İçerikler - Sayfa 206

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
İlk Hücreler Nasıl Stabil Hâle Geldi?
Makaleİlk Hücreler Nasıl Stabil Hâle Geldi?

Yaşamın kökenleri hâlâ büyük bir gizem olmaya devam ediyor. Karmaşık moleküller nasıl oluşabildi ve parçalanmadan uzun süre boyunca bozulmadan kalabildi? Münih merkezli bir ekip, ilk Ribonükleik asit (RNA) moleküllerinin ilkel çorbada stabilize olmasını sağlayabilecek bir mekanizma olduğunu ortaya koydu. İki RNA ipliği birleştiğinde, kararlılıkları ve ömürleri önemli ölçüde artıyor.[1]

Büyük olasılıkla, Dünya'daki yaşam suda başladı. Hatta başladığı yer belki de alçak gelgitte deniz suyundan ayrılan ancak yüksek gelgitte dalgalarla dolup taşan bir gelgit havuzuydu. Milyarlarca yıl boyunca, ilk hücreler ortaya çıkmadan önce, bu ortamda DNA, RNA ve proteinler gibi karmaşık moleküller oluştu. Ancak bugüne kadar, bunun tam olarak nasıl gerçekleştiğini kimse açıklayamadı. Münih Teknik Üniversitesi'nde Supramoleküler Kimya Profesörü olan Job Boekhoven şöyle anlatıyor:

16
Paylaş
Zekâ, Aptallığın Zıddı mıdır? Zeki İnsanların "Salaklıkları" Neden Bize Şaşırtıcı Gelir?
MakaleZekâ, Aptallığın Zıddı mıdır? Zeki İnsanların "Salaklıkları" Neden Bize Şaşırtıcı Gelir?

Akıl, bilgelik ve aptallık kavramları antik çağdan beri filozoflarca derinlemesine tartışıldı. Bu düşünürler arkalarında birçok çevrede kanonik nitelik atfedilen, zengin bir entelektüel miras bıraktılar. Ne var ki bu üç temanın araştırmacılar tarafından bilimsel literatüre kazandırılmalarının üstünden yüz yıl bile geçmedi.

Bu atılıma katkıda bulunan başlıca bilim insanları arasında Vervaeke, Perkins, Stanovich ve Sternberg gibi birçok önemli ismi sayabiliriz. Bu bilişsel bilimcilerin emekleriyle insan aklı ve insan "aptallığı" yüksek bilişsel süreçler bazında işleyen bir bilgelik psikolojisi (İng: "psychology of wisdom") geleneğinin belkemiği halini almaya başladı. Bu araştırma geleneği, hem teorik tartışma hem de empirik bulgular bakımından oldukça faal.[1][2][3][4][5]

36
Paylaş
Yeni Araştırma, Engelli Bireylerin Egzersiz Engellerini Aşmak İçin Çözümler Öneriyor!
MakaleYeni Araştırma, Engelli Bireylerin Egzersiz Engellerini Aşmak İçin Çözümler Öneriyor!

Dünya genelinde yaklaşık %16'lık bir nüfus, günlük yaşamlarını etkileyen önemli bir engellilikle yaşıyor. Bu nüfusun sadece %40 kadarı aerobik aktivitelere katılıyor. Egzersiz eksikliği nedeniyle, engelli bireyler kalp hastalığı, inme, diyabet veya kanser gibi kronik rahatsızlıklara yakalanma ve depresyon ve anksiyete gibi ruhsal hastalıklar açısından daha yüksek risk altında. Texas Üniversitesi Arlington Araştırma Enstitüsü'nden (UTARI) araştırmacı Alexandra Jamieson şöyle diyor:

Çoğu ticari spor salonunda uygun ekipman ve eğitimli personel olmadığından egzersiz yapmak isteyen engelli bireyler bile zorluk yaşıyor. Jamieson, bazı kâr amacı gütmeyen kuruluşların çabalarına rağmen, engelli bireyleri egzersize teşvik etmek için geniş topluma ulaşan ticari girişimin çok az olduğunu belirtiyor. Jamieson, şöyle devam ediyor:

8
Paylaş
İlk İnsan Türlerinin Konuşup Konuşamadıklarını Nasıl Bilebiliriz?
Makaleİlk İnsan Türlerinin Konuşup Konuşamadıklarını Nasıl Bilebiliriz?

Bilim insanları, atalarımızın dil ve konuşma kapasitesini belirlemeye çalışırken tamamen tesadüfi kanıtlara bel bağlamak zorunda kalmıştır, çünkü dil fosilleşemez. Bu da dilin ne zaman evrimleştiğine yönelik tartışmaların halen devam etmesine neden olmuştur. Dilin ne zaman evrimleştiği hakkında iki ana görüş olduğu söylenebilir, bazı bilim insanları dilin aniden belirdiğini ve sadece bizim türümüze özgü olduğunu, diğer bilim insanları ise dilin 2 milyon yıl içinde ve yavaş bir şekilde evrimleştiğini, üstelik türümüze özgü olmadığını iddia eder.

Dilin çok hızlı bir şekilde evrimleştiğini iddia eden bilim insanları, dilin kullanımı ile bağlantılı olabilecek davranışların arkeolojik kanıtlarına odaklanmıştır. Bu kanıtların çoğu son 40,000 yıl içerisinde ortaya çıkmış; aşırı karmaşık araçların üretimi, sembolik sanatın ve geniş çaplı takas sistemlerinin ortaya çıkışı da bu kanıtlar arasında gösterilmiştir.

24
Paylaş
Hayal Gücünü Kullanmak, Fobi Tedavisinde Oldukça Etkili!
MakaleHayal Gücünü Kullanmak, Fobi Tedavisinde Oldukça Etkili!

Korku, insanlığın en temel ve en ilkel duygularından biridir. Genetik yapımızın vazgeçilmez bir parçasıdır ve binlerce yıldır evrimleşerek hayatta kalmamızın ana nedenlerinden biri olmuştur. Ancak aşırı korku ya da gündelik hayatın bir parçası olan şeylerden korkma durumu, kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durum, kişinin sosyal hayatına önemli bir engel teşkil edebilir ve günlük aktivitelerini sınırlayabilir. Peki, bir kişi kendi korkularının üstesinden nasıl gelebilir? Ya da gelebilir mi?

Colorado Boulder Üniversitesi ve Icahn Tıp Fakültesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği beyin görüntüleme çalışması, hayal gücünün korku ve kaygı bozuklukları ile başa çıkmada yardımcı güçlü bir araç olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak burada klasik anlamdaki "sadece olumlu düşün" yaklaşımından bahsetmiyoruz.

21
Paylaş