İçerikler - Sayfa 305
Dünyalaştırma (İng: "Terraforming"); bir gezegenin, uydunun veya asteroidin doğal koşullarını yani atmosferini, sıcaklığını, ekolojisini veya yüzey topografyasını insanlar için yaşanabilir hale getirme sürecidir. Dünyalaştırma kavramı üç başlık altında incelenebilir. Bu başlıklar Dünyamsılaştırma (İng: "Para-terraforming"), Kısmi Dünyalaştırma ve Tam Dünyalaştırmadır.[1]
Dünyalaştırma teknolojilerini incelediğimizde iki ana teknoloji karşımıza çıkmaktadır. Bunlar, atmosferik teknolojiler ve yüzey teknolojileridir. Atmosferik teknolojiler, Dünyalaştırılacak gezegenin atmosferini Dünya'nınkine benzer bir hale getirmeyi hedefler. Bu teknolojilerle genellikle atmosferdeki gazların bileşimini değiştirme veya sera gazlarını artırma gibi süreçler gerçekleştirilir.
Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), travmatik olaylar yaşamış veya bunlara tanık olmuş kişilerde ortaya çıkabilen psikiyatrik bir durumdur. Yeniden yaşama, kaçınma, aşırı uyarılma, ruh halindeki olumsuz değişiklikler gibi belirtilerle karakterizedir.[1]
Yeni bir araştırmada Akdeniz diyeti ile beslenmenin travmaya maruz kalan kişilerde TSSB semptomlarını azalttığı ve bu süreçte mikrobiyota-beyin-bağırsak ekseninin rol aldığı bildirilmiştir. Zihinsel sağlığın ve duyguların, bağırsak-beyin ekseni olarak adlandırılan bölgedeki mikroorganizmalardan etkilendiğine dair kanıtlar artmaktadır.
Kılıç dişli denildiğinde, genellikle uzun ve kıvrımlı dişlere sahip olan smilodonlar, yani kılıç dişli kediler akla gelir. Ancak, “kılıç diş” morfolojisi sadece Smilodon cinsine veya yakın akrabalarına özgü bir özellik değildir. Şaşırtıcı bir şekilde, bu özellik memeliler arasında tarih boyunca birden fazla kez evrimleşmiştir. Yani yakınsak evrim!
Karnivorlar arasında kılıç dişli üyelerin en az iki bağımsız evrimsel süreç geçirdiği tespit edilmiştir.[1] Kılıç dişlilere baktığımızda, Kedigiller yani Felidae ailesinde ve Nimravidae içerisinde (sahte kılıç dişliler olarak da bilinir) evrimleşmiştir. Ayrıca Kuzey Amerika'da yaşamış olan Hyaenodontidae ailesine ait etobur türler de, benzer bir şekilde kılıç dişlere sahip türler arasında sınıflandırılmaktadır.
Yapay yaşam formları oluşturmak, bilimde ve edebiyatta sürekli işlenen bir temadır. Bu temalar kötücül, balçıktan meydana gelen sürüngen yaratıkları veya son derece sevimli evcil hayvanları çağrıştırabilir. Aynı zamanda şu soruyu akıllara getirir: Doğada oluşan bütün yaşam formlarının biyolojik süreç içerisinde bir rolünün bulunduğu Dünya'da, yapay yaşam nasıl bir rol oynamalıdır?
Güney Danimarka Üniversitesi Fizik, Kimya ve Eczacılık Bölümünden Doçent Chenguang Lou, Kent State Üniversitesinden Profesör Hanbin Mao ile birlikte özel yapay yaşam formlarının oluşturulmasını sağlayan yapay hibrit bir molekül geliştirdi. Molekülün geliştirilmesi hakkındaki çalışmalarını Cell Reports Physical Science dergisinde yayınladılar. On yıldan az süredir bilenen bu çalışma alanı, hibrit peptit-DNA nanoyapıları olarak adlandırılıyor. Lou'nun amacı viral aşılar ve hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılabilecek yapay yaşam formları geliştirmek. Lou, konu hakkında şunları söylüyor:
İnce, uzun ve sivri kanatlı, narin yapılı, dar ve uzun kuyruklu, 4 parmak belirgin görülen bir delicedir. Erkekte üst kısım gri, el telekleri siyahtır. Kol teleklerinde üstten bakıldığında 1, alttan bakıldığında 2 siyah çizgi görülür. Alt gövde karna kadar gri, karından aşağısı beyazdır. Kanat altı örtüleri beyaz, büyük kol örtüleri ve karın kahverengi beneklidir. Diğer delicelerin erkeklerinden siyah kanat şeridi ve alt gövdedeki beneklenmeler ile ayrılır. Dişileri, gökçe delice dişisine çok benzer; boyun halkasının olmaması, kanat altı örtülerinin daha açık renkte ve çizgili olması, kanat altındaki koyu ve açık renk şeritlerin belirgin olması ile onlardan ayrılır. Her iki cinsiyette de melanistik giysiler olabilir ve saz delicesine benzer.[1]
Çayır delicesinin ilk resmi tanımı, İsveçli doğa bilimci Carl Linnaeus tarafından 1758'de Systema Naturae'nin onuncu baskısında Falco pygargus adı altında yapıldı.[2] Circus cinsinin tanıtımı, Fransız doğa bilimci Bernard Germain de Lacépède tarafından 1799'da yapıldı.[3][4] Bozkır delicesi (Circus macrourus) ile melezlendiği bilinmektedir. Monotipik bir türdür.[5] Günümüzde Atmacagiller (Accipitridae) familyasında delicelerin sınıflandırıldığı Circus cinsinde sınıflandırılmaktadır.
/old/content_media/543787aa5bdec2495b83e8e61f5b84b6.jpg)
/old/content_media/36253e6c3929a80deea7c3cb7e7f30ff.jpg)
/old/content_media/4d71b8ebaf87dbe54da340f38912a91b.jpg)
/old/content_media/b3d27d5960a135cdc5941a6d835e8021.jpg)
/old/content_media/3b9bed74ff2de90be7169f68255616ac.jpg)