İçerikler - Sayfa 105
Yeni bir araştırma, ısı stresine maruz kalan Victoria Tazmanya Meşesi ormanlarının hızla inceldiğini ve karbon yutağından karbon kaynağına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Nature Communications dergisinde yayınlanan araştırma, küresel ısınma nedeniyle bu ormanlar 2080 yılına kadar ağaçlarının dörtte birini kaybedeceğini gösteriyor.[1]
Güneydoğu Avustralya'ya özgü, 90 metreden yükseklere çıkabilen Tazmanya Meşesi (Lat: "Eucalyptus regnans"), dünyanın en uzun ağaç türlerinden biri. Tazmanya Meşesi ormanları, dünya çapında karbon depolamada en etkili ekosistemlerden biri olarak bilinir ve hektar başına Amazon ormanlarından daha fazla karbon tutma kapasitesine sahiptir.
İngiliz evrimsel biyolog J.B.S. Haldane'nin, Tanrı varsa böceklere karşı özel bir sevgi beslediğini esprili bir şekilde ifade ettiği söylenir. Bu söz, aslında önemli bir gerçeği ifade ediyordu. Yaşam ağacı oldukça düzensiz bir yapıya sahiptir. Yaşayan veya soyu tükenmiş tüm türlerin bulunduğu bu soy ağacı, bazı yerlerde kısa dallardan oluşan sık bir çalılığa benzerken, bazı yerlerde ise seyrek ama uzun dalları vardır. Ayrıca birkaç grup baskın olma eğilimindedir. Haldane'ın belirttiği gibi, yaşayan böceklerin %40'ından fazlası kınkanatlı, kuşların %60'ı ötücü kuş ve bitkilerin %85'inden fazlası çiçekli bitkilerden oluşmaktadır.
Peki, birkaç büyük grubun bu kadar yoğun tür çeşitliliği barındırması, Dünya'daki yaşamın evrensel bir özelliği midir? Evrim ve ekolojiyi anlamamız açısından kritik olan bu soru, biyologlar arasında uzun süredir tartışılmaktadır. Ancak yakın zamana kadar, dünyada kaç türün var olduğunu, bunların evrimsel ilişkilerini ve her bir grubun yaşını yeterince bilmediğimiz için kesin cevap verilemiyordu. Şimdi ise ABD'li bilim insanları, bu soruya net bir yanıt vermeyi başardı. Bulgular Frontiers in Ecology and Evolution dergisinde yayınlandı.[1] Arizona Üniversitesi'nden Prof. Dr. John J. Wiens bu konuda şunları söylüyor:
Global Change Biology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, endüstriyel özel arazilerde yüksek şiddetli orman yangını riskinin, kamuya ait ormanlara göre neredeyse 1,5 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.[1] Kereste şirketleri tarafından yönetilen ormanlar, mega yangınların oluşmasını kolaylaştıran koşulları daha sık sergiliyor. Bu koşullar arasında düzenli aralıklarla sıralanmış yoğun ağaçlar ve alt tabakayı üst tabakaya bağlayan kesintisiz bitki örtüsü yer alıyor.
Utah Üniversitesi, Kaliforniya Üniversitesi ve ABD Orman Servisi tarafından yürütülen çalışma, ekstrem hava koşulları ile orman yönetimi uygulamalarının yangın şiddeti üzerindeki ortak etkisini inceleyen ilk araştırma olma özelliği taşıyor. Araştırmacılar, lazer radarı olarak da bilinen LIDAR veri setini kullanarak Kaliforniya'nın kuzeyindeki Sierra Nevada'da bulunan ormanların 1,1 milyon dönümlük alanı etkileyen beş orman yangınından öncesine ait durumlarını incelemek amacıyla kamu ve özel ormanların üç boyutlu haritalarını oluşturdu.
İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden iki yeni çalışma, kaslarda ve kan damarlarında yaşam boyunca ortaya çıkan mutasyonların yaşlanmayı nasıl etkileyebileceğini inceliyor. Nature Aging dergisinde yayınlanan bu çalışmalar, söz konusu mutasyonların kas gücünü azaltabileceğini ve kan damarlarının yaşlanmasını hızlandırabileceğini ortaya koyuyor. Elde edilen sonuçlar yaşa bağlı hastalıkların tedavisinde önemli olabilir.
hücrelerdeki kalıtsal olmayan genetik değişiklikler olan somatik mutasyonlar, kalıtsal değişiklikler değildir. Yaşam boyunca çevresel faktörler veya bir hücrenin bölünmeden önce DNA'sını kopyalarken yaptığı rastgele hatalar sonucunda meydana gelir. Bu mutasyonlar kansere yol açabilse de etkileri bugüne kadar tartışmalıydı. Karolinska Enstitüsü, Huddinge Tıp Bölümü'nde profesör olan ve bu araştırmaları yöneten Maria Eriksson şöyle diyor:
Queensland Üniversitesi'nden bir araştırmacı, evrenin evrimini açıklamak için yeni bir matematiksel model geliştirdi.[1] Bu model, tarihte ilk kez, maddenin içe çöken bölgeleriyle genişleyen boşlukları bir arada ele alıyor.
Dr. Leonardo Giani ve Queensland Üniversitesi Matematik ve Fizik Okulu'ndaki ekibi, Physical Review Letters dergisinde yayınlanan bu çalışma için evreni 11 milyar ışık yılı derinliğe kadar ölçebilen Karanlık Enerji Spektroskopik Cihazı'ndan (İng: "Dark Energy Spectroscopic Instrument", "DESI") elde edilen verileri kullandı. Dr. Giani çalışmayla ilgili olarak şu ifadeleri kullanıyor:
/content/6e10eecb-1c5e-4654-836e-f81edf7148bc.jpeg)
/content/1e96c751-e616-48d0-8231-bfe7ad6ee1cf.png)
/content/f9da6285-e74c-45ab-a0d4-e00a34a94b5d.jpeg)
/content/a4a0cd1a-6b26-47dd-9bc8-fe79f4b0ce5a.jpeg)
/content/4ad7a85c-8dc8-43b3-a3ab-377cf47de1c6.jpeg)