Bilim İnsanları Araştırmalardaki Belirsizliği Neden Gizlememeli?
The Conversation
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Belirsizlik, bilimsel araştırmalarda kaçınılmazdır ve gizlenmek yerine açıkça ifade edilmesi, merak ve yeni öğrenmeler için üretken bir alan yaratır.
- Bilim insanları, belirsizliği kamuoyuna aktarırken karmaşık kanıtları basitleştirme ve kesin yanıt beklentileri arasında denge kurmak zorundadır.
- Araştırmalarda şeffaflık, mevcut kanıtların sınırlarının belirtilmesi ve belirsizliğin dürüstçe paylaşılması, toplumda bilime olan güvenin korunmasını sağlar.
2026 yılının yaz aylarında dört araştırmacı, meslekleri birbirine hiç benzemeyen çok sayıda uzmanla üç gün boyunca bir araya geldi. Bu uzmanlar arasında bir kozmoloji uzmanı, acil durum yönetimi araştırmacısı, genetik danışman, hidroloji uzmanı, nöropsikolog, sağlık riski iletişimi uzmanı, bilişsel sinirbilimci, tiyatro yönetmeni, araştırmacı gazeteci ve meteoroloji uzmanı yer alıyordu. Bir araya gelen dört yazar ise sosyoloji, insan hakları, yerli topluluk sağlığı ve mikrobiyal genetik gibi birbirinden bütünüyle farklı alanlarda çalışmalar yürütüyor.
Araştırmacılar, karmaşık ve zor sorular üzerinde disiplinler arası çalışma gruplarını buluşturan bir araştırma kuruluşu olan CIFAR bünyesindeki bir çalıştayda bir araya geldi. Amaçları, hiçbir uzmanlık alanının tek başına çözemeyeceği temel bir meseleyi ele almaktı: Araştırmalardaki belirsizlikle nasıl başa çıkılacağı ve bu belirsizliğin kamuoyuna nasıl aktarılacağı.
Çalıştayın başlangıcında katılımcıların her biri, belirsizliği açıkça temsil etme konusunda yaşadıkları zorluğu simgeleyen bir nesne getirdi. Araştırmacılardan biri el tipi bir hava durumu ölçüm cihazı, bir diğeri boş bir sunum panosu, bir üçüncüsü ise içinden hangi figürün çıkacağı bilinmeyen ve Japonya'da gachapon olarak adlandırılan bir kapsül oyuncak sundu. Bu nesnelerin paylaşıldığı etkinliğin ardından tüm katılımcıların aslında aynı ortak sorun etrafında toplandığı açıkça görüldü.
Birçok araştırmacı için ilk refleks, belirsizliği bir eksiklik ya da başarısızlık olarak algılayıp kimse fark etmeden üzerini örtmeye çalışmaktır. Oysa çalıştaydaki tartışmalar bunun tam aksini ortaya koydu: Belirsizlik her alanda mevcuttur, onu gizlemek yerine açıkça adlandırmak gerekir. Belirsizlik, bilginin yokluğu veya somut bir sonucun bulunmayışı anlamına gelmez; aksine merakın, öğrenmenin ve yeni kavrayışların mümkün kılındığı üretken bir alandır.
Katılımcıların büyük bir kısmı, belirsizliği ifade etmekte zorlanmanın araştırmaların kamuoyuyla berrak bir biçimde paylaşılmasını engellediği fikrinde birleşti. Üstelik belirsizliğin üzerini örtmek, insanlar daha sonra dışarıda bırakılan şüpheleri keşfettiğinde kamuoyunun bilime duyduğu güveni ciddi biçimde zedeleyebiliyor.
Her Bilim Dalı Belirsizlikle Çalışır
Belirsizlik, çözülüp bir kenara bırakılacak bir sorun değildir. Aksine belirsizliğin içinde yolunu bulabilmek bilimin asıl görevidir ve bu durum hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmaz. Peki araştırmacılar belirsizlik derken neyi kastediyor? Geniş anlamıyla belirsizlik, açıklamaya çalıştığımız olguya dair henüz bilmediğimiz her şeyi ve bu eksik bilginin nihai yanıtı ne ölçüde değiştirebileceğini ifade eder.
Belirsizlik, olası sonuçların bir aralık oluşturduğu anlamına gelebilir; örneğin havanın yağmurlu da olabileceği veya yağışsız da geçebileceği gibi. Hava durumu tahmincileri, son derece karmaşık bir atmosferi iki boyutlu bir haritaya indirgerken aynı verileri kullanan iki yetkin uzmanın birbirinden farklı tahminlere ulaşabileceğini bilir.
Belirsizlik, aktif bir orman yangınının belirli bir yerleşimi etkileyip etkilemeyeceği örneğinde olduğu gibi, bilginin henüz eksik veya gelişmekte olduğu anlamına da gelebilir. Çalıştaya katılan bir yangın bilimci, yangınları yalnızca "öngörülemez" olarak nitelendirmenin sorumluluktan kaçma riski taşıdığını savundu. Uzmanlar belirli bir yangının tam olarak nerede ve ne zaman başlayacağını, ne hızla ilerleyeceğini veya neleri yok edeceğini kesin olarak söyleyemez; ancak bir yerlerde yangın çıkacağını neredeyse kesin olarak belirtebilir. Süreci bütünüyle bilinemez olarak görmek, planlama yapmaktan kaçınmanın bir bahanesine dönüşebilir.
Belirsizlik, laboratuvar ortamında modellenen bir sürecin gerçek dünyada ne kadar geçerli olacağının bilinmemesi de olabilir. Benzer şekilde, bir yangın tahliye emri verildiğinde insanların bu bilgiye nasıl tepki vereceğinden emin olunamaması da bu kapsamdadır. Belirsizliği azaltmak bir noktaya kadar fayda sağlasa da yerel yönetimlerin bir yangının er ya da geç geleceği varsayımıyla risk azaltma stratejileri geliştirmesi gerekir.
Bir diğer örnek olarak genetik danışmanlar, olası bir tıbbi teşhisle yüzleşen ailelerle iletişim kurarken belirsizliği yönetir. Toplum düzeyindeki bir sağlık riskine dair bildiklerini, bireylerin hayatlarını doğrudan etkileyecek kişisel kararlar alırken kullanabilecekleri anlaşılır bilgilere dönüştürür.
Sayısal verilerin en yoğun olduğu alanlar bile insan muhakemesine dayanır. Bir istatistikçi; geleneksel olarak 0,05 eşiğinde p-değeri adı verilen istatistiksel bir ölçütle belirlenen "anlamlı" ile "anlamsız" sonuç arasındaki sınırın, matematiksel olduğu kadar toplumsal bir uzlaşıya da dayandığını hatırlattı.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Bir kozmoloji uzmanı, 2014 yılında bir araştırma ekibinin evrenin ilk anlarına tanıklık ettiğini duyurduğu, ancak sonrasında sinyalin kendi gökadamızdaki toz bulutlarıyla tutarlı çıktığı BICEP2 deneyini anlattı. Fizik disiplini bir bulguyu keşif olarak nitelendirmeden önce olağanüstü düzeyde bir kesinlik talep eder fakat bu talep bile en başta doğru parametrenin ölçüldüğü varsayımına dayanır.
Araştırmacı bir gazeteci durumu son derece yalın bir şekilde özetledi: "Makul şüphenin ötesinde" olmak, mutlak kesinlik ile aynı anlama gelmez. Bir jüri veya yargıç bu ayrımı unuttuğunda hatalı mahkûmiyetler ortaya çıkabilir.
Birçoğumuz akademik araştırmalarla doğrudan karşılaşmayız. Bilimsel çalışmaları çoğunlukla ikinci elden; bir haberden, basın bülteninden, sosyal medya paylaşımından ya da güvendiğimiz bir insanla yaptığımız sohbetten öğreniriz. Araştırmacılar belirsizliği açık bir dille aktarmadığında bu bilgi aktarımının her aşaması yeni bir yanlış anlama fırsatına dönüşür.
Asıl Zorluk Bilgiyi Kamuoyuna Aktarmakta
Mart 2026 tarihli nitel bir araştırma, farklı disiplinlerden birçok bilim insanının belirsizliği aktarmayı bir tür çeviri süreci olarak gördüğünü ortaya koydu. Araştırmacılar bu süreci, karmaşık kanıtları sadakatle aktarırken çoğu zaman basit ve kesin yanıtlar bekleyen kitlelere uyarlama çabası olarak tanımlıyor.
Bilim insanları, kanıtların izin verdiğinden çok daha emin görünmeleri yönünde üzerlerinde hissettikleri baskıdan da söz etti. Gazeteciler ve editörler alıntılanabilir, net bulgular talep ediyor; kutuplaşmış bir ortamda ise okurlar en ufak bir şüphe itirafını cımbızlayarak tüm araştırma alanının güvenilmez olduğuna dair bir kanıt gibi kullanabiliyor.
Belirsizliğin nasıl karşılandığı, verilerin kendisinden ziyade nasıl sunulduğuna ve hedef kitlenin hâlihazırda neye inandığına bağlıdır. İnsanlar bulguları nadiren doğrudan değerlendirir; bilgiyi dolaylı yollardan edinir ve kimliklerine ya da güvendikleri aracılara yaslanır. Günlük hayatta bu durum, çalışmanın kendisinden ziyade aile hekimi, kanaat önderi, komşu ya da sevilen bir yayıncı gibi yanımızda duran veya kendimize yakın bulduğumuz kişileri referans almamız anlamına gelir.
Farklı yaşam deneyimlerine, sağlık anlayışına ve yönetimlerle ya da araştırmacılarla geçmiş ilişkilerine sahip bireyler bilgiyi farklı yorumlar ve farklı kaynaklara güvenir. Sağlık sisteminde ayrımcılığa uğramış kişilerin tıp uzmanlarına güvenme ve onların desteğini arama olasılığı daha düşüktür. Sağlık durumlarını kültürel veya manevi bir bağlamda ele alan kişiler, farmasötik çözümlerden uzak durabilir ya da bu çözümleri başka tedavi yöntemleriyle birlikte uygulayabilir.
Yeni bir aşının nadir görülen yan etkisiyle ilgili aynı başlığı okuyan iki kişiyi düşünelim. Hayatı boyunca durumu sabırla açıklayan hekimlerle karşılaşmış biri, bu haberi sağlık sisteminin sorunları başarıyla tespit ettiğine dair güven verici bir kanıt olarak okur. Geçmişte bir klinikte önemsenmemiş veya kötü muamele görmüş bir diğeri ise aynı cümleyi, kendisine en baştan tüm gerçeğin anlatılmadığının bir teyidi olarak görür. Verilen sayı tamamen aynıdır; ancak varılan sonuç taban tabana zıttır.
CIFAR çalıştayında temsil edilen araştırmaların ortaya koyduğu güven verici bulgu, belirsizlik konusunda dürüst davranmanın güveni sarsmak yerine genellikle koruduğu ve inşa ettiğidir. Samimi, erişilebilir ve gerçekten önemseyen araştırmacılar; belirsiz veya gelişmekte olan bilgileri aktarmada son derece etkili elçilerdir. Güveni asıl zedeleyen şey ise muğlaklık, söylenenlerden geri adım atılması ve karşınızdakinin sizinle açıkça konuşmak yerine durumu idare etmeye çalıştığı hissiyatıdır.
Ancak araştırmalar sağlam temellere dayandığında yapay belirsizlik üretmek, mevcut güç odaklarını veya siyasi anlatıları pekiştirmeye hizmet edebilir. Bunun en somut örneği, tütün endüstrisinin sigaranın güvenli olduğunu kanıtlamak için değil, yalnızca konunun tartışmaya açık görünmesini sağlamak için onlarca yıl boyunca araştırmaları ve tanıtım faaliyetlerini fonlamasıdır. Yapay bilimsel belirsizlik üretme stratejisi, yasal düzenlemeleri koca bir nesil boyunca geciktirdi ve aynı yöntem daha sonra iklim değişikliği dâhil olmak üzere başka sektörler tarafından da kopyalandı.
Araştırmacılardan Ne Talep Edebiliriz?
Çalıştayda sağlanan uzlaşı, katı bir formülden ziyade bir dizi yol gösterici ilkeden oluşuyordu. Farklı disiplinlerden bilim insanlarının birbiriyle kurduğu diyalogdan doğan bu çerçeve, bilimin doğasındaki şüphe payını görünür kılmayı hedefliyor.
Bu ilkeler aynı zamanda yeni bir bilimsel çalışmayı veya halk sağlığı tavsiyesini incelerken ya da bir hava durumu tahminini takip ederken sorabileceğimiz pratik bir kontrol listesi işlevi de görüyor:
- Mevcut kanıtların sınırları net mi? Rapor eldeki kanıtların bize ne söylediğini ve sınırlarının nerede bittiğini açıkça ortaya koyuyor mu? Ham veriler ile politika seçenekleri birbirinden net bir şekilde ayrılmış mı?
- Değişim ihtimali belirtiliyor mu? Rapor, bilgilerin zaman içinde değişebileceğini açıkça ifade ederek beklentileri doğru ayarlıyor mu; bu değişimin nasıl ve neden gerçekleşebileceğini açıklıyor mu?
- Açıklamalar somut ve belirgin mi? Net ve doğrudan tahminler, muğlak ve ihtiyatlı ifadelerden (İng: "hedging") çok daha güvenilirdir. Bu tür kaçamak ifadeler çoğu zaman "bu değer biraz daha yüksek veya düşük olabilir" gibi görünür.
- Şeffaflık sağlanmış mı? Bilgiyi kimin aktardığı; kullanılan yöntemler, araştırmacılar, kurumlar veya fon sağlayan kaynaklarla ilgili olası yanlılıklar şeffaf bir şekilde paylaşılıyor mu?
Belirsizlik; nitelikli bir araştırmanın ya da kamuoyu güveninin düşmanı değildir. Aksine yeni bir soruyu davet eden açık bir kapı, merak duygusunun yeşerdiği bir alandır. Kendinden emin ancak güvenilmez seslerle dolu bir bilgi ekosisteminde araştırmacıların "neyi bilmediğimizi ve bunu nasıl öğreneceğimizi" açıkça ifade etme konusundaki istekliliği, bilimin topluma sunabileceği en güvenilir dayanak olabilir.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Bu makaleyi bağlı asistanınıza okutun.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: The Conversation | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/10/2026 13:51:15 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23842
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in The Conversation. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.