Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
50 ATP Ödüllü Soru: Eskiden çevresine inanılmaz zararlar veren bir düşmanı veya bir şeyi sonradan tamamen "nedensiz" yere affetmek erdemli bir davranış mı yoksa aptallık mı? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Bilimdeki Son Gelişmeler
Akış
İçerikler
Parçacık
Kaya
Karbonhidrat
Vücut
Kimyasal Evrim
Yıldızlar
Müfredat
İstatistik
Evrimsel Psikoloji
Çiçek
Bir
Mısır
Teyit
Maskeler
Genom
Halüsinasyon
Diş Hekimi
Evrim Ağacı Duyurusu
Diş Hekimliği
Antikor
İnternet
Aminoasit
Sinek
Küresel Salgın
Sürdürülebilirlik
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
689.5K UP
14 Temmuz
Icarus dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Plüton'un yüzeyinde ilk kez heyelan kanıtı tespit etti. Uluslararası bir gezegen bilimciler ekibi, New Horizons uzay aracının Temmuz 2015'teki yakın geçiş sırasında çektiği yüksek çözünürlüklü görüntüleri yeniden inceleyerek üç çarpma krateri içinde toplam altı büyük heyelan belirledi.
Araştırmacılar, Dünya'daki heyelanların karakteristik işaretlerine benzer yapılar tespit etti: krater duvarlarının tepesinde hilal biçimli yaralar, yerinden kopmuş dev buz blokları ve krater tabanlarında uzanan enkaz yatakları. Ölçümler bu buz, kaya ve moloz kütlelerinin 1,5 ila 2,2 kilometre aşağı düşmeden önce yüzey boyunca 14,5 kilometreye kadar yayıldığını gösteriyor. En büyük heyelan yaklaşık 130 kilometrekarelik bir alanı örttü; bu, küçük bir şehri gömmeye yetecek bir büyüklük.
Heyelanlar daha önce Mars ve Ceres gibi güneş sistemi cisimlerinde de gözlemlenmişti; ancak Plüton'da bugüne kadar böyle bir kanıta rastlanmamıştı. Bu bulgu, Plüton'un sanıldığı gibi statik ve hareketsiz bir buzul dünyası olmadığını; aksine jeolojik süreçlerin yüzeyi şekillendirmeye devam ettiğini gösteriyor.
Araştırmacılar bunların Plüton'daki tek heyelanlar olmadığını da vurguluyor. Mevcut görüntülerin çözünürlüğü ek heyelanları doğrulamaya yetmiyor; daha yüksek çözünürlüklü kameralar ve topografik verilerle donatılacak gelecekteki görevler, yüzeyin çok daha dinamik bir geçmişe sahip olduğunu ortaya çıkarabilir.
218 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.5K UP
13 Temmuz
NASA’nın OSIRIS-REx göreviyle Bennu asteroidinden getirilen örneklerde riboz ve glikoz dahil olmak üzere biyolojik açıdan kritik şekerler tespit edildi. Daha önce aynı örneklerde bulunan nükleobazlar ve fosfatlarla birleştiğinde, bu keşif RNA'yı oluşturmak için gereken tüm temel bileşenlerin Dünya'da yaşam başlamadan önce uzayda doğal yollarla mevcut olduğunu kanıtlıyor. Nature Geoscience dergisinde yayımlanan çalışma, Bennu'nun ana gövdesinin geçmişte suyla etkileşime girerek organik kimyasalları ürettiğini ve koruduğunu gösterirken, yaşamın kökeni araştırmalarında "ham madde" probleminin çözüldüğüne işaret ediyor.
366 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.5K UP
13 Temmuz
"Gus" adıyla bilinen bir Tyrannosaurus rex iskeleti, 13 Temmuz'da Sotheby's'in New York ofisinde açık artırmaya çıktı. 19 milyon dolar başlangıç fiyatıyla öne çıkan iskelet için 20-30 milyon dolar tahmin ediliyor. Güney Dakota'nın Harding County bölgesinde 2021'de bulunan ve 2023'e kadar süren kazılarla çıkarılan Gus, yaklaşık 67 milyon yıl önce Geç Kretase döneminde yaşamış büyük bir yetişkin bireye ait. 11,5 metre uzunluğundaki iskelet, bugüne kadar bulunan en büyük ve en eksiksiz T. rex örneklerinden biri.
Fosil iskeleti bulunan ranchin sahibi Gary "Gus" Licking, kazı sürecinde hayatını kaybetti ve iskeleti tam olarak bir araya getirilmiş halde görme şansı bulamadı.
Paleontolog Scott Persons, bu tür satışların bilim dünyası için ciddi bir sorun oluşturduğunu vurguluyor: "Bu paralar kamuya açık bir müzede tüm bir araştırma programını finanse edebilir, yeni türlerin keşfedilmesini ve bulgularının sergilenmesini sağlayabilirdi." Fosil açık artırmaları bilim insanlarını rahatsız etmeye devam ediyor; çünkü özel ellere geçen örnekler araştırmacıların erişimine kapanabiliyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse 1997'de Sue adlı T. rex 8,4 milyon dolara satılmıştı; 2024'te ise Apex adlı stegosaurus 44,6 milyon dolarla tüm zamanların rekorunu kırmıştı.
238 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.5K UP
11 Temmuz
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), Reflect Orbital şirketinin Eärendil-1 adlı demonstrasyon uydusunun radyo operasyonlarını onayladı. Yaklaşık 18x18 metre boyutlarındaki yansıtıcı bir membrana sahip bu uydu, güneş ışığını Dünya'nın karanlık tarafına yönlendirmeyi hedefliyor. Bu onay, 50.000 uyduluk önerilen dev takımyıldızı için değil; yalnızca tek bir demonstrasyon görevi için geçerli.
Şirket bu teknolojiyi "talep üzerine güneş ışığı" olarak pazarlıyor. Önerilen kullanım alanları arasında güneş çiftliklerinin çalışma saatlerini uzatmak, gece tarım ve inşaat çalışmalarını aydınlatmak ve acil durumlarda enerji altyapısı olmayan bölgelere ışık sağlamak yer alıyor. Işıklı alan yaklaşık 5-6 kilometre genişliğinde olacak ve her kullanım yerel otoriteden onay alınarak belirli bir konumla sınırlandırılacak.
Astronomlar ve biyologlar sert itirazlarını sürdürüyor. Avrupa Güney Gözlemevi'nden Olivier Hainaut'nun 2026 modellemesine göre 5.000 Reflect Orbital uydusu gece gökyüzü arka plan parlaklığını yüzde 20-30 artırabilirken 50.000 uyduluk tam takımyıldızı bu artışı yüzde 200-300'e taşıyabilir. Öte yandan biyologlar, yapay gece aydınlatmasının hayvan göçleri, bitki döngüleri ve insan uyku düzeni üzerindeki etkilerini öne sürüyor.
Eärendil-1'in asıl önemi, bu tartışmaların henüz veriden yoksun olması. Uydu başarıyla yörüngeye yerleşirse astronomlar ilk kez gerçek parlaklık ölçümlerine ulaşacak ve şu ana kadar modellere dayanan tüm öngörüler somut verilerle sınanabilecek.
418 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
689.5K UP
11 Temmuz
Physical Review D dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, kozmolojinin en büyük açık sorunlarından biri olan Hubble gerilimine yönelik önerilen bir çözümü titiz istatistiksel yöntemlerle sınadı ve sonuç hem umut verici hem hayal kırıklığı yarattı.
Hatırlatmak gerekirse: Hubble sabiti evrenin bugünkü genişleme hızını tanımlıyor. Ancak bu sabiti iki farklı yöntemle ölçmek tutarsız sonuçlar veriyor; kozmik mikrodalga arka plan radyasyonundan elde edilen erken evren tahminleri ile yakın çevredeki yıldız ve süpernova gözlemlerine dayanan doğrudan ölçümler arasında 5-7 standart sapmalık bir uçurum var. Bu kadar büyük bir fark tesadüf olamaz.
Önerilen çözümlerden biri LsCDM modeli: Standart modelden tek farkı, karanlık enerjinin her zaman itici değil, evrenin yaklaşık üçte birlik yaşında işaret değiştirip önce çekici sonra itici davranmış olması. Bazı çalışmalar bunun Hubble gerilimini hafiflettiğini ileri sürüyordu.
Yeni çalışma bu iddiayı sorgulayan istatistiksel yaklaşımı ele alıyor: Gerilimleri ölçmek için yaygın kullanılan Gauss (çan eğrisi) yöntemi, veriler bu şekle uymadığında yanıltıcı sonuçlar verebilir. Araştırmacılar Planck, DESI ve Pantheon Plus verileri üzerinde daha katı Gauss-dışı testler uyguladı.
Sonuç ikilik taşıyor: CMB ve galaksi kümelenmesi verileri her iki modelde de birbiriyle şaşırtıcı derecede uyumlu; erken evren kozmolojisinin temelleri sağlam. Ancak yakın çevre süpernova ölçümleri hem standart modelde hem de LsCDM'de gerçek, çözülmemiş gerilimler yaratıyor. LsCDM doğru yönde bir adım atıyor ama Hubble gerilimini ortadan kaldırmıyor. Araştırmacılar, daha iyi veri ve daha keskin teoriler olmadan bu sorunun çözülemeyeceğini vurguluyor.
317 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
385.2K UP
Aktaran 19 Ağustos 2025 2 dk.

Krumlov Ormanı'ndaki çört madenciliği alanı, yaklaşık 30 yıl önce keşfedildi. O zamandan beri burada gerçekleşen madencilik faaliyetleri hakkında pek çok şey yazıldı. Her ne kadar burada çört madenciliği Holosen'in başlangıcından Erken Demir Çağı'na kadar yapılmış olsa da bu pek yaygın bir faaliyet değildi.

Çoğunlukla bu faaliyetler Funnelbeaker, Michelsbergs, Globular Amphorae ve Mierzanowice Kültürleri gibi sadece birkaç seçili arkeolojik kültüre özgüydü. Ancak bu madencilik faaliyetlerinin yapıldığı alanlar arasında, Avusturya'nın Viyana kentindeki Mauer mezarı gibi, içinde gömülü insanların bulunduğu yerler de vardı. Dr. Vaníčková durumu şöyle açıklıyor:

22
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 19 Ağustos 2025 2 dk.

Yaklaşık 400 milyon yıl önce omurgalılar denizlere hâlâ mahkumken balıkların karaya çıkmasını sağlayacak uzuvlar henüz evrimleşmemişti. da daha karaya çıkmamıştı. Scientific Reports dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada araştırmacılar, işte tam da bu zaman aralığında balıkların suyun ötesindeki hayatı merak edip karada yaşamayı test ettiklerine dair bilinen en eski fosil kanıtını keşfetti.[1] Bilgiler doğruysa bu keşif, balıkların sudan karaya geçişi ilk kez denemesini en az 10 milyon yıl daha geriye çekebilir. Zürih Üniversitesi'nden paleontolog Christian Klug, sahayı ziyaret edip yeni verileri inceledikten sonraki düşüncelerini şöyle anlatıyor:

Yeni fosiller, 2021 yılında Polonya'daki Świętokrzyskie Dağları’nda, Varşova'nın yaklaşık 190 kilometre güneyinde yapılan kazılar sırasında bulundu. Uzmanlar, dağların 410 milyon ila 393 milyon yıl önce sahil veya kıyı şeridi olduğunu belirtiyor. Araştırmacılar, bir zamanlar denizin olduğu alanda 240'tan fazla fosilleşmiş çukur, oyuk ve iz buldu. Ekip, bunların antik sürüngen balıklara ait olduğunu düşünüyor.

28
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
385.2K UP
Aktaran 19 Ağustos 2025 2 dk.

Antiquity dergisinde yayınlanan bir çalışmada ilk bin yıla tarihlenen 200'den fazla gümüş sikkeyi inceleyen arkeologlar, bu paraların o dönemde Güneydoğu Asya'da ne kadar geniş ekonomik bağlar olduğunu gösterdiğini ortaya çıkardı.[1] Aynı zamanda günümüz Bangladeş'inde bulunan bir sikke ile yaklaşık 1.600 kilometre uzaktaki Vietnam'da keşfedilen bir sikkenin de aynı kişi tarafından basıldığı düşünülüyor.

İkinci yüzyıla kadar uzanan erken dönemlere ait Çin kayıtları, hükümet politikalarının ve ticaret ağlarının bölge genelinde geniş çaplı ticareti kolaylaştırdığını gösteriyor. Bu rotalar, doğu Akdeniz'den ve Afrika'nın kuzey kesimlerinden Çin'e kadar binlerce kilometre uzanıyordu. Arkeolojik kanıtlar bu belgeleri destekliyor. Güneydoğu Asya’daki kazılarda Hint takıları, Roma cam eşyaları ve Pers, Çin ile bölgenin diğer yerlerinden çanak çömlek örnekleri bulundu. Tek yüzünde yükselen güneş, diğer yüzünde ise Hint kökenli dini geleneklerin erken bir sembolü olan Srivatsa'yı betimleyen gümüş sikkeler, bu tür buluntularla sıklıkla ilişkilendiriliyor.

12
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 19 Ağustos 2025 2 dk.

Domates ve patatesin sadece isimleri birbirine benzemekle kalmıyor, aynı zamanda birlikte de çok iyi gidiyorlar. Her ne kadar birinin meyvesi, diğerinin ise yumruları yenilebilir olsa da bu durum birbirlerinin en yakın akrabaları olmalarını değiştirmiyor. Cell dergisinde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar, domatesin patatesin ortaya çıkmasını sağlamış olabileceğini belirtiyor.[1] Ekibe göre erken dönem domates bitkileri, yaklaşık 9 milyon yıl önce başka bir atasal grup ile melezleşti ve bu birleşmeden yumru yapma özelliği için doğru gen kombinasyonuna sahip melez yavrular oluştu. Yeni araştırmayı yürüten Çin Tarım Bilimleri Akademisi'nden genom biyoloğu ve bitki ıslahçısı Sanwen Huang, şöyle özetliyor:

Yazarlar, bu melezleşmenin ilk patateslerin atalarının normal şartlarda ulaşamayacakları yeni bölgelere ve iklim koşullarına (sıcak çayırlardan soğuk dağ çayırlarına) yayılmasına yardımcı olduğunu savunuyor. Araştırmaya katılmayan Arkansas Üniversitesi'nden evrimsel biyolog Jeremy Beaulieu, çalışma ile ilgili yorumlarını şöyle aktarıyor:

25
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
385.2K UP
Aktaran 17 Ağustos 2025 2 dk.

Nature Biotechnology dergisinde yayımlanan bir çalışma, yapay zekanın bilim insanlarının o proteinlerin nasıl göründüğünü bilmedikleri durumlarda bile; vücutta zararlı proteinlere yapışıp onları parçalayabilen küçük, ilaç benzeri moleküller tasarlayabildiğini ortaya koyuyor.

Bu çığır açan gelişme, aralarında bazı kanser türleri, beyin hastalıkları ve viral enfeksiyonların da bulunduğu, geleneksel ilaç geliştirme yöntemlerine uzun süredir direnen hastalıklar için yeni tedavilerin önünü açabilir.

23
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Hiçbir haz kendiliğinden kötü değildir. Ancak haz üreten şeyler bazı koşullarda hazzın kendisinden kat ve kat daha büyük rahatsızlıklara yol açabilir."
Epikür
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)