Skender Zulkurneyn ( İki boynuzlu İskender)
Burada kastedilen Büyük İskender’dir (m.ö. 356-323) ve Makedonya’lıdır. İki boynuzun sahibi. Biri Magrib ve batı anlamında Fas-Cebeli Tarık, diğeri Maşrik ve doğu anlamında Hindistan-Pencap olmak üzere, dönemine damga vurmuş büyük bir komutan.
O dönemde dünyanın üç kıtadan ibaret olduğu var sayılıyordu. Ki bunlara bugün bile hala eski ana karalar ismi ile hitap edilir: Asya, Avrupa ve Afrika. Büyük İskender de bu dünyanın en batısından (Magrib-Fas) en doğusuna (Maşrik-Hindistan) kadar ayak basmadık yer bırakmayan, fetheden ve fakat yok etmeyen bir komutan olarak tarihe geçmiştir.
Kuran-ı Kerim de Zulkurneyn ibaresinin geçtiği doğrudur. Onu kastetmiş olması kuvvetle muhtemeldir çünkü Orta Doğu’ da ve Mısır’da fethettiği bir çok yerde onun komutanları sonrasında imparatorluklar kurmuştur. Bunların en önemlileri Doğu akdenizde Selevkos (Şimdiki Hatay’ın ilçesi Samandağ Merkezli) ve Mısır merkezli Ptolemaios’tur.
Ancak Türklerle bir bağı olduğuna ve onların sınırlarına dayandığına dair bir veri yoktur. Kuran-ı Kerim’de geçtiği üzere bir peygamber olduğuna ve Hz. Nuh’un soyundan geldiğine de. Tabi inanç söz konusu olduğunda kim neye inanmak istiyorsa ona inanabilir fakat Büyük İskender’in yeri, yurdu, yaşadığı dönem ve hikayesi bellidir. Sevgiyle...
Net bir şey söylemek kesinlikle mümkün değildir. Bazı durumları göz önünde bulundurarak yorum yapılabilir fakat kesin bir şey demek mümkün değildir. Dini referansları göz önünde bulundurursak Oğuz Kağan karakterine (karakter diyorum çünkü Oğuz Kağan-Mete Han ile benzetilse de tekrar söylüyorum net bir şey yoktur.) daha çok benzer. Elimizde net kaynak olmadığı için tartışma konusundan öteye gidemez.
Her neyse , eğer size bu konu hakkında mutlaka geçerli bir şey vermem gerekirse;
Sayfa 12.[1] Burdan itibaren incelerseniz istediğiniz bilgiyi vereceğini umuyorum.
'Zülkarneyn o halka şöyle dedi: “Kim şirk inancında direnirse biz
onu cezalandıracağız. Vakti gelince o kişi rabbinin huzuruna çıkarılacak ve rabbi onu çok daha şiddetli bir şekilde cezalandıracak. İman edip
imanlarına yaraşır güzellikte işler yapan kimselere gelince, böyleleri ise
çok güzel bir mükâfata nail olacak. Üstelik biz onlara [mükellefiyetler hususunda] her türlü kolaylığı göstereceğiz.”'.[2]
Zülkarneyn'in peygamber olduğunu ve Kur'an'da geçtiği üzere böyle bir kısım olduğunu varsayarsak ise Oğuz Kağan'dan tamamen bağımsızdır. Sizin için dönem kaynaklarını biraz daha inceledim , İslamla yakın tek şey bazı tek tanrılı dinler. Şirk gibi terimlere hiç bir şekilde rastlayamadım , ya da benzeri olaylara.
"Zülkarneyn, müslüman olmasına rağmen bazen putperest bir kral; insan olmasına rağmen bazen de bir melek ya da cin olarak ele alınmıştır. Yine onun iki dağ arasına demir ve bakırla inşa ettiği set, taş ve harçla inşa edilen setlerle izah edilmiş; yaptığı seferleri ise uzayda gerçekleştiği yönünde açıklanmıştır.".[3]
Varmak isteyeceğim nokta şudur , bunlar göz önüne alındığında (ki Zülkarneyn dini bir kişiliktir bu sebepten Kur'an'dan başka kaynak göstermek zordan ötedir) Zülkarneyn ile Oğuz Kağan gibi tarihi figürlerin benzerlikleri olsa da aynı kişiler değillerdir. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Kur’an-ı Kerim’de 25 Peygamberin haricinde adı zikredilen Hz. Zülkarneyn (r.a) hakkında hiçbir tarihi kaynak yoktur. Kim? Nerede? Ne zaman? Nasıl? Sorularına maalesef ki yanıt veremiyoruz. Lakin birçok İslam tarihçileri Kur’an ve Tevrat’tan yola çıkarak Zülkarneyn hakkında çeşitli iddilar ortaya atmışlardır. Bazı çeşitli anlatılardan ve Kur’an’da yazan; Zülkarneyn’in “Dünya’nın Doğusuna ve Batısına ulaşmaya çalışan bir lider” olarak tasfir etmesinden dolayı Oğuz Kağan ile badaştırmışlar ve Türklerin atası olduğu gibi çeşitli iddilar ortaya çıkarmışlardır.
Büyük İskender ile olan bağlantıları iki ayrı benzerlikten dolayıdır. İlki Zülkarneyn isminin bir lakap olduğu ve anlamının “İki boynuz sahibi” betimlemesi ve Büyük İskender’in tıpkı Zülkarneyn gibi “gözümün gördüğü tüm toprakları feth etmek istiyorum” felsefesi ile doğuya akınlar gerçekleştirip Orta Asya’nın içlerine kadar girmesi ana akımda bir hayli Büyük İskender ve Zülkarneyn ile bir bağlantısı olabileciği iddiasını doğurmuştur. Ama burada sefer hareketlerinde bir çelişme olduğunu dile getirmek isterim şayet Zülkarneyn Kur’an’da önce batıya daha sonra doğuya sefere çıkıp geçtiği topraklara hükmettiğini yazmaktadır. Büyük İskender ülkesinin batısına hiç sefer gerçekleştirmemiştir. Benim gibi düşünen birkaç tarihçide bundan yola çıkarak Büyük İskender ile değilde Zülkarneyn’i Ahameniş İmpratorluğunda Krallar Kralı olarakda bilinen Büyük II. Kiros ile bağdaştırmışlardır. Ama o da iddiadan öteye geçememiştir.
Oğuz Kağan hakkında ise adına yüzyıllar sonra yazılmış destan ve adının geçtiği birkaç yazıt dışında hiçbir kaynak yoktur. Çıkıpta diyemizki Oğuz Kağan, Hz. Zülkarneyn’dir. Birisi hükümdar ve komutanken birisi göçebe halkın Oymak Beyi. Oğuz Kağan’ın birkaç tasfir edilmiş yağlı boya portresinden yola çıkıp, Zülkarneyn, Oğuz Kağan’dır iddiasında bulunulduğunu da hatırlatmak isterim.
Hz. Zülkarneyn, Kur’an’da adı Kehf Suresinde geçmiş, Peygamber olup olmadığı tartışılmaya devam etmiş bir nebî’dir. Hangi millete ya da kavme geldiği hâlâ gizemini korumaktadır.
Türklerin atası Yafes mi? Sorusunda da bu iddianın ilk kaynağı Türk Tarih Tez’ine kadar uzanır. Türk Tarih Tezi bugüne kadar en kapsamlı ve ayrıntılı araştırma yapılmış ülkemiz adına en büyük projelerden birtanesi diyebilirim. Müslümansanız bu iddiayı gönül rahatlığı ile kabul görebilirsiniz zira Tevrat’ta, Eski Ahit’te ve Zebur’da Hz. Nuh üç oğlunu tufandan sonra Sam’ı Güney’e, Ham’ı Batı’ya, Yafes’i ise Doğu’ya gönderdiği yazmaktadır. Hz. İbrahim’in eşi Kantura da Doğudan geldiği ve Türk olduğu, Hz. İbrahim’in buyurması ile daha sonra doğuya göç edip tekrar kendi halkının yanına Yafes’in soyundan gelen halk ile bu halkın Hun’ların ataları olduğunu söylerler yaşayıp burada vefat ettiğini birçok din tarihçileri dile getirmiştir. Ama bu anlatılanların tarihi bir kaynağının olmadığını tekrar dile getirmek isterim.
Ek olarak Hz. Zülkarneyn’i, Büyük İskender, Oğuz Kağan ve Kiros dışında; Bilge Kağan, Yemen hükümdarı Sa’b b. Rayiş, Akad Kralı Naram-Sin, Himyar Kralı Afriqish al-Himyari, efsanevi İran Kral’ı olan Feridun, Mezopotamya’da bulunan Lahmilerin Prensi İmru’l Kays, Hz. Yusuf’un oğlu Mesih, Part Kralı Kisrounis, hepsini geçtim Büyük Darius diyen var. Ve hatta Zülkarneyn’i, Hz. Musa (a.s)’dır dahası Peygamber efendizimizdir diyen birçok yazarlar da mevcuttur. Bunun gibi daha birçok çeşitli rivayetler olduğunuda eklemek isterim. Ya gezegenler arası zaman yolcusuydu diyen var. :D :D
Bilimsel olarak Türklerin Proto-Türk diye tabir ettiğimiz göçebe halkın Sibirya’dan göç edip Orta Asya bozkırlarına geldiğini, Sibirya’ya ise 425.000 yıl önce Angliyen Buzullaşması sırasında dev bir selin Güneydoğu İngiltere ile Kuzey Fransa arasındaki Weald-Artois Antiklinali adı verilen iki kara parçasını birbirine bağlayan sırtın, Hoxnian Aşaması sırasında sular altında kalarak bugünki Britanya Adası’nın oluşturduğunu ve insanlar devam eden süreç boyunca Güneye doğru göç edip Avrupaya geçtikten sonra Kuzey’e doğru ilerleyip Asya’nın yolunu tuttuğunu arkelojik buluntulardan yola çıkarak bulabiliyoruz. Sonuç olarak sormuş olduğunuz sorlar ışığında bilimsel bir verilerin ne yazıkki günümüzde olmadığını ama bu konular hakkındaki çalışmalar hâlâ son hızla araştırılmaya devam edildiğini bilmemizde fayda var. Yakın gelecekte umarızki bu konu hakkında yeni bilgiler ve kaynaklar çıktığında yazılarımızla paylaşıp bilgilendiririz. Sağlıcakla kalmanız dileğiyle.