Hayvanların düşünebildiğini söylemek oldukça zordur. Zeki hayvan davranışları düşünmeyen yönelimsellik örnekleri olarak betimlenebilir. Bazen insanlar da düşünmeden eyleme geçer; lakin, hayvanlardan farklı olarak insanlar bu otomatikleşmiş davranışların yerleşmesinden önce uzun ve bilinçli bir öğrenme sürecinden geçer. Lakin şu anki elimizdeki veriler ile düşünüp düşünemedikleri hakkında kesin bir karar yoktur.[1]
İnsanlar; gezegenimiz üzerindeki en ileri düzeyde düşünebilen hayvan türüdür; ama düşünebilen tek hayvan türü değildir. Beyni olan her hayvan düşünebilir, planlayabilir, kararlar alabilir. Sadece insan bunu bir (veya birkaç) adım ötede yapar.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Her canlının kendine has üstünlükleri, evrimsel süreçte diğerlerinden öteye gidebilmiş özellikleri vardır. Tıpkı kartalın insandan çok daha üstün görüş ve uçuş yeteneği olması, çitanın karaların en hızlı koşucusu, balinaların gezegenin en büyük hayvanları olması gibi, insan da gezegenin en ileri düzeyde düşünebilen hayvanıdır. Her birinin evrimi kendine hastır, evrimsel hikayeleri kendilerine özgüdür. Zaten bu sebeple, ortak olan sayısız özellikleri bir yana, kendilerine özgü bu şekilde birkaç özellik evrimleşebilmiştir.
Nasıl ki çitanın karaların en hızlı koşan hayvanı olması, diğer hayvanların koşamadığı anlamına gelmiyorsa; insanların gezegendeki en ileri düzeyde düşünebilen hayvan türü olması, diğer hayvanların düşünemediği anlamına gelmez. Kaldı ki, yapılan tüm bilimsel araştırmalar, diğer hayvanların da; özellikle memeliler ve kuşların da çok ciddi düşünme, algılama, karar verme yetenekleri olduğunu göstermektedir.
İşte bununla paralel olarak, Cambridge Üniversitesi'nde yapılan Francis Crick Anma Konferansı'nın 7 Temmuz 2012 tarihli toplantısında birçok farklı bilim camiasını temsilen etkinliğe katılan ve hayvan davranışları ile bilinci konusunda araştırma yapan uzmanlar, bilim camiasında artık aksi iddia edilmesi güç bir biçimde, diğer hayvanların da bilince sahip oldukları konusunda hemfikir olduklarını ilan ettiler.
Her ne kadar hayvanlarla bir miktar zaman geçiren her birey, onların birer "biyolojik makine" olmadığını, tamamen içgüdülere bağımlı değil, kendi özgün kararlarını alabilecek bilince sahip olduğunu kolaylıkla fark edebilecek olsa da, bilimsel şüphecilik dahilinde sadece duygusal kanılarla bu yargıya varmak doğru olmazdı ve bilim insanları da bu yüzden oldukça açık bir gerçek gibi gözüken bu konuya uzun yıllardır şüpheci yaklaşmaktalardı.[1]
Kendi fikrimce ise her hayvan düşünebilir. İnsanlar kadar derin olmasa da duyguları olabilir. Dün yaşadığım bir olayı anlatayım, sokaktan geceleyin geçerken araba çarpıp yavru kedinin arka tarafından çıkan organlarıyla beraber yanı başında bekleyen annesiyle ölmüş yavru kediyi görmüştüm. Annesi belki de içgüdüsel olarak yanında bekliyor olabilir fakat yavrusunu düşündüğü için bir insana baktığınız gibi o kedinin yüzüne de bakınca yüzünde normal bir kedi bakışı yerine daha mahzun ve yapacağı hiçbir şey olmadığı için ne kadar çaresiz baktığını gözlerimden okudum. Diyeceğim odur ki her hayvanda bir nebze düşünce vardır.
Hızlı cevap; Evet.
İnsanların düşünmesi evrimsel bir olaydan kaynaklanır. Düşün ki, insanlar sadece bir elektrikli bisiklet ama evrimleşme bize beyin olarak F1 Formula yarış arabası motoru takmış. Varsayalım ki bu F1 Motoru sadece %25 gücünü kullanarak bu elektrikli scooterı/bisikleti maximum hızına ulaştırabiliyor. Gerçek hayata dönersek, bu kalan %75 düşünmek için kullanılıyor.
LÜTFEN OKUMADAN ÖNCE KAFANIZDA BULUNDURUN; Ben sadece bir öğrenciyim ve kendi gözlemlerim ile "bulduğum"/"fark ettiğim" ve hatırladığım kadarıyla bir Kurzgesagt videosundan gördüğüm şeyleri söylüyorum
Balina vb. Hayvanlarda zaten koskocaman vücutlarını kullanmaya yetiyor gibi düşün. Otobüs motoru takılı bir ötöbüs kullanırsan normal çalışır ama hala dörtlüleri yakabilir, vites değiştirebilir vb. şeyler yapabilirsin. İllahaki karga gibi altın/para getirmesi veya papağan gibi konuşamsına gerek yok, genelde hayvanlar düşünebilir. Bir köpek sahiplenince en azından sadece yürümek yerine, sadece "bundab bana zarar gelmez" gibi düşünmek yerine kucağına gelir ve seninle oynamak ister vb. Kurt sürüsü düşün: Sürüde birlikte hareket eden kurtlar, avlanma sırasında işbirliği yaparak daha büyük ve hızlı avları yakalayabilirler. Bu dayanışma, bireysel olarak avlanmaya göre çok daha etkili sonuçlar verir. Bu özellikle birbirlerini sevdikleri için vb. beraber dolaştıkları anlamına gelmez. Ancak evcil bir köpeği sokağa atarsan illaki 5-6 kere sana geri gelmeyi dener, hatta yolda bırakırsan arabanın arkasından koşar. Ki bu direkt ev ortamında büyümüş değil, sokakta doğmuş köpeklere de geçiyor. Anladın sen. Git bi muhabbet kuşu al ve oyuncak bir muhabbet kuşunu yanında tut. O oyuncak m. kuşu ile gerçek olana hafifçe saldırır ve rahatsız edersen, ki artık gerçek olanın da ona geri saldırmaya başlayacağına kadar, bi iki-üç yıl sonra o oyuncağı geri ona gösterdikten sonra onu hatırlayacaktır. *Ama neyse, lütfen bu verdiğim muhabbet kuşu örneği gibi birşey yapma, bir hayvan deney aleti olmaktan çok daha iyisini hak eder.*[1]
Evet, hayvanlar da sıkılabilir. Fakat insanların "sıkılma" deneyimi gibi karmaşık bir psikolojik süreci birebir yaşamazlar; daha çok uyaran eksikliği, hareket kısıtlılığı veya doğal davranışlarını gerçekleştirememe sonucu bir stres hali yaşarlar. Bu da “sıkılma”ya yakın bir durumdur.
Örneğin:
Kafeste dönen bir kaplan, kendi doğasında kilometrelerce yürür, avlanır. Ama kafeste sürekli aynı hareketi yapması, sıkıldığını ve streste olduğunu gösterir.
Evcil hayvanlar (özellikle zeki türler: köpekler, papağanlar, domuzlar vs.) yeterince oyun, etkileşim veya zorluk içeren görev almazlarsa davranış sorunları geliştirebilir.
2. At örneği özelinde
Atların saatlerce hareketsiz durup sabit bir noktaya bakması bize "sıkılmıyor mu bu hayvan?" diye düşündürebilir. Ancak:
Atlar otçul ve av hayvanıdır; çevreyi gözlemlemek onlar için hem doğal hem güvenlik ihtiyacıdır.
Bu davranış bazen düşünme hali, bazen meditatif bir sakinlik, bazen de uyaran eksikliği anlamına gelir.
Ancak sürekli ve uzun süreli hareketsizlik varsa, bu apatik davranış (ilgisizlik) veya öğrenilmiş çaresizlik belirtisi olabilir. Bu da sıkılmanın bir yansıması olabilir.
3. Bilimsel Gözlemler ve Sinyaller
Hayvanlarda sıkılma belirtisi olarak görülebilecek davranışlar:
Tekrarlayıcı hareketler (örneğin, kafeste ileri geri gitme)
Sesli yakınmalar (uluma, miyavlama, ötme)
Çevresine zarar verme (kemirme, tırmalama)
Aşırı uyku ya da ilgisizlik
4. Karmaşık Zihinler Daha Kolay Sıkılır
Hayvanın bilişsel kapasitesi arttıkça, sıkılma potansiyeli de artar.
Kargalar, papağanlar, yunuslar, köpekler, domuzlar gibi yüksek zekâya sahip hayvanlar; zenginleştirilmiş çevrelere, oyunlara ve görev odaklı faaliyetlere ihtiyaç duyarlar.
Aksi halde depresyon benzeri davranışlar sergileyebilirler.
Özetle:
Hayvanlar da sıkılır. Ama biz insanlar gibi "off ne yapsam" gibi düşünceleri olmayabilir. Onların sıkılması, daha çok uyaran yoksunluğu, hareket kısıtlılığı ve doğal davranışlarını sergileyememe ile ilgilidir. Atların sabit bakışı, bazen normaldir, bazen de uyaran eksikliğine işaret eder.
İşte senin için topladığım güvenilir kaynakların URL’leri, her biri doğrudan okuyabileceğin gerçek makale ve araştırma sayfaları:
Hayvanlar Gerçekten Düşünüyor Mu?
Bu sorunun cevabı, "düşünmek" kelimesini nasıl tanımladığımıza göre değişiyor. Eğer düşünmeyi sadece karmaşık problemleri çözmek, öğrenmek ve çevreyi algılamak olarak ele alırsak, o zaman evet, birçok hayvan türü kesinlikle düşünüyor! Günlük hayatta gözlemlediğimiz veya bilimsel araştırmalarla ortaya konan pek çok davranış, onların sandığımızdan çok daha fazlasını yapabildiğini gösteriyor.
Hayvanların Şaşırtıcı Bilişsel Yetenekleri
Hayvanlar alemine şöyle bir göz attığımızda, insanlarda "düşünme" ile ilişkilendirdiğimiz birçok bilişsel beceriyi rahatlıkla görebiliriz:
Problem Çözme Yetenekleri: Kargaların fındıkları kırmak için taşları kullanması ya da su seviyesini yükseltmek için suya nesneler atması gibi örnekler, onların yaratıcı problem çözme becerilerine sahip olduğunu gösteriyor. Bu, sadece içgüdüsel bir tepki değil, aynı zamanda durumu analiz edip çözüm üretme yeteneğidir.
İnanılmaz Hafızaları: Belki de en bilinen örneklerden biri, fillerin geçmişteki olayları veya su kaynaklarının yerlerini yıllar sonra bile hatırlamasıdır. Ayrıca, sincapların kış için sakladıkları binlerce fındığın yerini unutmaması, hayvanların hem kısa hem de uzun süreli hafızalarının ne kadar güçlü olabildiğini kanıtlar.
Öğrenme ve Adaptasyon: Köpeklerin karmaşık komutları anlaması, yunusların inanılmaz gösteriler yapması veya hatta basit bir güvercinin labirentte yolu bulması... Tüm bunlar, hayvanların yeni bilgileri edinme ve davranışlarını değiştirebilme kapasitesini ortaya koyuyor.
Etkileyici İletişim Becerileri: Sadece sesler, kokular veya vücut dilleriyle değil, bal arılarının yaptığı gibi karmaşık danslarla bile bilgi aktarabiliyorlar. Bu, kendi aralarındaki koordinasyonu ve iş birliğini sağlayan gelişmiş bir iletişim şeklidir.
Sosyal Zeka ve Empati: Primatlarda ve hatta fillerin yas tutma davranışlarında gördüğümüz gibi, bazı hayvanlar diğer bireylerin duygusal durumlarını algılayabilir, empati gösterebilir ve karmaşık sosyal ilişkiler kurabilirler. Bu da onların sadece bireysel değil, sosyal olarak da düşündüğünü gösteriyor.
Geleceği Planlama: Sadece anlık ihtiyaçlara odaklanmıyorlar. Bazı kuş türlerinin kış için yiyecek depolaması veya şempanzelerin gelecekte kullanacakları aletleri önceden hazırlaması, geleceği öngörme ve planlama yeteneklerinin bir işaretidir.
Peki, İnsani Anlamda "Düşünme" Ne Demek?
İşin aslı, "düşünmek" kelimesinin derinliği burada devreye giriyor. Eğer düşünmeyi bilinç, öz farkındalık, soyut kavramlar oluşturma veya karmaşık dil kullanımı gibi daha ileri seviyeli bilişsel süreçlerle tanımlarsak, o zaman durum biraz daha karmaşıklaşıyor. İnsan düşüncesi genellikle semboller, karmaşık diller ve geleceğe dair detaylı senaryolar yaratma yeteneğiyle öne çıkar. Hayvanların bu insan seviyesindeki soyut düşünceye sahip olup olmadığı hala bilim insanları tarafından araştırılan ve tartışılan bir konudur.
Sonuç: Hayvanlar Sandığımızdan Çok Daha Akıllı!
Özetle, hayvanların bilişsel yetenekleri üzerine yapılan her yeni araştırma, onların dünyayı algılayışlarının ve tepkilerinin ne kadar zengin olduğunu gösteriyor. Problem çözüyor, öğreniyor, hafızalarını kullanıyor ve kendi türlerine özgü şekillerde iletişim kuruyorlar. "Düşünmek" kelimesinin tanımına bağlı olarak, bu yetenekleri kesinlikle "düşünme" olarak adlandırabiliriz. Onların dünyasına daha derinlemesine baktıkça, doğanın ne kadar muhteşem ve akıl dolu olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Bu konuda belirli bir hayvan türünün bilişsel yetenekleri hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? Ya da hayvanlarda gördüğümüz farklı bilişsel becerilere odaklanabiliriz.
Deneyimim hayvanların ne kadar akıllı olup olmadıkları konusundaki merakım ve bu merakımı gidermek için kendi yaptığım denemelerdeki gözlemlerimdir.
[1][1]Dolayısı ile kaynak: Şahsım
Doğada ve günlük yaşamda karşılaştığım birçok hayvanın kesinlikle düşünebildiği, tecrübeleri doğrultusunda geleceği kendilerince tahminleyebildikleri konusunda bir şüphem yok. Sadece bu becerinin düzeyinin hayvandan hayvana değişebildiğini düşünüyorum. Birkaç örnek vermek gerekirse:
Sizi bir elektrik direği veya ağacın üzerinde izleyen bir kargaya denk geldiğinizde şu denemeyi yapın. Kargaya bakmadan yerden bir taş alın, karga bunu umursamayacaktır. Ama kargaya bakarken aynı denemeyi yapın, siz daha taşı yerden alıp ona atmadan dahi bulunduğu yerden havalanıp tedbiren kaçtığına şahit olma olasılığınız çok yüksek. Bu durumu yorumlarsak, niyetinizin kötü olduğunu veya olabileceğini, yerden taş veya başka bir cisim almakta olduğunuzu, muhtemelen onu hedef seçtiğinizi ve o cismi kendisine atabileceğinizi bilerek bunun bir sonraki aşamasında kendisi için söz konusu olan riski öngörerek karşı aksiyon alıyor. Bunu farklı yer ve zamanlarda birçok karga ile denedim. Kendisini menzil içerisinde değerlendiriyor ve onu hedef alacağınızı düşünüyorsa kaçıyorlar...
Bu sadece bir örnek bu gibi örnekler çoğaltılabilir:
Bunlar bizzat tecrübe ettiğim ve aklıma gelen bazı örnekler.