Gereksiz gizem yaratmaya lüzum yok, net prospektüs bilgisiyle başlayalım: Doğada bir taşın altında veya derin bir madende öylece keşfedilmeyi bekleyen, periyodik tablonun arasına sıkışacak yeni bir element bulma ihtimalimiz yok. Element dediğimiz kavram çekirdeğindeki proton sayısıyla belirlenir ve 1 numaralı hidrojenden 92 numaralı uranyuma kadar bütün tam sayılar eksiksiz doludur. Arada buçuklu proton olamayacağına göre, rafta gizli kalmış bir çekmece bulunmuyor.
Uranyumdan sonrası için de durum pek farklı değil. Uranyum ötesi elementlerin çekirdekleri aşırı kararsız olduğu için doğada durup beklemez, hızla kendiliğinden bozunurlar. 93 numaralı neptünyum ve 94 numaralı plütonyum gibi birkaçı uranyum yataklarında nötron yakalanmasıyla eser miktarda oluşsa da, daha ağır elementlerin Dünya'nın 4,5 milyar yıllık ömründe bugüne sağ salim kalması fizik kuralları gereği mümkün değildir. Laboratuvarda saniyenin küçük kesirleri kadar yaşatabildiğimiz süper ağır yapay elementleri de zaten doğada hazır bulup çıkarmıyoruz.
Astrofiziksel olaylarda, örneğin iki nötron yıldızı çarpıştığında çok ağır çekirdekler anlık olarak sentezlenebilir. Nükleer fizikte kararlılık adası olarak adlandırılan teorik bir bölge de vardır ve bazı süper ağır çekirdeklerin biraz daha uzun süre kararlı kalabileceği öngörülür. Ancak buradaki uzun ömür bile kozmik ölçekte çok yetersizdir. Kısacası doğada kararlı kalmış ve bugüne kadar gözden kaçmış yeni bir element bulmayı beklemek gerçekçi bir beklenti değildir.
Kaynaklar
-
IUPAC. Periodic Table Of Elements. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Yu. Ts. Oganessian. Heaviest Nuclei From 48Ca-Induced Reactions. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı