Oy Verme Niyetini Siyasi Öfke mi Yoksa Değişime Olan İnanç mı Belirliyor?
Siyasi Öfke Oy Verme Davranışını Nasıl Etkiliyor?
/content/d856c0fc-174b-41f3-92c4-11b982331df4.jpeg)
Bu Makalede Neler Öğreneceksin?
Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.- Michigan State Üniversitesinin araştırmasına göre öfke, siyasi katılımı etkiler; ancak kişilerin siyasette fark yaratabileceklerine inanması bu etkinin yönünü belirler.
- Öfke, kendini etkisiz hisseden kişileri kampanya gönüllülüğü gibi şiddetsiz siyasi eylemlere yöneltebilir, fakat aşırı öfke oy verme isteğini azaltabilir.
- Seçmenleri sandığa teşvik etmek için yalnızca öfkeye dayanmak yerine, oy vermek gibi somut ve etkili eylem yolları sunulmalıdır.
Yaklaşan 2026 ara seçimleri öncesinde seçmenlerin heyecandan endişeye kadar pek çok farklı duyguyu bir arada hissettiğine tanık oluyoruz. Peki ama öfke, siyasi aktivizmi tam olarak nasıl güdülüyor ve günün sonunda kimlerin sandık başına gidip oy kullanacağını nasıl etkiliyor?
Michigan State Üniversitesinin İletişim Bölümünde yürütülen yeni bir araştırma, öfkenin şiddet içermeyen siyasi eylemler ve oy verme niyetiyle olan ilişkisi de dâhil olmak üzere harekete geçirici sonuçlarını mercek altına aldı. PLOS ONE dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar; öfkenin otomatik olarak sandığa yansımadığını, bu durumun kişilerin siyasi bir sonucu etkileyebileceklerine dair inancına, yani öz yeterlik algısına bağlı olduğunu belirledi. Araştırmanın başyazarı ve Michigan State Üniversitesi İletişim Sanatları ve Bilimleri Fakültesi İletişim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Monique Turner konuyu şöyle açıklıyor:
Öfke her zaman saldırganlık veya şiddet anlamına gelmez. İnsanlar kendilerini öfkelendiren durumları değiştirebilecek güce sahip olduklarında, toplum yanlısı davranışlar sergilemeye çok daha yatkın hâle gelirler.
Siyasi Eylemin Ardındaki İnanç
Siyaset psikolojisinde korku ile siyaset arasındaki ilişki uzun süredir inceleniyor olsa da öfkenin siyasi süreçlerdeki işlevine dair bildiklerimiz henüz oldukça sınırlı. Turner, öfkenin tek başına hareket etmediğini göstermek amacıyla Öfke Aktivizmi Modeli adını verdiği bir kuramsal çerçeve geliştirdi. Bu modele göre öfke, bireyin algıladığı öz yeterlik ile sürekli etkileşim hâlinde bulunuyor. Yürütülen yeni çalışmada ise araştırmacılar, içsel siyasi öz yeterlik kavramına odaklandı; bu kavram, bireyin siyasete etkili bir biçimde katılabileceğine dair kendi yeteneklerine duyduğu inancı temsil ediyor.
Araştırma ekibi, 2024 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinden beş hafta önce 2.000'e yakın yetişkinle kapsamlı bir anket gerçekleştirdi. Bu ankette, katılımcıların hissettiği öfke düzeyinin ve farklı siyasi öz yeterlik biçimlerinin, şiddet içermeyen siyasi aktivizme katılım kararlılığı ve sandıkta oy kullanma niyeti ile nasıl bir ilişki içinde olduğu ayrıntılı biçimde incelendi.
Aşırı Öfke Sandığa Gitme İsteğini Azaltabiliyor
Siyasi öfke bir kişiyi siyaseten daha etkin kılabilir fakat araştırmacılar, katılımcıların eyleme geçip geçmemesinin iki temel unsura bağlı olduğunu saptadı: Bireylerin kendilerini öfkelendiren durum karşısında bir şey yapabileceklerine inanıp inanmaması ve hedeflenen davranışın aktivizm mi yoksa doğrudan oy vermek mi olduğu.
Kendilerini öfkelendiren koşulları değiştirebileceklerinden şüphe duyan bireyler arasında yoğun öfke; seçim kampanyalarında gönüllü olmak gibi siyasi olarak aktifleşme isteğini belirgin şekilde artırdı. Ancak öfkenin eylem için bir katalizör işlevi görmesine karşın, aşırı düzeyde öfke hisseden kişilerin oy vermeye olan ilgisinin çok daha düşük kaldığı görüldü. Elde edilen bulgular, öfkenin tek başına insanları sandığa yönlendirmediğini; harekete geçebilmek için kişilere inandırıcı ve somut bir eylem yolunun sunulması gerektiğini ortaya koyuyor.
Kampanyaların Somut Eylem Yolları Sunması Gerekiyor
Elde edilen bu sonuçlar, iletişim uzmanlarının ve siyasi kampanya yöneticilerinin seçmenlere somut eylem yolları sunması gerektiğini gösteriyor. En öfkeli seçmen grubunun sandığa gitme ihtimalinin en düşük grup olduğu göz önüne alındığında, bu kişileri oy vermeye teşvik etmek adına fazladan çaba harcanması zorunlu görünüyor. Başka bir ifadeyle oy vermeyi teşvik etmek amacıyla yalnızca aşırı öfkeye bel bağlamak, kendini zaten çaresiz ve etkisiz hisseden bireyler üzerinde ters tepebilir.
Öfke siyasi katılım açısından önemli bir araç olabilse de bu araştırma, günümüz siyasetinde öfkenin üstlendiği rolü kavramak isteyen saha uygulayıcıları için kritik bir değer taşıyor. Turner bu durumu şu sözlerle özetliyor:
Öfkenin insanları harekete geçiren bir unsur olduğunu anlamak büyük önem taşıyor; ancak çalışmamız, bireylerin ne tür bir eylem sergileyeceğinin bir şeyleri değiştirmenin mümkün olup olmadığını hissetmelerine bağlı olduğu gerçeğine dikkat çekiyor.
Bölümde yürütülen bu kapsamlı çalışmada Turner'a doktora sonrası araştırmacı Ellen Reinhart, Doç. Dr. Dustin Carnahan ve Red Cedar Seçkin Profesörü David Markowitz eşlik etti.
Bu makale üzerine konuşmaya devam et
Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.
- Muhteşem!0

- Tebrikler!0

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

- Çeviri Kaynağı: Phys.org | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?
Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 29.10.2026 08:43:50 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/23958
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.