İçerikler - Sayfa 160
2016 yılının başlarında, kaydedilen en şiddetli denizel sıcak hava dalgalarından biri güney Alaska’da korkunç bir manzaraya sahne oldu. Tavuk büyüklüğündeki deniz kuşları olan on binlerce bayağı dalıcımartının cesetleri, bir deri bir kemik kalmış hâlde sahillere yığılmıştı Bu manzara, sanki denizden savrulmuş ıskarta parçalarını andırıyordu. Bilim insanları başlangıçta ölü sayısını yarım milyon kuş olarak tahmin etmişti. ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi'nden bir vahşi yaşam biyoloğu olan Heather Renner şunları söylüyor:
Heather Renner ve meslektaşlarının Science dergisinde yayımlanan tahminlerine göre, ölen kuş sayısı 4 milyona ulaşmış olabilir.[1] Bu, Alaska’daki sıcak hava dalgası öncesindeki bayağı dalıcımartı popülasyonunun yarısına eşdeğer ve modern tarihte belgelenmiş en büyük hayvan kitlesel ölümlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Sekiz yıl sonra, okyanus sıcaklıkları normale dönmesine rağmen, Renner kuş popülasyonunun toparlandığına dair çok az kanıt olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmaya dahil olmayan, National Audubon Society Seabird Institute'ta koruma bilim direktörü ve deniz kuşları ekoloğu Don Lyons, şunları söylüyor:
And ayıları (Tremarctos ornatus), genellikle "Paddington" adlı kurgusal karakterle tanınan, Bolivya’dan Venezuela’ya kadar uzanan And Dağları'na özgü tropikal memelilerdir. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından "savunmasız türler" arasında listelenmiş olan bu ayılara dair edindiğimiz yeni bilgiler, onları korumaya yardımcı olabilir. And ayıları, besin alımını en üst düzeye çıkarmak için en iyi yiyecek arama bölgelerini ve bitkileri en yüksek titizlikle seçerler. Bu davranışları geçmişte başlarını belaya sokmuş olsa da genel olarak çiftlik hayvanlarına saldırmaktan kaçınırlar.
Göz çevresindeki belirgin beyaz işaretler nedeniyle "gözlüklü ayılar" olarak da adlandırılan bu hayvanlar, çoğunlukla ağaçlarda zaman geçiren ağaç ayılardır. Orta boylu ayılar olarak kabul edilen And ayılarının boyu ise yaklaşık 1-1,5 metre arasıdır. Oldukça utangaç olan bu tür, genellikle insanlardan kaçar. Bu da bilim insanlarının onları doğal ortamlarında incelemesini zorlaştırır. Hayatlarını tehdit eden unsurlar arasında habitat kaybı, iklim değişikliği ve insanlarla yaşadıkları olumsuz etkileşimler başta gelmektedir. Ayılar zaman zaman çiftlik hayvanlarına saldırsa da yapılan çalışmalar ayılardan kaynaklı bu tehdidin sanıldığı kadar ciddi olmadığını göstermiştir.
Kaliforniya tarla sincapları (Otospermophilus beecheyi), sıradan bir kaba kuyruklu kemirgen gibi görünebilir. Ancak bu sincaplar, kesinlikle sıradan değil. Araştırmacılar Journal of Ethology dergisinde yayınladıkları çalışmada ilk kez bu türün Kaliforniya tarla farelerini (Microtus californicus) avladığını, öldürdüğünü ve yediğini gözlemledi.[1] Bu avlanma davranışı, bu sincap türünde görülen ilk etçil davranışı ortaya koyuyor.
Çoğu sincap hepçildir, genellikle fındık, tohum veya tahıl ile beslenseler de bazı türlerin hayvansal proteinle beslendiği de bilinmektedir. Örneğin boz sincaplar diyetlerine böcekleri, kurbağaları ve kuş yumurtalarını da katar. Ancak ekip, ilk kez Kaliforniya tarla sincaplarının memeli eti yemeye yönelik bir eğilim geliştirdiğini gördüklerini belirtiyor.
Pek memelilere benzemeseler de ilk gerçek memeliler yaklaşık 200 milyon yıl önce, dinozorlar hala Dünya'da dolaşırken ortaya çıkmaya başladı. Bununla birlikte, terapsitler bugün memelilerde görülen önemli özelliklere sahipti. Bunlar arasında kafatasının yanlarında çene kasının tutunması için bir delik olması ve sonunda memelilerin iç kulak kemiklerine evrimleşecek olan kemikler bulunuyordu.
Şimdi ise bilim insanlarından oluşan bir ekip, türünün en eski üyesi olan ve bugüne kadar keşfedilmiş en eski terapsit olabilecek yeni bir fosil buldu. Köpeğe benzeyen kılıç dişli yırtıcı, Nature Communications dergisinde yayınlanan bir çalışmada tanımlandı.[1]
Evlilik veya uzun süreli bir ilişki içinde olmak genellikle norm olarak görülse de, giderek daha fazla insan hayatları boyunca bekar kalmayı tercih ediyor. Ancak bekarlık, özellikle insanlar yaşlandıkça ve başkalarına daha fazla bağlı hale geldikçe, ekonomik ve tıbbi dezavantajlar getirebilir.
Psychological Science dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, ömür boyu bekar kalanların yaşam memnuniyeti ölçümlerinde daha düşük puanlar aldıklarını ve partnerleri olanlara kıyasla farklı kişilik özelliklerine sahip olduklarını ortaya koyuyor.[1] Bu bulgular, bekarlar için hem sosyal destek ağları kurulmasına hem de bu ağların onların özel ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine olan ihtiyacı gösteriyor. Çalışmanın başyazarlarından biri olan ve Bremen Üniversitesi'nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Julia Stern, Association for Psychological Science'a verdiği bir röportajda şunları söylüyor:
/content/84cd20f5-4fa5-4d9d-95d9-093c84ef77cd.jpeg)
/content/05a2da6e-530f-4acd-9e1a-2b9437481e21.png)
/content/6fea14b7-9695-462c-a0fc-da4027c862ad.png)
/content/72bd5076-763a-414d-bfde-61ca60b8cfa6.png)
/content/3f775c08-e2eb-4db3-a65f-606a1b45bc3f.jpeg)