Bilim adamları rüyayı şöyle izah ediyor: Sehpayı hayat denilen, insan vücudunun üç uzvu; kalp, ciğer ve beyin doğumdan ölüme denk sürekli çalışırlar. Uykuda vücudun diğer uzuvları dinlendiği halde beyin bilinçaltı denilen faaliyetine devam eder. Kalbin, ciğerin hareketlerini durdurmak insanın elinde olmadığı gibi, beynin çalışmasını da insan iradesi durdurulamaz. Beynin uykudaki bu faaliyetine biz rüya diyoruz.
Rüyaların oluşumuna dair oldukça fazla teori var. Bunların bir kısmını açıklayayım. Ben fizyolojik teoriden önce psikoloji cihetinde açıklayacağım. Sigmund Freud'a göre rüyalarımız, bilinçaltı itkilerinin dışa vurumudur. Yani bilinçliyken bastırdığımız içgüdüsel unsurlar, biz uyurken ortaya çıkararak bu baskının azaltılmasını ve ''sürüngen beynimizin'' rahatlamasını sağlar. Fakat bilindiği üzere Freud'un teorileri somut bir biçimde kanıtlanamamıştır, yine de size fikir verebileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda Aristoteles'ten de etkilenen Freud, ''Düşlerin Yorumu'' adlı iki ciltten oluşan kitap serisinde bu fikri kullanarak fizyolojik uyaranların rüya sürecini şekillendirdiğine (Ateşi olan birinin rüyasında ateş üstünde yürüdüğünü görmesi gibi) ve hastalıkların habercisi olabileceğine dair de yorum yapıyor. Psikoloji açısında bu fikirler sürüp gidiyor, daha detaylı varsayımları inceleyebilirsiniz. İşin bilişsel kısmına gelirsek; farklı fikirler yine mevcut. Bir kesime göre rüyalar uyku sırasında beyindeki elektriksel aktivitenin bir sonucu; bir kesime göre, yaşamımız sırasında depoladığımız verilerin bir görünümü yahut da korteksimizin bu verileri düzenlerken yarattığı bir edinim.
Rüyalar eğlenceli, rahatsız edici veya düpedüz tuhaf olabilir. Ertesi gün hatırlamasak bile hepimiz rüya görürüz. Ama neden rüya görüyoruz?
Rüyalar Nedir?
Rüyalar temel olarak zihnimizin uyurken yarattığı hikayeler ve imgelerdir. Seni mutlu, üzgün veya korkmuş hissettirebilirler. Kafa karıştırıcı veya tamamen rasyonel görünebilirler.
Rüyalar uyku sırasında herhangi bir zamanda görülebilir. Fakat beyninizin en aktif olduğu zaman, REM (hızlı göz hareketi) uykusu adı verilen bir aşamada en canlı rüyalarınızı görürsünüz. Bazı uzmanlar, gece en az dört ila altı kez rüya gördüğümüzü söylüyor.[1]
Evrim teorisi, rüyaların amacının, zorlu veya tehdit edici durumlarla nasıl başa çıkılacağını güvenli bir şekilde öğrenmek olduğunu ileri sürer. Oysa "bellek konsolidasyonu" teorisi, rüyaların gün boyunca öğrenilenlere yanıt olarak hafızayı yeniden düzenlemenin bir yan ürünü olduğunu öne sürüyor.[2]
Bu konuyla alakalı canlı devre kitabını okumanı öneririm. Öncelikle beynimizin kimi yeri görme (oksipital korteks) kimisi bilişsel işler ve mantık (prefrontal) ve kimisi duygusal işler için yoğunlaşmıştır (limbik sistem) Normalde gözü gören fakat deney amaçlı gözleri kapatılan deneklerin daha 1 saat sonucunda görmeyle alakalı korteksin işlevsel alanının küçülmeye başladığı ,somatosensoriyel korteks gibi motor becerilerden sorumlu eylem bölgesinin bu bölgeyi işgal ettiği görülmüştür. Doğuştan veya sonradan görme engeli bulunan kişilerin daha iyi duyduğu algısı bu yüzdendir. Beyin uyku esnasında gözler kapalı olduğundan bu görme merkezini ayakta tutmak ve diğer bölgeler tarafından işgal edilmesini önlemek için görme duyusunu çalıştırır bu sayede rüya görmüş ve beyne iletilen girdilerin başka bilgilerce işgal edilmesinin önüne geçmiş oluruz.
Freud'a göre ise [1]isteklerin doyurulmasından ibaret olan rüya önemsenmeli ve aktardığı mesaj dinlenmelidir.
Rüya görme, insanların uyku sırasında zihinsel faaliyetlerini sürdürdükleri ve çeşitli imgeler, duygular ve düşüncelerle dolu deneyimler yaşadıkları bir süreçtir. Rüya görme nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, birçok teori bulunmaktadır. İşte rüya görme ile ilgili bazı olası nedenler:
Beynin işleyişinin bir parçası olarak: Beynin işleyişi, uyku sırasında da devam eder. Beyindeki sinirsel aktivitelerin rüya görme ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Rüyaların oluşmasının nedeni, beyindeki farklı bölgelerin uyku sırasında birbirleriyle etkileşim içinde olması olabilir.
Bilinçaltının yansıması olarak: Rüyalar, bilinçaltındaki düşüncelerin ve duyguların yansıması olabilir. Bilinçaltı, uyku sırasında daha etkili bir şekilde çalışabilir ve bu nedenle, rüyalarda bilinçaltındaki konuları işleyebilir.
Öğrenme ve hafıza ile ilişkili olarak: Rüyaların öğrenme ve hafıza ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Araştırmalar, uyku sırasında bellek işleme ve konsolidasyonunun gerçekleştiğini göstermektedir. Rüyalar, öğrenilen bilgilerin işlenmesine ve hafızanın güçlendirilmesine yardımcı olabilir.
Duygusal durumun yansıması olarak: Rüyalar, insanların duygusal durumlarının yansıması olabilir. Uykudaki rüyalar, insanların gün içinde yaşadıkları duyguların, kaygıların ve streslerin yansıması olabilir.
Evrimsel bir işlev olarak baktığımızda ise: Bazı teoriler, rüyaların evrimsel bir işlevi olduğunu öne sürmektedir. Rüyalar, insanların hayatta kalmasına yardımcı olabilecek becerileri geliştirmelerine yardımcı olabilir. Örneğin, bir avcı olarak yaşayan bir insanın rüyasında, avlanma tekniklerini geliştirmesi mümkündür.
Sonuç olarak, rüya görmenin nedenleri hakkında net bir açıklama olmamakla birlikte, farklı teoriler vardır. Rüya görme konusunda daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.
Freud'un bakış açısına göre rüya görmemizin sebebi isteklerimizi doyurmaktır. Yemek ve su içmek yada herhangi bir isteği tatmin etmek için kullanılıyor olabilir. Freud'un öğrencisi ve daha sonrasında tamda verdiğim örnekteki konu için tartışıp Freud'un her konuya hazcı bakış açısına karşı çıkan Carl Gustav Jung rüyaların psikolojik nedenleri olabileceğini savunmuştur. Jung rüyaları üçe ayırmıştır. Bunlar büyük rüyalar,ortak rüyalar ve çocukluk dönemi rüyalarıdır. Jung'a göre rüyalar bilinç ve bilinçdışını dengeleyici bir görev görüyor. Gün içinde çözemediğimiz yada geçmişten kalan zihnimizi yoran bir sorunu rüya aracılığı ile bir çözüme ulaştırmaya çalışıyoruz.