Kısa vadede koruma ve onay sağlayan bu eğilim, kalıcılaştığında insanı gerçek fırsatlara karşı bile tamamen…
Filtrele
Kısa vadede koruma ve onay sağlayan bu eğilim, kalıcılaştığında insanı gerçek fırsatlara karşı bile tamamen pasifleştiriyor. Psikolojide "kurban zihniyeti" denen bu durumda birey, olumsuzlukların sorumluluğunu sürekli dış etkenlere yüklüyor. Bunun temelinde Martin Seligman'ın 1960'larda ortaya koyduğu "öğrenilmiş çaresizlik" yatıyor. Deneylerde kaçamayacakları şoklara maruz kalan köpekler, sonradan kaçabilecekleri durumlarda bile pasif kaldı.
İnsanlarda da tekrarlayan başarısızlıklar, çocukluk travmaları veya sürekli eleştirilmek güven algısını zedeliyor. Yani mağduriyet hissi basit bir bahane değil; yaralayıcı deneyimlere karşı gelişen bilinçsiz bir koruma stratejisi. Buna acı çekmeyi yücelten kültürel kalıplar ve sosyal medyada mağduriyet söylemiyle kazanılan hızlı onay da eklendiğinde bu rol iyice pekişiyor.
Ancak bu savunma mekanizması zamanla üç aşamalı bir kısır döngüye dönüşüyor. Kişi önce olumsuzlukları kişiselleştiriyor, ardından öz güvenini yitirip güçsüz hissediyor ve "Nasıl olsa sonuç değişmez!" diyerek çabalamayı bırakıyor. Örneğin iş yerinde takdir edilmeyeceğine inanan biri, çabasını azalttığı için gerçekten de takdir edilmiyor. Bu döngü depresyon ve kaygıyı artırırken ilişkilerde de sürekli çatışmalara yol açıyor.
Yine de bu tablo bir kader değil. Beynin yeni düşünce kalıplarını öğrenebilme esnekliği, yani nöroplastisite sayesinde bu döngüyü kırmak mümkün. İlk adım, mağduriyet hissinin ne zaman tetiklendiğini fark etmek ve kendini suçlamak yerine tepkilerinin kontrolünü üstlenmek. Bilişsel davranışçı terapi ve şema terapisi gibi bilimsel yöntemlerle birlikte öz şefkat ve sınır koyma pratikleri de kontrolü geri kazanmayı sağlıyor. 🧠
✏️ Yazar: Melike Dal · Editör: Damla Şahin Uçar
İnsanlarda da tekrarlayan başarısızlıklar, çocukluk travmaları veya sürekli eleştirilmek güven algısını zedeliyor. Yani mağduriyet hissi basit bir bahane değil; yaralayıcı deneyimlere karşı gelişen bilinçsiz bir koruma stratejisi. Buna acı çekmeyi yücelten kültürel kalıplar ve sosyal medyada mağduriyet söylemiyle kazanılan hızlı onay da eklendiğinde bu rol iyice pekişiyor.
Ancak bu savunma mekanizması zamanla üç aşamalı bir kısır döngüye dönüşüyor. Kişi önce olumsuzlukları kişiselleştiriyor, ardından öz güvenini yitirip güçsüz hissediyor ve "Nasıl olsa sonuç değişmez!" diyerek çabalamayı bırakıyor. Örneğin iş yerinde takdir edilmeyeceğine inanan biri, çabasını azalttığı için gerçekten de takdir edilmiyor. Bu döngü depresyon ve kaygıyı artırırken ilişkilerde de sürekli çatışmalara yol açıyor.
Yine de bu tablo bir kader değil. Beynin yeni düşünce kalıplarını öğrenebilme esnekliği, yani nöroplastisite sayesinde bu döngüyü kırmak mümkün. İlk adım, mağduriyet hissinin ne zaman tetiklendiğini fark etmek ve kendini suçlamak yerine tepkilerinin kontrolünü üstlenmek. Bilişsel davranışçı terapi ve şema terapisi gibi bilimsel yöntemlerle birlikte öz şefkat ve sınır koyma pratikleri de kontrolü geri kazanmayı sağlıyor. 🧠
✏️ Yazar: Melike Dal · Editör: Damla Şahin Uçar
6 görüntülenme
1
0
Paylaş
Yorumlar yükleniyor...
©2010-2026 Evrim Ağacı
/studio/21c6c344-dda9-4481-90c7-6904f1bbfa35.jpg)