Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Benim cevabım fikir birliği olamayabilir her anarşist zaten farklıdır...
Anarşizmin Düzeni, Devlet ve Hükümet Karşıtlığı Üzerine Bir Cevap
Anarşistlerle konuştuğunuzda duyduğunuz o "düzen" fikrinin size devlet gibi gelmesi çok doğal; çünkü günlük dilde "düzen ve organizasyon" ile "devlet ve tahakküm" kavramlarını birbirine karıştırıyoruz. Oysa anarşistler tek bir gruptan ibaret değildir; kime sorarsanız farklı bir nüans duyarsınız (çoğunluğu anarko-komünistler ve anarko-sendikalistler oluşturur, şiddet yanlısı terörist eylemleri de büyük çoğunluk reddeder). Ancak temelde anarşistler kaosu veya örgütsüzlüğü değil, yönetici sınıfını ve zorbalığı reddederler. Yani sizin "monoton düzen" dediğiniz şey, aslında kuralları olan ama başında zorba bir yöneticinin bulunmadığı yatay bir organizasyondur.
1. Devlet Nedir? Komün Bir Devlet midir? Devleti tanımlarken sosyolog Max Weber’in tanımını kullanmak en doğrusudur: Devlet, belirli bir toprak parçası üzerinde meşru şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran kurumdur. Pasifist anarşist manifestoda da belirtildiği gibi devlet, insanların kaostan kaçmak için sığındığı bir "çatı şiddet" kurumudur. Mafyadan farkı, şiddeti o kadar kurumsallaştırmış olmasıdır ki, bize bunu "adalet" veya "kanun" adıyla unutturur.
Eğer "devlet" kelimesinden kastınız kamu hizmetleri, yolların yapılması, sağlık sistemi, afet yönetimi ve insanların yardımlaşma ihtiyacını karşılayan ortak idare ise; evet, anarşistlerin savunduğu Komün de bir devlettir. Ancak bu; başsız, yöneticisiz ve şiddetsiz bir devlettir. Anarşizm organize olmayı reddetmez; enerjiden bilişime, lojistikten üretime kadar her şeyin Sektörel Komünler, Bölgesel Konfederasyonlar ve yüzde yüz şeffaf bir Dünya Meclisi ile yönetildiği çok sıkı, kuralcı bir düzeni savunur.2. Anarşistler Hükümete mi Yoksa Devlete mi Karşıdır? Anarşistler aslında "hükmetme" (tahakküm) eylemine ve şiddet tekeline karşıdır. Yani;
3. Anarşist Düzenin Bildiğimiz Devletten Farkı Nedir? Sizin "İyi de bu düzen zaten devlet değil mi?" sorunuzun cevabı, işleyişteki şu keskin farklarda yatar:
En azından ben böyle bir anarşiye inanıyorum...
Hayır, bildiğimiz fizikte böyle bir temas sizi Backrooms'a götürmez. Backrooms bir internet kurgusu (2019'da 4chan'da paylaşılan bir fotoğraftan doğdu), fiziksel bir mekân olarak ortaya konmuş bir kanıt yok. Ayrıca sorudaki mekanizma, yani bir maddeye "tepki verebileceğinden daha hızlı" dokunmak, fizikte tanımlı bir şey değil.
Ama bu fikrin altında gerçek bir fizik sezgisi var, o yüzden onu ayıralım:
Backrooms tarzı "sınır dışı mekân" fikrini bilimsel olarak en çok çağrıştıran şey ise noclip. Bu video oyunu terimi, oyun motorunda çarpışma hesabının (collision detection) başarısız olmasıyla karakterin duvarın içinden geçmesi demek. Hatta oyunlarda hız yüzünden olur: karakter bir karede duvarın diğer tarafına atlar ve motor teması fark etmez. Backrooms'un hissi tam olarak buradan geliyor, yani simülasyonun bir hatasından. Gerçek evrenin ise "kare hızı" olan bir motoru olduğuna dair bir kanıt yok.
Özetle: çok hızlı dokunmak size bir hasar, ısı ya da kırılma getirir, başka bir mekân getirmez. Backrooms korkutucu ve etkileyici bir hayal ürünü, ama bilim onu şimdilik gerçek bir yer olarak desteklemiyor.
Aslında beynin geleceği hatırlayabileceğini düşünmüyorum ama bence mesele tam olarak şu: İleride üretilebilecek devasa bir süper bilgisayara evrenin simülasyonunu yükleyebilirsek ve bunu kendi evrenimizle %100 entegre edebilirsek, zamanı ileri sarıp gelecekte yaşanacakları deneyimleyebiliriz.
Küçük bir örnek vereyim: Sürtünmesiz boşlukta 100 km hızla giden bir cismin 10 saniye sonra nerede olacağını (başka bir çarpışma olmadığını varsayarsak) kesin olarak biliriz. Temelde mantık aynı; sistemi bütün olarak süper bilgisayara aktarabilirsek geleceği de kesin olarak hesaplayabiliriz diye düşünüyorum.
Günümüzdeki mekaniklere ve yasalara bakarsak geleceğin mikro ölçekte belirlenmesi imkansıza yakın. Makro ölçekte geleceği görebilirsiniz. Mesela bir saatin çarkı çalıştığı zaman çark kuantum durumunda olmaz sadece tek bir yöne döner. Belki kuantum durumunda olmayan farklı alanlar da vardır evrenin içinde mesela gezegenlerin dönüşleri ve hareketi bir kuantum durumu değildir. Tek bir doğrultuda ilerleyen determinist şeylerdir. Aynı zamanda Newton'un keşfettiği kütle çekim kanunu da deterministdir. Yani evrenimiz mutlak anlamda belirsiz veya determinist değil. Soruya gelicek olursak ise Evren'in içinde belirsizlik de olduğu için mutlak anlmada geleceği bilemezsiniz. Tabii ki bunlar günümüzdeki fizik yasaları ile imkansız özellikle Heisenberg belirsizliği. Hiçbiri tek doğru olarak hükmetmiyor ama hepsi de etkisini sürdürüyor.
Merhabalar.
Pekâlâ insanlar doğanın veya kozmosun onlara göre şekil almasını ya da onları önemsemesini bekliyor. Ancak gündelik hayatta yaşanılan "tesadüfler" herhangi bir başka olaya bağlı değildir. Ayrıyetten onlar tesadüf değil, "olasılık"tır. Düşük veya yüksek olasılıklar vardır. Bu olasılıklar bir başka eylemin sonuçlarının sebepleri olarak değil; ancak ve ancak kendi sebepleri olurlar. Dolayısıyla evrenden bizler için özenli bir yer bekliyoruz ama biz yine kozmosun herhangi bir maddesi gibi herhangi bir maddeyiz. Ancak bu madde; kendi kendini düşünebilen, varlığını bir biçime sokabilen bilinçli bir biyolojik makinedir. Hem de çok düşük olasılıklar sonucu oluşmuş ilginç bir makine. İşin özüne gelirsek: Olasılıklar, hayattaki küçük dokunuşlarımızın bize geri dönüşü değildir; varoluş sebepleri yine onların ilk nedenidir.