Bugün
Bugün hazırlanıyor.
Bugün hazırlanıyor.
Hayır, geçmişe bilgi gönderemeyiz. Düzenek ne kadar uzatılırsa uzatılsın, yavaşlatılırsa yavaşlatılsın, sonuç değişmiyor. Bunun nedeni, kuantum silgi deneyinde "sonradan yapılan gözlemin" ilk parçacığın kaydını gerçekten değiştirmemesi.
Olayı adım adım şöyle düşünelim:
Sizin önerdiğiniz gecikme (aynalar, yavaş ortam) deneyin zaten bilinen bir sürümüdür. Wheeler'ın gecikmeli seçim deneyleri ve Kim ve arkadaşlarının 2000 tarihli gecikmeli seçimli kuantum silgi deneyi de benzer şekilde idler fotonunun ölçümünü, sinyal fotonu kaydedildikten sonraya bırakır. Sonuç yine aynıdır: deney kuantum mekaniğinin öngörüsünü doğrular, ama nedensellik ihlal edilmez. "Sonradan karar vermek geçmişi değiştirir" izlenimi, yalnızca veriyi gruplamadan önceki ve sonraki hâlini birlikte hikâyeleştirmekten doğar.
Yavaşlatma konusuna gelince, ışığı akışkan içinde yavaşlatmak (kırılma indisi n kadar) sinyalin ulaştığı en büyük hızı değil, grup hızını düşürür. Bu, bilgiyi geciktirmek anlamına gelir, hızlandırmak anlamına gelmez. Yolu uzatmak da aynı yönde etki eder. Yani bu iki hamle, ölçümü daha geç yaptırır, ama ölçüm sonucunun perdedeki kayda nedensel bir etkisi olmadığı için geçmişe mesaj çıkmaz.
Genel olarak buna no-communication teoremi deniyor: dolanık bir çiftin bir tarafında yapılan hiçbir yerel işlem, diğer tarafın indirgenmiş yoğunluk matrisini değiştirmez. Perdedeki istatistik bu matrisle belirlendiği için, mesaj taşımaz.
Kısa cevap: Tablet ile çalışmak tek başına öğrenmeyi bozmaz. Belirleyici olan, ekranda mı kâğıtta mı çalıştığın değil, çözümü kendi elinle adım adım üretip üretmediğin. Tabletten, kalemle ve elle yazarak çalışırsan fark küçüktür. Soruyu sadece okuyup çözümü gözünle takip edersen fark büyür.
Bilimsel arka plan şöyle:
Tablet kullanacaksan şunlara dikkat et:
Yani soru bankalarının PDF halini tabletten çözmek sorun değil, yeter ki kalemle yazıp aktif çalış. Kendini bildiğin bir şey varsa, örneğin tabletle dikkatin çok dağılıyorsa, o zaman kâğıt senin için daha verimli olur. Burada kişisel dikkat düzenin, bilimsel ortalamadan daha önemli.
Selamlar,
Sorunuzun biraz daha gerçekçi olması için isterseniz hızımız ışık hızının %99'u olsun ( bu da gerçekçi olmadı ya neyse). Öncelikle şunu anlayalım ki, ışık kaynağını terk ettikten sonra hareket eden cisimden bağımsız olarak size ulaşacaktır. Arkadaşların çoğu "ulaşmaz" demiş (Ögetay Bey hariç) ama bu doğru bir tespit değil.
Şimdi ikinci bir durumu anlamaya çalışalım ışık hızına yakın giden gemi bize yaklaşıyor mu, uzaklaşıyor mu? Çünkü iki durumda da farklı etkiler olacaktır. Burada cevabı uzatmamak için çok detaya girmeyeyim ama Doppler etkisi olarak tanımladığımız bir durum söz konusu. Hani şu ambulans size yaklaşıyor ise sesin tizleşmesi, uzaklaşması durumunda sesin daha tok bir hal alması. Yani radyo dalgaları bize yaklaşırken maviye kayar (frekansı yükselir), uzaklaşırken kırmızıya kayar (frekansı düşer).
Dikkate alınması gereken diğer bir durumda zaman genişlemesi olacaktır. Eğer ışık hızının %99'u ile gidiliyorsa zaman genişlemesi 7 kat artar. Gezegendeki için 7 saat geçerken, gemideki vatandaş bunu 1 saat olarak deneyimler.
Uzaklaşma durumuna göre değerlendirirsek: Eisntein'ın relativistik doppler etkisi formülüne göre hesapladığımızda ki zaman genişlemesi de bu etkiye katkı yapacaktır. Uzaklaşan cisminden gelen radyo dalgalarından elde edilen ses kaydının 14 kat düştüğünü görebiliriz. Bu durumda gemiden gelen ses kaydı 10 saniye ise bu Dünya'dan 140 saniye olarak algılanır, yani ses acayip kalınlaşır ve uzar.
Yakınlaşma durumuna göre: Gene aynı formül fakat bu sefer negatifler pozitif, pozitif değerler negatif yapılıyor (eskiden formül yazabilirdik şimdi olmuyor veya ben yöntemi bulamadım) ve bu durumda gemi her an biraz daha bize yakınlaşacağından frekans 100 kata kadar artabilir. Fakat burada zaman genişlemesinden doğan negatif bir etki de var. Bu etkinin 7 kat olduğunu yukarıda söylemiştik. Bu durumda 100/7= 14. Yani tuhaf bir şekilde bu sefer 14 kat hızlanma bulduk. Gemiden gelen radyo dalgalarını sese dönüştürdüğümüzde 10 saniyelik bir kaydı 71 sanisede dinleriz, ses oldukça tiz ve hızlıca konuşuyor olacaktır.
Sonuç; gemi uzaklaşıyorsa ses 14 kat yavaşlar, yaklaşıyorsa 14 kat hızlanır. uzaklaşma ve yakınlaşma yoksa yani dairesel bir yörüngede etrafınızda dönüyorsa sadece zaman genişlemesi dikkate alınır bu da 7 kat yavaşlamaya neden olur (verilen değerler ışık hızının %99 olması durumundadır).
Merhaba
Bilmek, bir bilginin zihinde bulunmasıdır, anlamak ise o bilginin nedenini, sonucunu ve başka bilgilerle ilişkisini kurabilmektir. Misal bir formülü ezberlemek onu bilmektir hangi koşullarda neden işe yaradığını kavramak ve farklı bir probleme uyarlayabilmek ise anlamaktır. Kısacası bilgi bize cevabı verirken, anlayış o cevabın nasıl ortaya çıktığını gösterir. Lakin bir şeyi anlamak, onu mutlaka uygulayabileceğimiz anlamına gelmez. İnsan sağlıklı beslenmesi, erken yatması veya öfkelendiğinde sakin kalması gerektiğini bilebilir ve hatta bunun nedenlerini de anlayabilir. Lakin buna rağmen alışkanlıklar, duygular, korkular, çevresel şartlar, motivasyon eksikliği, ekonomik imkanlar ve yeterince pratik yapmamak uygulamayı engelleyebilir. Zira davranış yalnızca bilgiyle değil, beynin ödül sistemi ve yıllar içinde kurulan alışkanlıklarla da şekilleniyor. Sonuç olarak bilmek bir yol haritasına sahip olmak, anlamak haritayı okuyabilmek, uygulamak ise gerçekten yola çıkmaktır. Haritanın elimizde olması bizi kendiliğinden hedefe götürmez. Keza uygulayamamak her zaman bilgisizlik veya iradesizlik değildir bazen insan ne yapacağını bilir fakat bunu yapabilecek alışkanlığı, koşulu veya duygusal gücü henüz oluşturamamıştır. Saygılarımla.