sosyalist toplum, Marx'a göre komünizmin birinci evresi yani alt evresidir. Komünizm ise komünist toplumun üst ve son evresidir. Marx, sosyalizmi var olan devlet formlarına artık ihtiyaç duyulmadığı, sınıfsız komünist topluma geçiş aşaması olarak düşünür.
Marx, sosyalizmi var olan devlet formlarına artık ihtiyaç duyulmadığı, sınıfsız komünist topluma geçiş aşaması olarak düşünür. Engels’e göre, sosyalizmin temsili demokrasisi ortadan kalkar ve yerine komünizmin doğrudan demokrasisi gelirken; ekonomik yaşam özgürlük ve eşitlik temeli üzerinde yeniden düzenlenecek, devlet herhangi bir devrime ihtiyaç duymaksızın kendi kendine sönümlenecektir. Bu sınıfsız, devletsiz toplumu nihai hedef olarak belirlerken, Marksist düşünce ve anarşizm benzeşmektedir.[1][1]
Sosyalizm de komünizm de toplumda eşitlik ve adaleti sağlamanın bir yolu olarak fabrikalar, toprak ve doğal kaynaklar gibi üretim araçlarının kolektif olarak sahiplenilmesini veya vatandaşlara karşı direkt olarak sorumlu olan devletin bu kaynakları kontrolünü savunan siyasi ve ekonomik ideolojilerdir. Bununla birlikte, ilkeleri, yöntemleri ve nihai hedefleri bakımından farklılık gösterirler.
Önce sosyalizmle başlayalım: Sosyalizm, komünizmden daha geniş ve esnek bir kavramdır; dolayısıyla birçok farklı çeşidi vardır. Sosyalizmde üretim araçları devlete, kooperatiflere veya kamu kuruluşlarına ait olabilir, ancak aynı zamanda özel mülkiyet de mevcut olabilir (hatta bazı sosyalizm türlerinde kapitalizmden aşina olunan serbest piyasa bile bulunur!). Sosyalizmde servet ve gelir, kapitalist sistemlere göre daha adil bir şekilde dağıtılır; ancak bu tam bir ekonomik eşitlik anlamına gelmez (yani "Herkes %100 aynı işi yapıp %100 aynı geliri alacaktır" gibi bir kaide yoktur). Sosyalizm genellikle refah sistemleri, sağlık hizmetleri ve eğitim de dahil olmak üzere ekonomide daha büyük bir devlet rolü içerir, ancak doğası gereği kapitalist sistemi ortadan kaldırmaya çalışmaz; hatta bazı sosyalizm türleri, kapitalizmin ehlileştirilerek sosyal devlet politikalarına kaymasını savunur. Çoğu durumda sosyalizme geçiş, devrimci yollardan ziyade, demokratik ve kademeli reformlar yoluyla sağlanabilir.
Sosyalizmin spesifik bir versiyonu olarak düşünülebilecek olan komünizmdeyse daha net bir nihai hedef vardır: Tüm mülkiyetin ortaklaşa sahiplenildiği, sınıfsız ve devletsiz bir toplum.[1] Komünizmde tüm üretim araçları kolektif olarak sahiplenilir, sermaye ve toprak mülkiyeti anlamında özel mülkiyet ortadan tamamen kaldırılır. Komünizm, sınıf yapılarını ortadan kaldırmayı ve zenginliği ihtiyaca göre dağıtmayı amaçlar ("Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre"). Teoride komünizm, devletin üretim araçlarını kontrol ettiği bir geçiş döneminden sonra tamamen devletsiz bir toplum hedefler (yani devlet, komünizm için geçici bir olgudur). Buna karşılık pratiğe bakıldığında komünist devletler, genellikle güçlü hükümet kontrolüne sahip tek parti yönetimi ile karakterize edilmiştir ve asla ortadan tamamen kalkmamışlardır. Tarihsel olarak komünizm, mevcut kapitalist sistemleri ve hükümetleri devirmeyi amaçlayan devrimci hareketlerle ilişkilendirilmiştir - ve doğasında sosyalizme göre çok daha katı bir devrimci ilke anlayışı yatar.
Bunları özletleyecek olursak:[2]
Tabii ki bu tür terimlerden söz ederken şu uyarı mutlaka yapılmalı: Burada anlattığımız tanımların hepsi bağlama göre değişebilir. Hem sosyalizmin hem de komünizmin birçok yorumu ve uygulaması vardır ve bunlar her zaman birbiriyle uyumlu olmayabilir. Ayrıca, her iki terim de farklı ülkelerde ve farklı insan grupları arasında farklı anlamlar ve çağrışımlar taşıyabilir. Dolayısıyla burada anlattıklarımızı sadece bir yol gösterici olarak görmek önemlidir.