negatiftir. Bu tepkimelerde sıcaklığı oynatmak ürünlerin kararlılığını bozmaz.
Mutfaktan tanıdık bir örnek vereyim, kafanızda otursun: jelatin ya da pektinin jel yapması. Dağınık zincirler birbirine bağlanıp düzenli bir ağ kurarken entropi düşer, ama bağ oluşumu enerji verir. Soğukta jel kararlıdır, ısıtınca TΔS ağır basar ve jel çözülür. Reçelin soğuyunca kıvam tutması, sıcakken akışkan olması bu yüzden. Kısacası "ekzotermik = hep kararlı" kuralı yok, sıcaklık terazinin diğer kefesine oturuyor.
Bir not daha: kararlılık (termodinamik) ile tepkimenin hızı (kinetik) ayrı konulardır. ΔG negatif olsa bile aktivasyon enerjisi yüksekse tepkime gözle görülür hızda yürümeyebilir.
Evet, var: tam tepemizdeki noktaya zenit (başucu) denir. Tam tersi yöne, yani ayaklarımızın altından Dünya'nın içinden geçip öbür tarafa uzanan noktaya da nadir (ayakucu) denir.
Zenit, yerçekimi doğrultusunun gökyüzüyle kesiştiği yerdir. Yani çekül ipini sonsuza kadar yukarı uzatsak gösterdiği nokta. Pusulanın yönleri ufuk düzleminde tanımlanır. Zenit ise o düzleme dik olduğu için kuzey, güney gibi bir yönü yoktur, onun yerine yükseklik açısı kullanılır. Ufukta 0°, tam tepede 90° olur. Yani zenit, yüksekliği 90° olan nokta demektir. Cismin ufuktan açısal uzaklığı yerine zenitten uzaklığını ölçersek buna da zenit açısı denir.
Soruyu biraz değiştirmem gerekiyor çünkü işin ilginç kısmı burada. Öğle vakti Güneş'in tam zenitte olması her yerde mümkün değil. Güneş, ancak Yengeç Dönencesi (yaklaşık 23,4°K) ile Oğlak Dönencesi (yaklaşık 23,4°G) arasındaki bölgede, yılın belirli günlerinde tam tepeye gelir. Türkiye 36° ile 42° kuzey enlemleri arasında kaldığı için burada Güneş yılın hiçbir günü zenitte olmaz. Öğle vakti Güneş her zaman güney yönünde, meridyenimizi geçerken en yüksek noktasındadır. Yaz gündönümünde bile Ankara'da en yüksek konumu ufuktan yaklaşık 73° kadardır, 90° değil. Cismin gölgesinin öğle vakti bile tamamen kaybolmaması da bu yüzdendir.
O halde Güneş'in öğle vakti konumuna verilen isim zenit değil, güney yönü ve gökyüzünde meridyen geçişi (kulminasyon) olur. Zenit ise sadece Güneş tropik kuşakta tam tepeye geldiğinde onunla örtüşür. Kısacası Güneş'e her zaman tepeden bakamıyoruz, ama zenit her an tepemizde duruyor, sadece kimse onu işgal etmiyor.